Sosyal Bilimler

Tıbbın Felsefeyle İmtihanı: Hekimin Filozof Hâli | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Tıbbın Felsefeyle İmtihanı: Hekimin Filozof Hâli

Türkçe felsefi literatürde tıp ile felsefenin buluşmasını felsefe kitaplarında (yapma denebilecek bir biçimde) hep etik ikilemler üzerinden görmeye alışkınız.[1] Fakat tıbbın ontolojik ve epistemolojik veçheleri de oldukça derinlikli sorulara cevap arama peşinde. Felsefeyle tıbbı sadece etik bağlamında değil aynı zamanda (iyi kötü) epistemoloji ve ontoloji açısından da ele alan yazıları bir araya getiren Hekimin Filozof Hâli[2], öyle görünüyor ki, kitaptaki bazı yazarların dediği gibi sadece “hekim adaylarına” değil, aynı zamanda felsefeye (özellikle bilim ve yaşam felsefesine) merak salmış okuyucuya da hitap ediyor. Kitaba dahil edilen yazılardan birkaçı, “bildiğimiz” tıbbın yanı sıra psikanalizle de ilgili görünüyor. Kitap tıp ile felsefeyi buluşturmak isteyenler için genel bir tartışmalar derlemesi haline geliyor.

Fazla yaşamsal bir meslek üzerine düşünürken fazla keyfi bir alana, futbola dair düşünen filozof Simon Critchley’yi hatırlayalım: futbolun poetikası ve futbolun fenomenolojisi diye ikiye ayırıyordu.[3] İnceleme nesnesi değişse de bu derlemedeki yazarlar da kabaca iki yönlü bir çaba içinde genel olarak: (daha ziyade yaşam ve ölüm arasında mekik dokuyanların yaptığı) tıbbın poetikası ve (epistemolojik ve ontolojik veçheleri açığa çıkaran çaba olarak) tıbbın bilimsel-felsefi yorumu. Öyleyse mühim olan bu iki alanı birbirinden ayırabilmek. Yazarlar bunu ne kadar yapabiliyor tartışılır, fakat biz kendi incelememizi bu ayrım doğrultusunda yürüteceğiz.

Uygulamalı Bilimlerde Felsefenin Yeri

Eric Cassel şöyle diyor: “Felsefi söylemin diline alışık olmayan benim gibi fizikçiler açısından zor olsa bile şu konuda haklı olduğuma inanıyorum: tıbbın yeni kavrayışını temel felsefi meselelere dönmeden anlamak mümkün olmayacak.”[4] Burada bizleri ilgilendiren iki nokta beliriyor: a) bir mesleğin (tıbbın) kavrayış biçiminin felsefi yönleri; b) cümlenin ilk kısmında belirtilen, felsefi söylemin uygulamalı meslekler açısından “zorlukları”. Bunları açmaya çalışalım.

Uygulamalı bir mesleğin içerisinde felsefi düşünceye gönül vermek, pratiğin pratikte kalmaması için çaba göstermek çoğunlukla hem zahmet hem lüks olarak görülür. Gerek yoktur böyle bir çabaya, halihazırda zaten işler tıkırındadır. Tam tersine, mesleğin içinde felsefi olabilmek, yani düşünce işçiliği yapabilmek kuramsal bir tavır almayı gerektirir. Artık her ne gerekçeyle olursa olsun (ister fayda sağlayacağı umulsun isterse sırf bir merak olsun), pratik pratikte kalmayacaktır. Fredric Jameson’ın edebiyat yapıtları için mükemmel biçimde gösterdiği şey, uygulamalı mesleklerin çetrefilli ve oluşturulması zor nesneleri için olanaksız değildir, aksine inceleme nesnesi zorlu da olsa kendi kavranışının imkanlarını barındırır.[5] Jameson’ın ifadesiyle, teorinin semptomatik durumu sandığımız şey aslında tam tersine teorisi yapılacak semptomlara dönüştürülebilir mi? Uygulamalı mesleklerin bilimsel-felsefi yorumunu bu soru etrafında toplamak mümkün olabilir.

Bir teoriye, derli toplu bir düşünceye oturtulamayacak olan, her zaman o ilk bakışın edindiği izlenimin esiri değil midir? Düşünceye hakkını teslim eden bir felsefi çaba, bu ilk izlenimlerin etkisinden, hatta Gaston Bachelard’ın tarif ettiği biçimiyle “epistemolojik engeller”den kurtulmamıza yol açabilir.[6] Onun söylediğini hatırlayalım: “Gerçek olanın bilgisi, her zaman bir yerlere gölgeler düşüren bir ışıktır. Hiç de dolayımsız ve dopdolu değildir. Gerçek, kendini hep yineleyerek açığa vurur. ‘İnanılabilecek olan’ değil asla, düşünülmüş olması gerekendir hep.”[7] Düşünülmüş ve oluşturulmuş olanın baskısını hissedeceğiz hemen. Öyleyse söylediğimizi yineleyelim: kuramsal bir tavır almak gerekir. Pratik dolaysız biçimde kuramsal olmayacaktır. “Ampirik düşünce ancak neden sonra, akılların aygıtı ayarlandığında açık olur”[8] diyecektir Bachelard. Yaptığımız poetika-bilim ayrımı bu düzeyde anlamlı olacaktır. Aklın ayarlanması gerekliliğinden bir bakıma şunu anlıyoruz: edebiyata dahil olan imgesel düşünceleri bilimsel felsefede kullanacağımız nesnel düşüncelerden ayrı tutmak ve bilimsel alana giren düşünceleri epistemolojik engellere karşı dirençli hale getirmek. Zira “bilim, tamamlanma ihtiyacında olduğu kadar ilkesi uyarınca da, edinilmiş kanıya [Fr. opinion] kesinlikle karşı çıkar.”[9] Bachelard’ın bilme önündeki engeller olarak tarif ettiği epistemolojik engeller burada köklenecektir: “Üstesinden gelinmesi gereken ilk engel, edinilmiş kanıdır” öyleyse.[10]

Mesleğin pratik faydayı ön planda tutması, bahsedilen “edinilmiş kanı” karşısında alınacak tavrı belirleyebilir. Çoğunlukla olduğu gibi bu kanı gözardı edilebilir veya çok nadir karşılaştığımız üzere dikkate alınıp ondan kurtulma mücadelesi verilebilir. Fizik bilimlerindeki yenilikleri kendine has biçimde yorumlayan Bachelard’ı yaşam bilimleri üzerinden takip edip eleştiriler getiren Georges Canguilhem, “hekimin ‘ciddi’ filozof hâli”ne katkı sağlayacak isimlerdendir belki de. Özellikle biyoloji, tıp ve psikoloji üzerine makaleleriyle ve bu alanların eleştirisini içeren Normal ve Patolojik[11] (Le Normal et le Pathologique) kitabıyla tanınan Canguilhem aynı zamanda çağdaş Fransız felsefesinde etkili olmuş isimler arasında anılır.[12] Onun yöntemini ve felsefesinin temel noktalarını belirlemeye çalışalım.

Canguilhem ve Yaşam Bilimlerinin Felsefesi[13]

Canguilhem’in yaşam bilimleri felsefesine bir giriş yapabilmek için Fransız epistemologlarla ilişkisini ve bilim tarihine dair söylediklerini yinelemek gerekebilir. Anglo-sakson dünyanın literatüründe genel olarak alet yapımı ve felsefenin çarpık bir bileşimi olan bilim tarihi Fransız bilim tarihçileri açısından 20. yüzyılda pozitivizm eleştirisine bağlanan bir arayış yeri olmuştur. Alexandre Koyré, Gaston Bachelard gibi isimlerin başı çektiği bilim tarihi ve felsefesi geleneğinin ikinci kuşağından görülebilecek olan Georges Canguilhem, diğer birçok isimden farklı olarak yaşam bilimlerine odaklanmıştır.

Canguilhem’in yaptığı bilim ile bilim tarihi ayrımı üzerinde duralım: “Bilim, bir tarih olmayan ve bir tarihe sahip olmayan nesnenin bilimiyken, bilim tarihi bir tarih olan ve bir tarihe sahip olan nesnenin –söylem– tarihidir.”[14] Öyleyse burada temel bir ayrım var ki çok önemli: bilimin nesnesi ile bilim tarihinin nesnesi birbirinden farklı. Bachelard için “felsefenin yeni görevi hakikat-üretim pratiklerinin tarihsel gelişimini çözümlemekti.”[15] Canguilhem için ise epistemoloğun görevi “kavramsal ilerlemenin düzenini tesis etmektir.”[16] Bachelard, ilerlediği yolu sürekli yineleyecektir unutulmaması için: “bilimsel felsefe açısından ne mutlak gerçekçilik ne de mutlak usçuluk vardır ve bilimsel düşünceyi yargılamak için de genel bir felsefi tavırdan yola çıkmamak gerekir.”[17] Bachelard’ın bu beyanı onun yolunu izlemiş olan Canguilhem için de geçerlidir. Öyle ki bu bakış açısı Bachelard’ın çağını bir kriz olarak değil yenilik olarak, Canguilhem’in ise hastalığı sırf bir kötülük olarak değil yeni bir yaşam olarak okumasına sebep olmuştur. Canguilhem’e göre “hastalık daralan bir çevre yaratır ve yaşamın daraltılmış halidir, fakat aynı zamanda hastanın kendisi açısından yeni psikolojik sabitler ve yeni mekanizmaların karakterize ettiği yeni bir yaşamdır.”[18]

Canguihem’in işaret ettiği yaşam bilimleri felsefesi tıp ile felsefe arasındaki epistemolojik bağları daha iyi ortaya serebilmek için belirlenecek uğraklardan biri olabilir. Canguilhem’in felsefesini biraz daha derinleştirmek adına, Michel Foucault’nun yaptığı çözümlemelere başvurabiliriz.

Normal ve Patolojik’e takdim yazan Foucault öncelikle, her ne kadar daha yüksek ses çıkaran Marksistler ve psikanalistlerin gölgesinde kalmış olsa bile Canguilhem’in Fransız felsefesindeki etkililiğini ortaya koyuyor.[19] Öyle ki birçok yazar gibi Foucault da Canguilhem’i anlamadan Althusser’i, hatta Bourdieu, Castel ve Passeron gibi sosyologları kavramanın zor olduğuna vurgu yapıyor ve Fransız felsefesinde beliren iki hattı birbirinden ayırıyor: 1. bir yanda deneyim, duyu ve özne felsefesi (Sartre ve Merleau-Ponty hattı); 2. öte yanda bilgi, rasyonalite ve kavram felsefesi (Cavaillès, Bachelard ve Canguilhem hattı).[20] Bu ayrım bize Canguilhem’in konumuyla beraber çağdaş Fransız felsefesinin oluşumunun ilk dönemlerini de vermektedir.[21] Bu noktada Canguilhem, bizim vurguladığımız gibi biyoloji ve tıp tarihine odaklanmıştır. Foucault’nun iddia ettiği haliyle Canguilhem bazı temel noktalarda bu disiplinleri yeniden şekillendirmiştir. Bunları sıralayacak olursak:[22]

  1. Süreksizlik (discontinuité): Her ne kadar bilimin hızla ve durmadan ilerlemesi beklense de bilimsel bilgiyle yaygın kullanım arasında ayrım vardır. Koyré, Bachelard ve Canguilhem açısından süreksizlikleri ortaya çıkarmak ne bir postüladır ne de elde edilen neticedir daha ziyade bilim tarihinin bütünleyici bir parçası olan bir süreç, bir “yapma biçimidir”.
  2. “Doğrucu / hakikati söyleyen söylemin tarihi”nden bahsederken devirli yöntemden de bahsetmiş oluruz. “Süreksizliklerin tarihi ilk ve son kez elde edilmemiştir; kendisi ‘devamsız’ ve süreksizdir.” Canguilhem’in sorunsallaştırdığı şey meslek değil (yani fizik bilimleriyle yaşam bilimleri ayrımı mesleki değildir), bakış açısıdır.
  3. Tarihsel-epistemolojik perspektife yaşam bilimlerini ekleyecek olursak, Canguilhem’i bu bilimlerin gelişimini ayıran yazılarıyla birlikte gündeme getirmemiz gerekir. Yani özellikle Fransa’da yaşam bilimlerinde temel hatları belirleyen isimlerin başında Canguilhem yer almıştır.
  4. Canguilhem refleks, çevre (environment), yaratık ve yaratıklık, hücre, iç salgı, düzenlenim/regülasyon gibi kavramların oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Zira Canguilhem, kuramın biçimlenmesi ve oluşumu olan fizik bilimleri tarihiyle nesnenin oluşumu ve kavramın biçimlenmesi olan biyolojik bilimleri ayırmıştır.

“Yaşam bilimlerinin belli bir şekilde kendi tarihlerini yapmaları gerekir” diyen Foucault, felsefi anlamda bilgi sorununu kendilerince yarattıklarını söyler. Canguilhem’in çokluk fikrini takip eden Foucault şöyle devam eder: “Kavramlar oluşturmak bir yaşama biçimidir, öldürme değil, bütünlüklü hareketlilik içinde yaşama biçimidir, hareketsizleştirme değil.”[23]

Foucault Normal ve Patolojik’ten yola çıkarak, Bachelard’ın ele aldığı “hata” meselesine Canguilhem açısından eğilir. Canguilhem’in düşüncesinde karşılaştığımız “hata” nosyonu yaşamın vazgeçilmezidir. Öyle ki

canlı varlık ‘hata’ya adanmıştır, eninde sonunda ‘hata’ya mahkumdur. … Şayet bilim tarihi süreksiz ise, yani ancak ‘doğrulamalar’ dizisi olarak, doğru ve yanlışın sonunda asla hakikati özgürleştirmeyecek yeni bir bölüşümü olarak analiz edilebiliyorsa, bu, ‘hata’nın aynı zamanda bir hakikatin görmezden gelinmesini veya sonraya bırakılmasını oluşturmasını değil insanların yaşamına, türlerin zamanına mahsus boyutu oluşturmasından ötürüdür.[24]

Foucault açısından, yaşam bilgisinin hakikat, özne ve bilgi sorusuna verilen bölgesel yanıtlardan biri mi olduğu sorusu gündeme gelir. Canguilhem’in çağdaş Fransız felsefesi için belirleyici olan hata, kavram ve canlı varlık felsefesinin karşısına beden, cinsellik, ölüm ve algılanan dünyayı takdim eden fenomenolojiyi koyan Foucault’ya göre ne bilimin rasyonelliği ne de yaşam bilimlerinin spesifikliği fenomenolojiyle uzlaşabilir durumdadır.[25]

***

Tıp ile felsefe arasında kurulacak bağlarda sırf mesleğin kendi fenomenolojisi belli bir alanı kapsayacak düşünümler sağlayacaktır. Tartışmaları çeşitlendirip iki alanı birbirine yaklaştırmak adına Canguilhem’i, onun yaşam bilimleri felsefesini okumayı önerdik. Canguilhem’in yaşam bilimleri sınıflandırmasının tıp açısından epistemolojik mahiyetini görmeye çalıştık. Nihayetinde “hekimin ‘ciddi’ filozof hâli”ne bir davet çıkarmış olduk.

M. Taha Tunç
kitap@sosyalbilimler.org

Kaynakça

[1] Bunun bir örneğini şu yapıtta özellikle “kürtaj” ve “ötenazi” üzerinden görüyoruz: Ahmet Cevizci, Felsefeye Giriş, İstanbul: Say, 2014, 249-58. (3. Baskı) Felsefecilerin fizik bilimlerini hem ontolojide hem de epistemolojide esas referans olarak görmeleri, onların yaşam bilimlerini, yani bir anlamda tıp ve biyolojiyi gözardı etmelerine sebep olmuş gibi gözükür. Bu yazıda tartışmaya açacağımız kitap içerisinde de doğrudan tıp etiğinden bahsetme amacında olan bir yazı da var: İsmet Birkan, “Bilmediğimizi Bildiklerimiz ve Bilmediğimizi Bile Bilmediklerimiz”, Hekimin Filozof Hâli, Der. M. Bilgin Saydam ve Hakan Kızıltan, İstanbul, İthaki, 2018, s. 151-62.

[2] A.g.y., 302 s.

[3] Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz?, Çev. Oğuz Tecimen. İstanbul, Metis, 2018.

[4] R. Paul Thompson ve Ross E.G. Upshur, Philosophy of Medicine, New York, Routledge, 2018, s. xi.

[5] “Teorinin Semptomları mı, Yoksa Teorisi Yapılacak Semptomlar mı?”, Modernizm İdeolojisi, Haz. Orhan Koçak, Tuncay Birkan, Çev. Kemal Atakay, Tuncay Birkan. İstanbul, Metis, 2016, 397-403.

[6] Gaston Bachelard, Bilimsel Zihnin Oluşumu, çev. Alp Tümertekin. İstanbul, İthaki, 2013, s. 23-34.

[7] A.g.y., s. 23.

[8] A.g.y., s. 23.

[9] A.g.y., s. 24.

[10] A.g.y., s. 24.

[11] The Normal and the Pathological, Fransızcadan çev. Carolyn R. Fawcett. New York, Zone Books, 1998. Türkçesi Monokl Yayınları (çev. Perge Akgün) tarafından hazırlanmaktadır.

[12] Stefanos Geroulanos ve Todd Meyers, “Introduction: Georges Canguilhem’s Critique of Medical Reason”, Writing on Medicine, Fransızcadan çev. Stefanos Geroulanos ve Todd Meyers. New York, Fordham University Press, 2012, s. I. Ayrıca bkz. Paul Rabinow, “Introduction: A Vital Rationalist”, A Vital Rationalist. Selected Writings from Georges Canguilhem, Der. François Delaporte, Fransızcadan çev. Arthur Goldhammer. New York, Zone Books, 1994, s. 11-22.

[13] Özen B. Demir pratisyen hekim olarak sürdürdüğü meslek yaşamına ilaveten tıp ile felsefe arasında geniş kapsamlı ve tartışmaları çeşitlendiren bir yapıtla karşımıza çıkıyor: Hekim ve Heybesi: Tıp, Bilim, İdeoloji, İstanbul, NotaBene, 2017. Ayrıca İngilizceden yaptığı çevirilerle, hakkında yazdığı yazılarla Canguilhem’le tanışmamı sağlayan yine kendisidir. Teşekkürü borç bilirim.

[14] Georges Canguilhem, a.g.y., s. 25-6.

[15] Paul Rabinow, a.g.y., s. 13.

[16] A.g.y., s. 14.

[17] Yeni Bilimsel Tin, çev. Alp Tümertekin. İstanbul, İthaki, 2008, s. 8.

[18] Aktaran Stefanos Geroulanos ve Todd Meyers, a.g.y., s. 3.

[19] Michel Foucault, “Introduction”, The Normal and the Pathological, Fransızcadan çev. Carolyn R. Fawcett. New York, Zone Books, 1998, s. 7.

[20] A.g.y., s. 8.

[21] Alain Badiou da çağdaş Fransız felsefesi için benzer bir ayrıma gidip üç farklı arayış biçimi belirlemişti: a) “kavram ile varoluş arasındaki yeni bir ilişki”, b) bilime yönelik gerçekleştirilen bir işlem, b) ve siyasal işlem dediği kavram ile eylem arasındaki ilişkiye yönelik bir işlem. Fransız Felsefesinin Macerası, çev. P. Burcu Yalım. İstanbul, Metis, 2015, s. 14-15. Yazımızın asıl amacı Fransız felsefesi olmadığından, Canguilhem ile devam edelim.

[22] A.g.y., s. 13-20.

[23] A.g.y., s. 21.

[24] A.g.y., s. 22.

[25] A.g.y., s. 23-24.


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org’a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.