Sosyal Bilimler

Sessiz Kalma ve Konuyu Değiştirme: Otosansür | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Sessiz Kalma ve Konuyu Değiştirme: Otosansür

Bireyin düşüncelerini özgürce söylemesi, onun inşa ettiği küçük sosyal ağında kendisinden beklenen en tabii davranışlarından biri. Ancak demokratik toplumlar ve ülkeler sosyal ağı içerisindeki küçük insanın düşüncelerini ifadesinde sıkıntılar başlıyor. Ve sözde modern zamanlarda gerek devlet eliyle sansürleme, gerekse bireyin kendisini sansürlemesi evresine geçilmiş oluyor. Çeşitli baskı ve yıldırmalarla kişilerin sosyal, dilsel, kültürel, politik anlamlarda susturulması; ister pozitivist bir bakış açısına sahip olun ister olmayın nesnel olarak gözle görülebilir ve kanıtlanabilir boyutlarda.  O hâlde günümüzde daha az göz önünde olan, hatta gözlerden kaçan, kişinin kendisini sansürlemesi kavramı üzerine eğilelim.

Kendini sansürleme, dahil olunan küçük gruplar içerisinde karşılaşılan, kişinin kendisinden farklı görüşte olduğunu algıladığı insanlar içerisinde fikrini soyutlaması, ifade etmemesi olarak tanımlanabilir. Sosyal ortam, kişinin fikrini ifşasına hiçbir engellemede veyahut müdahalede bulunmamakta olmasına rağmen kişi; bilinçli olarak sessiz kalır, kendini sansürler. Azınlık olma durumunun insanda yarattığı kaygı, varlığının tam olarak ortaya konmasında, dahası kendilik saygısında da olumsuz etkilere sebep olabiliyor. Sosyal psikolojik olarak yapısal anlamda kavrama bakıldığında kendini sansürlemenin farklı olduğu ve örtüştüğü iki kavram bulunmaktadır. Asch’in klasik deneysel uyma araştırmalarında denekler gruba uyma veya kendi yargısını belirtme (uymama) gibi iki seçenekten birinde tercih yapmaya zorlanmaktadır. Öte yandan bireyler günlük yaşamda sessiz kalma veya konuyu değiştirerek görüşünü ifade etmemeyi tercih edebilir. İkinci olarak, kendini sansürleme “görüş ifadesinin engellenmesi” olarak adlandırılan genel bir kavramın bir öğesi olarak tanımlanmakta ve söz konusu kavram, ortamsal ve algısal etkenlerle, örneğin inançların doğruluğu[1], tartışma konusunun önemi[2], iletişim kaygısı[3], grupta görüşlerin dağılımı[4] açıklanmaktadır.[5] Somut olarak herhangi bir baskı ve zorlama olmadan kişinin kendini sansürleme noktasına gelmesi, fikrinin doğruluğuna olan inançsızlığından kaynaklanmamakla beraber, ediminin sonuçları, kendi benliğinde oluşmaya başlayan tahribatla beraber onu, fikrinin doğruluğunu sorgulama noktasına getirebilir. Sansür toplumun kendine güvensizliğini anlatırken, otosansür kişinin hayatla kurduğu ilişkinin niteliğini dahi bozabilir. Neticede kişinin bu girişimi, anlık kendisini kurtarma, grubu kurtarma gibi sonuçlar doğuruyor gibi görünse de, grubun da uzun vadede zarar gördüğü bilinmektedir. Sosyal bir oluşum olan gruplardan hareketle daha büyük gruplar olan bu türden kitleleri yordadığımızda, kişilerin kendi gerçekliğini ve değerini sadece bunları böyle olarak tanıyan bir kültür içinde bulunuyor olmaları, toplumun bireylerini kendini sansürlemeyi ilke edinmiş ve bir süre sonra da patolojik olarak olağanlaştırmış, kendini damgalayan bireyler olma noktasına getirebilir. Çünkü görüşlerin bilinçli olarak gizleniyor oluşuyla beraber kişinin tekillikten doğan kaygıları, bir süre sonra onu grup içinde kendisine yabancılaştıracak ve uzun vadede de dâhil olduğu grubun diğer gruplar içerisinde yabancılaşması neticesini doğuracak.

İçinde bulunduğumuz çağın egemen değerleri, yaygın kişilik tiplerinin sürüler halinde dolaşıp, varoluşu ile ilgili kaygılar duyan ve öznel beyanlarını ifade noktasında kendini sansürleyip sansürlememe kararsızlığındaki insanın aklını çelmekle, onu kötülükle baştan çıkarıp kendisine ve gerçek değerlerine yabancılaştırmaktadır. Hâl böyleyken, yani, sosyal ortam belirleyicileri tekil bilinçleri zorbaca sarmalamışken, kişinin kendisiyle bu konuda giriştiği savaşı bırakması gerekmektedir. Sansür fena bir şey şüphesiz, otosansür cabası. Yerinden kalkmak isteyip de bir türlü beceremeyip yılgınlıkla olduğun yere yeniden çöküp kalmaktan farksız. Devlet, toplum, kendisini norm ya da normal olarak sınıflandırmış tüm çoğunluğun kol kola verip kişinin tekil bilinçlilik yalnızlığına, ayrıksı ve azınlık hislerine uyguladığı ambargolara rağmen, işte bu gidememe halinin bizlerde uyandırdığı his, baskılar arttıkça “üretmeyi sürdürmeliyim” olmalıdır. En zoru olarak; kişi kendisiyle giriştiği savaşı sulhla çözümlemeli ve ifadelerini özgürce, baskı görmeyeceğine kendisini inandırarak açığa çıkarmalıdır. Çoğulcu ve özgürlükçü paylaşım ortamları yaratmak için birilerinin korkmaması gerekiyor. Gerçek insan olma sürecimizin layığıyla tamamlanabilmesi gerekmektedir. Çünkü farklı görüş ve fikirlerin tartışılmadığı, Foucault’un da deyimiyle “Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.”den hareketle bilimin tartışılmadığı, yeni fikirlerin konuşulmadığı gruplar ve topluluklar en nihayetinde kendini tekrar etmeye mahkûmdur.

Nihan Turğut
sosyalbilimler.org Blog Yazarı
blog@sosyalbilimler.org

Dipnotlar

[1] SALMON CT, NEUWRİTH K. (1990). Perceptions of opinion climates and willingnes to discuss the issue of abortion. Journalism Quarterly; 67: 567-577.

[2] HAYES AF, SHANAHAN J, GLYNN CJ.  (2001).  Willingness to express one’s opinion in a realistic situation as a function of perceived support for that opinion. Int J Public Opinion Research; 13: 45-58.

[3] WILLNAT L, LEE W, DETENBER BH.  (2002).  Individual-level perdictors of public outspokenness: A test of the spiral of silence theory in Singapore. Int J Public Opinion Reserach; 14: 391-412.

[4] GLYNN CJ, HAYES AF, SHANAHAN J.  (1997).  Perceived support for one’s opnions and wilingness to speak out: A meta-analysis of survey studies on the ‘spiral of silence’. Public Opinion Quaterly; 61: 452-463.

[5] COŞKUN H, DURAK M, ELGİN VM. (2012). Kendini Sansürleme İsteği Ölçeği: Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışması.  New/Yeni Symposium Journal; 50(2): 83-89.

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org‘a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda;  sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.