Sosyal Bilimler

Sicilya Konuşmaları: Hep Bir Ağızdan Sorulan "Neden?" | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Sicilya Konuşmaları: Hep Bir Ağızdan Sorulan “Neden?”

Babasının annesini terk ettiğini öğrenen adam, vurdumduymaz tavırlarından vazgeçer, ancak içinde anlamsız öfkeyle dolu bir şekilde köklerine geri döner ve geçmişinin topraklarını yeniden keşfetmeye çalışır. Sicilya kırsalında üç gün boyunca insanlarla trajikomik konuşmalar yapar ve bazı temel insanî değerleri yeniden keşfeder.

1941’de yazılan ve aynı yıl yayımlanan kitap devam ettikçe, anti-faşist fikirler daha net ve anlaşılır hâle gelmektedir. Elio Vittorini sonunda yakalansa da başlangıçta faşist sansürden kaçmıştır. Rejimin suçları kitapta doğrudan ele alınamaz, peki (ama) ya “haksız dünya” ve “gazeteler yeni katliamları körüklüyor” ifadelerine ne demeli? Vittorini İspanya İç Savaşı’ndan derin yaralar almış ve İtalyan Direniş Hareketi’ne katılmıştır.

Ernest Hemingway’in apolitik kısa önsözü “dünya kuruduğunda” yağmuru getirdiği için yazara övgüde bulunur. Sicilya Konuşmaları türü açısından kısa bir hikâye ve bir klasik olarak tanımlanabilir.

Kitapta duygu ve düşüncelerinden sıyrılan haiku[1] şiirlerinden oluşan bir oyunda yer alıyormuşçasına, karakterlerin sadece sözcükleri, sesleri ve fiziksel tasvirleri kalmıştır. Ayrıca çok fazla kinaye ve metafor gibi söz sanatları kullanılmış. İmgeler tekrarlanarak çığ gibi büyümüş, bu yüzden bazı bölümler insanı şaşkına çeviriyor ama yine de etkiliyor. Bu kitaptaki sembolizm, bazen direkt olarak görülse de, Hayvan Çiftliği‘ndeki kadar bariz değil. Akış, seyahat kitabından bilinç akışına, bir kitchen-sink dramaya[2] doğru doğrusal ve tutarlı bir şekilde dönüyor. Ancak, insanlar ve temalar birbiriyle çakışıyor ve kafa karıştırabiliyor —yeniden okumaya ve belki de bir çalışma rehberine ihtiyacınız olabilir.

Kitapta soylu görünen adamlar, ruhun yeniden uyanışını temsil ediyorlar. Belki de içsel bir ses olan boyun eğmeyen ama aynı zamanda hürmetkar olan anne sadece mutluluğu değil,  kafası karışmış bir çocukluk yaşamasına rağmen umutlu bir ergenliği, yoksunluk ve hastalığın kaçınılmazlığını da hatırlatıyor. Bir bıçak bileyici —açıkça bir Komünist devrimci— insanların arasında bıçakların olmaması yüzünden hayal kırıklığına uğruyor. Yerli bir saraç, bozulmamış bir dünyayı veya yazarın kendisini bir topluluktan kaçarak koruyan bir filozof olabilirdi. Terzi, tek sahip olduğu bir çift makasla bile tevekkülü ve din hakkındaki yanlış ümidi gösteriyor. Yazar, bu örneklerin hiçbirini kabul etmeyebilir ama bu yüzden insanlar kamunun bol karşı-devrimci şarabında sarhoş olurlar ve uyurlar. Pek çok karakter eninde sonunda, yenilmiş askerler olarak işe yaramaz bir milliyetçi heykelinin altında “Neden?” diye sormak için yeniden bir araya geliyor. Italo Calvino bunu “Guernica kitabı” olarak nitelendirdi ancak ben olsam bu kadar ileri gitmezdim.

Edebi yanı kuvvetli çevirmenler, kendi başlarına müthiş romancılar olabilir ancak yapılan konuşmalar kulağa gereksiz yere yabancı geliyor, yazar bize bu konuşmaların dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşebileceklerini hatırlatıyor. Sık görülen “kulak çınlaması” bizi farklı bir yöne götürür ki bu, çok sayıda çarpıcı, kısa ve net imge ile dolu olan akıcı bir okumayı bozar. Aslında yazarın tarzı çok basittir, bu yüzden neden “Hıristiyanlar (İtalya’da eski moda ‘sıradan insanlar’ için kullanılan  bir terim) gibi az ya da çok  yedik”, “… çorbanın içinde makarna vardı” gibi (makarna çorbası gibi sıra dışı olmayan) ifadeler üzerinde neden çokça zaman harcamayalım ki? Yazarın cümlelerinden en tuhafı  “[çocuklar] aç kurtlar gibi geliyor.” cümlesidir.

Bu küçük ayrıntılara rağmen, modernist şiirselliği, masal, müzik ve hareketle harmanlayan güzel, son derece çağrışım oluşturan bir metin olmuş.


This article was originally published at Socialist Review.

Çeviri: Öznur Uçan
Sosyal Bilimler / Çevirmen
oznur.ucan@sosyalbilimler.org

Kaynak: Simon Sobrero / Socialist Review
Asking a Collective ‘Why?’

Dipnotlar

[1] 5-7-5 ölçüyle kurulan 3 dizelik geleneksel bir Japon şiir türüdür.

[2] 1950lerin sonu ile 1960ların başında görülen İngiliz türü işçi sınıfının hayatını konu alan bir drama türüdür.


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.