Sosyal Bilimler

Fromm'dan Olma Sanatı: Var Olma Yolculuğunda Doğru Yerde miyiz? | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Fromm’dan Olma Sanatı: Var Olma Yolculuğunda Doğru Yerde miyiz?

İnsan zekâyla ödüllendirilmiştir. O, kendi kendini bilen bir yaşamdır; kendisinin, diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır.
— Erich Fromm

İnsan türünün dünya üzerinde kısa bir zamandır devam eden yaşam serüveninin odaklandığı temel bir amaç var: mutluluk. Hayatta kalmak için gerekli olan ihtiyaçlarını doyuran insan, sosyal bir varlık olmasının getirdiği güdülerini de çeşitli şekillerde doyurmaya çalışıyor. Ancak Fromm’a göre insanın mutluluk arayışındaki en önemli eksiklik, öz-farkındalığa ulaşma yolunda yaptığı yanlışlar. Bu yanlışlar çoğu zaman bireysel hatalar olarak görülüyor olsa da aslında kökeninde toplum mühendisliği ve toplum-insan yaşantısında ortaya çıkan değişiklikler yer alıyor.

Olma Sanatı, alt başlığı “Oto-analiz, Öz-farkındalık ve Meditasyon Üzerine” ile klasik bir kişisel gelişim kitabı algısı uyandırsa da işin aslı öyle değil. Erich Fromm bu kitabında sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik gelişmelerin insanın kendisiyle olan ilişkisini nasıl dönüştürdüğüne odaklanıyor. Aslında kitap, Fromm’un okurla sohbeti olarak da yorumlanabilir. Yazar, ömrünü mutlu olmak peşinde koşarak geçiren ancak nadir anlarda mutluluğu yakalayan insan türünü, sahip olma ile olmak arasındaki farkın üzerine düşünmeye çağırıyor. Yalnızca hataları göstermiyor Fromm, çözüm öneriyle de okurun öz-farkındalığına katkı sunmayı hedefliyor.

Yaşam pratiği üzerine düşünürken Fromm’un başlangıç noktası olarak işaret ettiği iki soru var: Yaşamın amacı nedir? Yaşamın insan için anlamı nedir? İnsanın öz-farkındalık serüvenini bu sorulara verilen farklı yanıtlar belirliyor. Kitap boyunca bu soruları sık sık hatırlatan Fromm, soruların cevaplarını bulma yolundaki engelleri de okurun dikkatine sunuyor.

Fromm, olma sanatını öğrenmenin önündeki en tehlikeli engellerden birinin önemsiz konuşma olduğunu ilan ediyor. Önemsiz konuşma için, olayların yüzeysel olarak değerlendirildiği ve konuşulan her ne ise onun aslıyla ilgilenmeyen bir tür tavır da denilebilir. Buda’nın önemsiz konuşma tanımına da referans veren yazar, önemsiz konuşmanın en önemli kaynağının kişinin kendinden bahsetme ihtiyacı olduğunu ileri sürüyor: “Bireyler (ve çoğu zaman her türden örgütler ve gruplar) arasındaki özel sosyal buluşmalar, kişinin kendisi hakkında konuşma ihtiyacını ve aynı ihtiyacı hisseden başkalarını dinleme arzusunu tatmin ettiği küçük pazarlardır.”

Fromm, yaşamın değişen anlamı ve öz-farkındalık yolunda karşılaşılan engeller üzerine akan bu sohbette özgürlüğün/özgür iradenin anlamındaki hatalı dönüşümün yarattığı karışıklıktan da söz ediyor. Bu karışıklık, otorite ve disiplin gerektiren her şeye karşı duyulan korkudan doğuyor. Fromm’a göre, bu anlayış öncelikle sosyo-ekonomik bir temelden türemiş durumda. Kapitalizmin ekonomik özgürlük ilkesinden doğan “kısıtlama olmadan eylemde bulunma özgürlüğü” bireylerin hayatında kendini yeniden üreterek ve güçlenerek “kişisel” özgürlük fikrinin inşasına yol açıyor. Fromm’a göre kişisel özgürlük-irade özgürlüğü ile heves özgürlüğünün birbirine karıştırılması, kişinin öz-farkındalık ve var olma sanatı içerisinde sürdüreceği hayatını baltalıyor. “Hevesin genel ölçütü, ‘Niçin?’ sorusuna değil de ‘Neden olmasın?’ sorusuna cevap vermesidir… Bu ‘neden olmasın?’ cevabı, kişinin bir şeyi yapmak için bir nedeni olduğundan değil de yapmamak için bir nedeni olmadığı için o şeyi yaptığını ima eder; bu da bu davranışın iradenin bir tezahürü değil de bir heves olduğunu gösterir.”

Say Yayınları, 2017.

Modern insan, önemli bir amaca sahip olma ve kendini bir işe adama alışkanlığından da uzaklaşmış durumda. Endüstriyel toplumlarda bir işi sahiplenme ve o işi canı gönülden yapma imkânı ortadan kalkmıştır; seri üretim ve hız, insanın işinde ustalaşması ve işine bağlanmasının önündeki en büyük engellerdir. Modern insan için iş, mümkün olan her anda uzaklaşılması gereken bir yapıya dönüşmüştür. Birey, yaptığı işe de kendine de birlikte çalıştığı insanlarla uzaklaşarak mümkün dünyalarda yarattığı ütopyalara sığınır.

III. Bölüm, yazarın öz-farkındalığa ulaşmak isteyen okura yolun seyrinin tarif edildiği bir bölüm. Fromm bu bölümde, deneyim aktarımında da bulunuyor. Örneğin, “Meditasyon Yapmak” isimli bölümde, farklı iki türdeki meditasyona ilişkin kendi deneyimini de ufak notlar aracılığıyla okurla paylaşıyor. Varoluş amacı belirlemek/kendini bir işe adamak, uyanık olmak, farkında olmak, odaklanmak ve meditasyon yapmak; Fromm bu sıralamayla birlikte, insanı otomatikleşmiş yaşamından uzaklaştıracak, her an kendi varlığının farkında olmasını sağlayacak bu varoluş patikasındaki ipuçlarını da okura açıklıyor. IV. Bölüm’de de oto-analiz ve oto-analiz yöntemleri üzerine incelemeler, tespitler ve önerilerde bulunan Fromm’un önerileri hayat kurtaran mucizevi reçeteler olarak değil, bireyin var olma sanatını anlamasının yolunu açan nasihatler olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Kitabın son bölümü “Sahip Olmaktan İyi Olmak’a Doğru”, son söz niteliği taşımasının yanı sıra, kitabın akışına kendini kaptırmış ve var olma sanatı üzerine kafa yormaya hevesli okur için zihin açıcı bir veda metni. Fromm bu bölümde, iyi olma amacını taşıyan insanın uzak durması gereken iki eğilimi ilan ediyor: bencillik ve narsizm. Bu iki yönelimi birbirinden ayırt etmenin zorluğundan bahseden yazar, bu güçlük karşısında en kolayının her iki eğilimden de kurtulmak gerektiğini söylüyor. “Sahip olmaya dayalı yaşam tarzında slogan ‘Ben neye sahipsem oyum’ iken, dönüşümden sonra slogan ‘Ben ne yapıyorsam oyum’ (yapan kişiye yabancılaşmamış eylem anlamında) veya sadece ‘Ben neysem oyum’ olur.”

Olma Sanatı, yaşam ve insanın varoluşuyla, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel algıların kişisel ve toplumsal yaşantımıza etkileriyle ve insanın kendine varmaya çalıştığı o uzun yolculukla ilgili çok önemli bir kılavuz kitap olma özelliğine sahip. Aynı zamanda Fromm ve onun felsefesinin ana hatlarıyla, en berrak şekilde takip edilebileceği Fromm kitaplarından biri. Olma Sanatı’nda anlatılanların, engeller ve kılavuzluk edecek çözümler üzerine düşünmeyi seven okur için çok iyi ve doğru bir başlangıç noktası olacağı kesin.

Özge Uysal / ozgeuysal@yahoo.com


  • Yazar: Eric Fromm
  • Eser: Olma Sanatı: Oto Analiz, Öz-Farkındalık ve Meditasyon Üzerine
  • Çevirmen: Orhan Düz
  • Yayınevi ve Yayım Tarihi: Say Yayınları, 2017
  • Sayfa Sayısı: 176 Sayfa
  • ISBN: 9786050205572

Yasal Uyarı: Yayınlanan bu yazının tüm hakları Sosyal Bilimler Platformu’na (www.sosyalbilimler.org) aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Haftalık E-Bülten Aboneliği

Yorum Yazın

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.