Sosyal Bilimler

Ateistler İçin Din: Bir İnanmayanın Din Kullanım Kılavuzu | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Ateistler İçin Din: Bir İnanmayanın Din Kullanım Kılavuzu

Alain de Botton’ın Ateistler İçin Din: Bir İnanmayanın Din Kullanım Kılavuzu kitabının başlığını genel anlamıyla ele alalım. Bu, metafiziğin doğası veya inancın faziletleri konularında meraklı okuyucular için [yazılmış] bir kitap değil: bu, ateistler için [yazılmış] bir kitap. De Botton, bir ilahın varlığına dair ontolojik, teleolojik veya diğer argümanları çürütmeye zahmet etmiyor. Daha ziyade, bu gibi tanıdık felsefi tartışmaları bir kenara bırakıyor. Ateistler için Din; “Herhangi bir dinin doğru olup olmadığı gibi bir kimsenin sorabileceği en sıkıcı ve kısır soru”yla açılıyor. Bunun yerine, Tanrının bir insan yaratımı olduğu varsayımını başlangıç noktası yaparak, daha ilginç ve üretken sorular soruyor Botton; bu dünyada en iyi nasıl yaşayabiliriz; din, yine de seküler hayatta hâlâ eksik olan herhangi bir yarar sağlıyor mu?

Bu soruların doğası ve kitabın varlığı, okuyucuların, de Botton’ın, dinin, seküler kitlelere sunabileceği bir şeyler olduğunu düşündüğü sonucuna varması için yeterli olmalıdır:  12. sayfada belirttiği gibi,  “Modern ateizmin hatası,  inançların birçok yönünün, merkezi ilkeleri azledildikten çok sonra bile [hâlâ] yerinde kaldığını gözden kaçırmaktır.” Kitabı okumanın zevklerinden biri de, de Botton’ın dinin yararlı yönlerinin ne olduğu konusunda düşündüğünü tam olarak öğrenmektir. Bir bakıma bu kitap, sürekli (ve bazen haksızca) de Botton’ın burada eleştirdiği sapla samanı karıştırma hatasına düşmekle suçlanan Yeni Ateistler için kısmen ıslah edici bir unsurdur. İddiasına göre, “Seküler toplumda muadilini bulmak için çabaladığımız bir sürü teselli edici, hemen göze çarpmayan veya sadece çekici ritüeli salıvererek… dinin, bu, haklı olarak tüm insanlığa ait olması gereken ve seküler sahaya tekrar tahsis etmekten utanç duymamamız gereken alanları, kendi egemen deneyim alanları olarak talep etmesine izin vermiş olduk” (sayfa 15). Dolayısıyla, de Botton’ın da düşündüğü gibi, dinden ödünç almak, ateistlere, dini mitolojiye rağbet etmek zorunda kalmadan göz ardı ettikleri deneyim alanlarına bakma imkânı sağlayacaktır. Ateistler için Din, dinin makul, mantıklı, eleştirel analizlerce benimsenebilir ve savunulabilir bu kültürel yönlerini bağlayan akılcı bir çalışmadır. Kitap, ekseriyetle, William James’in bütün dinlerin kalbinde bulduğu türde öznel dini deneyimi -yeni Ateist Sam Harris’in dinin, insan gelişmesine sadece olumlu katkılarından biri olarak gördüğü teşvik- göz ardı ediyor.

Mistikten vazgeçen de Botton, kendisi için, dinin bütünlüklü bir resmini oluşturmayı olanaksızlaştırmaktadır. Ama diğer taraftan Ateistler için Din, gerçekten dini bir çalışma değildir; politik bir eserdir. De Botton’un buradaki hırsı, toplumun nazikçe ve mükemmel bir tarzda geliştirilmiş, eksiksiz bir versiyonuna ulaşmaktan daha az bir şey değildir. O, bağışlayıcılık, cefa ve merhamet etrafında tematik olarak organize edilmiş sergilerden oluşan müzeler ve topluluğu, Efkaristiya modeli üzerinde yaratmak ve sağlamlaştırmak için dizayn edilmiş restoranlar gibi faziletleri teşvik eden reklam panoları hayal eder.

De Botton’un, seküler toplumun, dinle pişmanlık duymayarak paylaştığı iki kültürel kaynağa -sanat ve eğitim- dair analizini dikkate almak için biraz zaman ayırmaya değer. Batı liberal geleneği için bu paradigmatik değer ve anlam kaynaklarını, bizleri daha iyi insanlara dönüştürme vaatlerini yerine getirmekte -içeriklerindeki maddi eksikliklerden dolayı değil, ama maddi derslerini bizlere en çok yararı olabilecek şekilde paketlemedeki yetersizlikleri nedeniyle-başarısız olmuş asil teşebbüsler olarak okur. Dinî sanat ve dinî eğitimin sahip olduğu, ancak seküler emsallerinde, ideolojik tarafsızlıklarından dolayı eksik olan şey, temel yönelimdir, coşkuyla ilerlemek istedikleri temel bakış açısıdır.

Seküler kurumları, inanca dayalı dünya görüşlerinde temel alınan kurumlara izafeten modellemeye ilişkin bir sorun da, bunun işi otorite meselesine götürmesidir: gelişmesini görmek istediğimiz değerlerin kaynağı nedir ve gelişmeyi kim yürütecektir? Ateistler, dinî metotlarıyla ikna edilse bile, bu ne ölçüde olacaktır ve bu metotlar en iyi nasıl uygulanacaktır? De Botton’ın vizyonu, modern toplumun, zevk-ü safaya doğru katı materyalist yöneliminde, doğamızın en yüksek kısımlarına karşı yıpratıcılığını hissedenler için ilham verici olduğu kadar, sonraki pratik adımlar da bir o kadar az gelişmiştir. Mesela insan, devleti ya da başka bir baskı unsurunu davet etmeden bir toplumu seküler hümanizmin erdemleri etrafında nasıl ıslah edebilir?

Anlayışlı okuyucular için daha az dolambaçlı ve daha ulaşılabilir bir çözüm de, de Botton’ın liberal yaklaşımını alıp bunu daha küçük ölçeklere uygulamak, de Botton’ın ortak temel değerleri teşvik eden veya muhtemelen Üniteryen Üniversalist Birlik gibi dinlerle veya doğaüstü ile ilgili hiçbir iddiada bulunmayan Budizmin belirli mezhepleriyle yakın ilişki kuran The School of Life’ı gibi seküler kurumlar oluşturmak olabilir. Bu gibi ortamlarda, insan, doğaüstü inancı ayağına bağ olmadan, adanmışlığın bazı faydalarını bulabilir. Bu, her şeyden önce, de Botton’ın bir öz yardım girişimi olarak dine ilişkin temel görüşünü yansıtır.

De Botton’ın metafizik iddiaları düşünmeden reddeden ve öznel deneyimin kanıtlarını büsbütün göz ardı eden pozitivist yaklaşımı, pişmanlık duymaksızın, dine karşı yüzeysel bir bakışa yönelir. Şüphesiz ki bu, hedeflediği kitle için sorun olmayacaktır. Asıl mesele seküler dinî üst yapısının, inançtan ziyade eleştirel şüphe içeren bir esası destekleyip desteklemeyeceği ve bunun ateistler için, birçok dindar insanın ölümden sonra yaşama, dünyada yaradılışsal bir düzen olduğuna, birinin kontrolü elinde tuttuğuna ve kendilerinin, gerçeği bildiklerine inanarak kazandıklarına benzer psikolojik bir rahatlama sağlayıp sağlamayacağıdır. Biz sekülerler, bu düzey bir itimat kazanmada zorlanıyoruz, ancak dini reddedenler için belki de tüm umabileceğimiz budur. Ancak, hayattaki en önemli sorulardan geri adım atmayan seküler bir duruş, ateistlere birçok teistin dinlerinden topladıkları şeyi, anlamı bulmalarında yardımcı olabilir.


This article was originally published at Philosophy Now.

Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Sosyal Bilimler / Yayın Koodinatörü & Çevirmen
zeynep@sosyalbilimler.org

Kaynak: Scott Parker / Philosophy Now
Religion for Atheists by Alain de Botton


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.