Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Sosyal Bilimler

Roma'nın Çöküşü ve Amerika'nın Kuruluşu - Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Roma’nın Çöküşü ve Amerika’nın Kuruluşu

Büyük çalkantıların ve belirsizliğin hâkim olduğu dönemlerde, tarih, akademik bir araştırma alanı olmaktan çıkar ve bir eylem çağrısına dönüşür. Amerikalı Devrimci Patrick Henry, tutkulu beyanıyla, “Bana ya özgürlük verin ya da ölüm!” ile ölümsüzleşmiştir. Henry’nin bir diğer iddiası ise daha az bilinir: “Yürüdüğüm yolu aydınlatan bir tek lambam vardır, bu da geçmiş deneyimlerin lambasıdır. Geleceği yargılamak için geçmişe dönmekten başka çare tanımıyorum.” Pek çok devrimci için, tarih sıkıcı bir akademik disiplin değil, politik ve etik konular için bir rehberdi. Tarihsel bir bakış açısına sahip Amerikalıların Henry’nin ateşli konuşmasını, onu neredeyse iki bin yıl önce ölmüş olan Romalı politikacı Cicero’ya benzeterek övmesi şaşırtıcı değil.

Ancak bu alışılmadık bir durum değildi. Amerikalı dostlarının çoğu Henry’nin duygularını paylaşıyor ve Batı kanonundaki filozofların otorite ve deneyimlerine başvurarak yeni bir cumhuriyetin kurulmasını savunuyordu. Özellikle de Romalı devlet adamı, hatip, hukukçu ve filozof Cicero’nun örneğine başvurdular.

İÖ 1. yüzyılda İtalya’da doğan Marcus Tullius Cicero, genç sayılabilecek bir yaşta politika merdivenlerini hızlı bir şekilde tırmanmaya başladı. Otuzlarının ortasına geldiğinde, Sextus Roscius’a yöneltilen çirkin bir baba katilliği suçlamasında yaptığı savunma ve yozlaşmış Vali Verres’e karşı başarılı kovuşturması dahil, Roma’daki en iyi hatip sayılmasına neden olan birçok yüksek profilli hukuk davasını kazanmıştı. Bu sırada konsül –Roma’daki en yüksek siyasi makam– Cataline, muhalif aristokrat Cataline’in komplolarını ortaya çıkarmış ve ardından cumhuriyeti kurtardığı için Pater Patriae, yani “vatanın babası” unvanına nail olmuştu.

Cicero Roma’nın benzersiz yönetim sisteminin Romalı özgürlüğünü muhafaza ettiğini düşünmüştür. Roma karma bir yönetime sahipti, bu da üç geleneksel yönetim şeklinin bir kombinasyonu olduğu anlamına gelmektedir: monarşi, aristokrasi ve demokrasi. Her bir yönetim şeklinin faziletlerini benimseyerek, Roma bunların kusurlarından kaçınmıştır. Bu, katı bir güçler ayrılığı ve tek elde toplanan güce karşı nefret aşılanmış bir yurttaşlık ile daha da desteklendi.

Bugün Cicero sadece küçük bir akademik klasikçiler kadrosu tarafından incelenen niş bir yazardır, ancak Kuruluş döneminde yazıları, özgürlüğü güvence altına alabilecek bir yurttaşlık ruhuyla beslenen cumhuriyetçi bir hükümetin kurulmasına ilişkin pratik bir rehber olarak okunmuştur. Thomas Jefferson Cicero’yu, ona “belagat ve felsefenin babası” diyerek övmüş, hatta Bağımsızlık Bildirgesinin otoritesinin doğal olarak Cicero’nun da yazılarını içeren “kamu hukukunun kurucu metinlerine” dayandığını söyleyecek kadar ileri gitmiştir.

Cicero’nun yazıları yüzyıllarca Atlantik’in her iki yakasında da yaygın bir şekilde dağıtılmıştır. Çiçeği burnunda Amerikan Devrimcileri Cicero’yu, yeni Amerikan hükümet sisteminin temel kavramları olan karma hükümetler ve doğal hukuk kavramları konusunda yetkili bir isim olarak görüyordu.

Amerikan Cumhuriyetinin Kuruluşu –1782 Birleşik Devletler mühründe de belirtildiği üzere– bir Novus Ordo Seclorum veya “Çağların Yeni Düzenidir.” Bu denli yüksek felsefi prensiplere dayanan bir devletin kuruluşu emsalsiz değildir. Bu zorluğun üstesinden gelebilmek için Kurucular, önceki cumhuriyetlerin akıbetinden kaçınmak amacıyla tarihten alacakları dersleri titizlikle gözden geçirmeleri gerektiğini düşündüler. Amerikalılar, diğer tüm tarihsel sonuçların ötesinde, cumhuriyetçi Roma örneğine başvurdular. Roma, nihayetinde yozlaşmaya, iç savaşa ve sonunda tiranlığa dönüşmüş olsa da Batı dünyasının en uzun ömürlü cumhuriyetiydi. Ancak Roma cumhuriyeti, kamusal sivil erdemler ve incelikli kurumsal tasarımın bir karışımından destek alarak bir düzen içindeki özgürlüğü amaç edinen yönetim sistemini beş yüz yıl boyunca korumuştur.

On sekizinci yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Kurucular Isaac Newton’un yazılarını da özümsüyorlardı; Newton’un yerçekimi formülasyonu artık yalnızca iyi talih ve ilahi lütfun bir karışımı değil, Francis Bacon’ın öncülük ettiği bilimsel yöntemle gözlemlenebilen evrensel yasaların bir ürünü olan bir dünyayı tasvir ediyordu. Evrensel kanunların öne sürülmesi ile neden-sonuç dilinin birleştirilmesi, tarihi çalışılması zaruri olan bir konu hâline getirmişti. Uluslar, bu tabii kanunlara ya sıkı sıkıya bağlı olmaktan, ya da hiç ilgi göstermemekten ötürü yükselmekte veya düşmekteydi. Bu nedenle, Roma tarihi, yalnızca tarihsel bir mihenk taşı veya karşılaştırmalı bir referans noktası olmaktan çıkmış ve önerilen Amerikan Anayasası üzerinden tartışmanın etkin bir parçası hâline gelmiştir. Roma’nın kaderi, Amerika’nın kaderi ile yakından bağlantılı olmuştur.

Amerikan kolonileri, o zamanlar İngiltere’de yaygın olan gramer okulu[1] eğitim sistemini sürdürdü ve tüm eğitimli Amerikalıların Cicero’nun ünü ve metinlerini tanımasını sağladı. Amerikan Devrimi’nden yüz yıldan fazla bir süre önce, o zamanlar İngiltere’de yaşayan genç John Locke, Cicero’nun eserleri üzerine kafa yordu. Ünlü Two Treatises on Government [Yönetim Üzerine İki İnceleme] çalışmasının epigrafı, Cicero’dan alıntı olan Salus populi suprema Lex esto, yani halen Missouri eyaletinin mottosu olan “halkın refahı en yüce yasa olsun” ile başlar.

Gramer okulunda İngilizce değil, eski Yunanca ve Latince öğretiliyordu. Jefferson gençliğinde günde yaklaşık on saatini bu eski dilleri mükemmel bir şekilde kavramak için harcamıştır. Öğrenmeye, hata yapıldığında fiziksel ceza eşlik ediyor olsa da Amerikan gençliği antik dünyanın hikâyelerini ve değerler sistemini hevesli bir şekilde öğrendi. “Amerikan İlminin ve Eğitiminin Babası” olarak bilinen Noah Webster; “Gençlerin zihinleri sürekli olarak Yunanistan ve Roma tarihine ya da Büyük Britanya’ya yönlendiriliyor; çocuklar sürekli olarak Demosthenes ve Cicero’nun beyanatlarını tekrarlıyorlar” gözleminde bulunmuştur. On sekizinci yüzyıl Amerikan eğitiminde Cicero’dan kaçınmak neredeyse imkânsızdı.

Ancak antik dönemi çalışanlar yalnızca genç oğlan çocukları ve delikanlılar değildi. Neredeyse iki yüzyıl boyunca Amerikan üniversiteleri, Cicero’yu en azından bir şekilde okumuş olmayı istikrarlı bir şekilde kabul kriterlerine dahil ediyordu. 1750’de, Harvard’a girmek için, müstakbel başkan John Adams’ın Cicero’dan bir pasajı çevirmesi istenmişti. Benzer şekilde, Federalist Papers’ın müstakbel yazarları John Jay ve Alexander Hamilton, 1760 ve 1774’te King’s College’a (artık Princeton denilmektedir) giriş hakkı kazanmak için Cicero’yu çevirmişlerdir.

Amerika’nın önde gelen retorikçisi Kurucu Baba John Witherspoon, Cicero’nun yazılarına fazlaca bel bağlıyordu. Witherspoon, Cicero’nun villasına atfen evine “Tusculum” adını verecek kadar hayranıydı. Witherspoon, 37 yargıç, 10 kabine memuru, 12 kıta kongresi üyesi, 28 senatör ve 49 kongre üyesinin eğitiminde rol oynamış ve ülkenin en önde gelen devlet adamları ve kamu görevlileri olacak öğrencilerine Cicero’nun prensiplerini incelikli bir şekilde öğretmiştir.

Cicero hem belagat hem de ahlaki faziletleri temsil etmekteydi. Josiah Quincy tarafından, “insanların en iyisi ve vatanseverlerin ilki” olarak anılmıştır. Bu tür bir nitelendirmeyle, birçok kişinin politik meselelere temas etmek için açıkça onu örnek göstermesi şaşırtıcı değildir. Samuel Adams, İngiliz birliklerinin kolonileri işgalini protesto etmek için yazdığı mektupta Cicero’dan alıntı yaparak “Silahlar togaya[2] teslim olsun” diye yazmıştır. Joseph Warren, Boston Katliamı’nı anmak için bir konuşma yaptığında, kendisini, gazetelerdeki yorumcuların Cicero dönemine ait bir toga olduğunu söylediği bir kumaşla örtmüştü. 18. yüzyıl Amerikalıları, tiranlık düşmanı ve özgürlük aşığı kahramanları Cicero gibi yürümek, konuşmak ve davranmak istiyordu.

On sekizinci yüzyılın Amerikası çılgınca broşürlerin dağıtıldığı bir dönem olsa da broşürlerin çoğu ivedi olarak ilgilenilmesi gereken sorunlara değiniyordu. Bir cumhuriyetin özünün ne olduğu ve kendisini en iyi nasıl koruyacağı gibi felsefi sorulara cevap vermek, genellikle daha mühim meseleler lehine kaçınılan sorulardı. Ancak Devrim’in öncü politik düşünürlerinden ikisi, geleceğin başkanı John Adams ve ilk ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlarından biri James Wilson cumhuriyetin ne olduğu sorusu üzerine kapsamlı yazılar kaleme aldılar. İkisi de Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalamıştı ve Cicero’nun politika vizyonuna derin bir minnet borçluydular. Modern okuyucular genellikle kıymetini anlayamasa da, yazıları, kurulmakta olan Amerikan cumhuriyeti için çok değerliydi.

Cicero’nun gözü pek örneği, Adams’a bir hukukçu olması için ilham verdi. 1758 yılına ait bir mektupta, kendisini “Demosthenes, Cicero ve diğer ölümsüz şöhretli kişilerin benden önce yükseldiği bir alanda” bulmaktan duyduğu sevinci dile getirmiştir. “Dünyanın tüm dönemleri aynı karakterde birleşmiş daha büyük bir devlet adamı ve filozof üretmediğinden, onun otoritesi büyük bir ağırlığa sahip olmalıdır” diyen Adams, Cicero’nun Amerika’daki en büyük hayranı olabilir. Hayatının en önemli anlarında, Adams, tavsiye almak için eski dostu Cicero’ya danışmış ve oğullarının da aynısını yapmasını önermiştir.

1787’de kapsamlı A Defence of the Constitutions of Government of the United States of America [Amerika Birleşik Devletleri’nin Anayasasının Savunması] eserini yazarken Adams Cicerocu köklerini sergilemiştir. “Cumhuriyet nedir?” sorusu ile başlayan Adams, Cicero’dan alıntı ile metne şöyle başlamıştır: “Cumhuriyet kavramı, halkın mülkiyetinin yasama organında temsil edilmesi ve adaletin hüküm sürmesi anlamına gelir.” Latince res publica, “kamu malı veya ortak refah (commonwealth)” anlamına gelmektedir. Adams’ın Massachusetts’in bir eyalet yerine bir milletler topluluğu olarak adlandırılmasında ısrar etmiş olması tesadüf değildir.

Adams, Cicero’dan özel mülkün önceliğini öğrenmiştir. Cicero, “kamu işlerini yönetenlerin, her şeyden önce, herkesin kendisine ait olanı elinde tuttuğunu ve kamusal eylemlerle şahısların mülklerinden asla mahrum edilmemeleri gerektiğini” belirtmiştir. Adams da aynı fikirdeydi ve “mülkiyet güvence altına alınmalıdır, aksi takdirde özgürlük var olamaz” diye yazıyordu. Hem Cicero hem de Adams için mülkiyetin korunması siyasi meşruiyet için gerekli bir nitelikti.

James Wilson günümüzde bir nebze unutulmuş olsa da hem Bildirgeyi hem de Anayasayı imzalamış olan altı Kurucu Baba’dan birisidir. Aynı zamanda, hem Kongrede hem de Yüksek Mahkemede görev yapmıştır. 1790’da Philadelphia College’da hukuk profesörü olarak göreve başlamış ve burada hukukun doğası hakkında verdiği bir dizi konferansın dinleyicileri arasında dönemin başkanı George Washington ve birkaç yeni Kongre üyesi yer almıştır.

Wilson, tabii hukuk doktrinini Cicero’nun yazılarından oluşturmuş, Cicero’nun tabii hukukun ebedi ve değiştirilemez içerikleri üzerine yazdığı De Re Publica eserinden kapsamlı alıntılar yapmıştır. Siyasi otoritenin tesis edilmesinde rızanın önemini tartışırken Wilson, Cicero’nun “Pro Balbo” adlı bir konuşmasından bir alıntı yaparak şöyle yazmıştır, “Vatandaşlık haklarımızı muhafaza etme ve bunlardan feragat etme gücümüz, özgürlüklerimizin en sağlam temelidir.”

Bu açıdan Wilson’un Cicero’yu alıntılaması bir nebze olağandışıdır; genellikle, karma yönetim doktrinini oluşturma konusunda Aristoteles’e atıfta bulunulur. Ancak Wilson, Cicero’nun, karma yönetim teorisine dair nüansları tam olarak ifade eden ilk kişi olduğuna inanmıştır. Wilson, Roma’nın “Cicero’nun, Midas’ın dokunuşu gibi dokunduğu her nesneyi altına dönüştüren keskin zekâsından” yararlandığını yazmıştır. Ancak en iyi çabalarını sergilemesine rağmen Cicero, Roma Cumhuriyeti’nin çöküş döneminde yaşamıştır.

Roma Cumhuriyeti’nin çöküşü sıklıkla ahlaki çürüme ve yozlaşmaya dayandırılmıştır, ancak hem Adams hem de Wilson, Roma’nın çöküşüne neden olan şeyin zayıflayan bir ahlak sistemi olmadığını, gücü elinden alınmış bir anayasa olduğunu öne sürmüştür; bu her iki ismin de Amerika’nın yaşamasını istemediği bir kaderdir.

Aradan geçen yaklaşık iki bin yıla rağmen, Amerikan Devrimi’nin en önemli figürleri Cicero’yu cumhuriyetçi fikirler ve tutumlar için paha biçilmez bir kaynak olarak gördüler. Cicero tarihte ender rastlanan, yüksek siyasi otoriteye de sahip olan derin felsefi bir zihindir. Batı dünyasındaki sayısız düşünür onun yazdıklarına güvenmiştir zira bunlar yalnızca soyut, serbest dolaşan ilkeler değil, gerçek dünya deneyimleriyle desteklenen derslerdir.

Üzücüdür ki, Cicero çok sevdiği cumhuriyetten daha uzun yaşamıştır. Roma cumhuriyetini kurtarmada başarısız olsa dahi, tarih boyunca sayısız cumhuriyetçiye ilham vermiş, Amerikan cumhuriyetinin kuruluşuyla zirveye ulaşmıştır. Bugün, her iki taraftaki politikacılar da anayasal kısıtlama ve hukukun üstünlüğünün değerine ilişkin miraslarına sırt çevirmektedir. Cumhuriyetler görkemli özgürlük alanlarını korumakla ünlüdürler, ancak aynı zamanda acımasız, şiddetli ölümleri de tecrübe ederler. Cicero’nun öngörüsü bugün her zamankinden daha fazla geçerliliğini korumaktadır. Amerikalıların Cicero’nun öğüdüne kulak vermesi gerekir: “Senden önce yaşananları bilmemek, sonsuza kadar çocuk kalmaktır.”

Dipnotlar

[1] Birleşik Krallık’ta, 11 yaşından büyük zeki çocukların özel bir sınavı geçmeleri hâlinde gidebilecekleri bir okul. — Ed.N.

[2] Antik Roma’nın ayırt edici bir giysisi olan toga 3,7 ilâ 6,1 metre uzunluğunda, omuzların üzerine ve vücudun etrafına örtülen kabaca yarım daire şeklinde bir kumaştı. Genellikle beyaz yünden dokunur ve bir tuniğin üzerine giyilirdi. Roma tarihi geleneğinde, Roma’nın kurucusu Romulus’un gözde kıyafeti olduğu söylenir; ayrıca başlangıçta her iki cinsiyet ve vatandaş-asker tarafından giyildiği düşünülmektedir. Romalı kadınlar yavaş yavaş stolayı benimsedikçe, toga erkek Roma vatandaşları için resmi kıyafet olarak kabul edilmiştir. Giyilen toga türü, bir vatandaşın sivil hiyerarşideki rütbesini yansıtıyordu. Çeşitli kanunlar ve gelenekler, toga kullanımını halka açık festivallerde ve vatandaşlık görevlerinde giymek zorunda olan vatandaşlarla sınırlandırmıştır. — Ed.N.

Bu yazı Talha Dereci tarafından sosyalbilimler.org’da yayımlanmak üzere Türkçeye çevrilmiştir.

Orijinal Kaynak: Meany, Paul. (2021, October 11), “Rome’s Fall and America’s Founding” Libertarianism.

Atıf Şekli: Meany, Paul. (2022, Ekim 06). “Roma’nın Çöküşü ve Amerika’nın Kuruluşu” Çev. Merve Nur Yavuz, Sosyal Bilimler. sosyalbilimler.org/romanin-cokusu-ve-amerikanin-kurulusu

Kapak Resmi: Thomas Cole – Destruction (1836)

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org çevirmenleri tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlâli söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.


sosyalbilimler.org'da yayımlanan çalışmalar ile ve yeni çıkanlar arasından derlenen kitapların yer aldığı haftalık e-posta bültenine ücretsiz abone olmak için bu sayfa incelenebilir.

Telegram Aboneliği


sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.