Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Sosyal Bilimler

Cartagena’nın İspanyol Cadıları | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Cartagena’nın İspanyol Cadıları

Makaleyi PDF Olarak İndir

25 Mart 1638’de dokuz kişi, büyük bir kalabalığın huzurunda kolonyal Cartagena kentinin Ana Meydanı’na getirildi. Bu dokuz kişi, şimdi Plaza de Bolívar olan bu yerde, 1610’da Cartagena’da bir ofis kuran İspanyol Engizisyonu tarafından yürütülen bir açık duruşmaya tabi tutuldular. İlk Büyük Engizisyoncuları Don Mateo de Salcedo ve Don Juan de Mayozca, katedraldeki bir Ayin ile şehre takdim edildi. İkili, burada hem güçlerini hem de Yahudilere, Müslümanlara, Protestanlara ve büyücülüğe zulmetme niyetlerini açıkladı. Cartagena, Yeni Dünya’da farkına varılan pek çok şeytana zulmederek Engizisyon’un Katolik ortodoksluğu sürdürme savaşında kısa sürede merkezi bir yere sahip olacaktı.

O gün sekiz Portekizli, Yahudilik dinini uygulamaktan suçlu bulundu ancak dokuzuncu hüküm farklıydı ve kalabalık arasında bir kargaşaya yol açtı. Eskiden köleleştirilmiş bir kadın olan Paula de Eguiluz, hayatında ikinci ancak son kez olmamak üzere büyücülükten suçlu buldu. Açık duruşmanın resmi kayıtlarına göre, mahkûmiyeti açıklandığında “halkın mırıldanması nedeniyle cezayı yüksek sesle okumak mümkün değildi.”

Paula de Eguiluz, 1592’de Santo Domingo’da köle olarak dünyaya gelmişti. Yirmili yaşlarında, Kübalı bir köle sahibi ve madenci olan Joan de Egauiluz tarafından satın alındı ve Havana’ya götürüldü. Burada üç çocuk doğurdu ve soyadını aldı. 1623’te yeni doğmuş bir çocuğu öldürüp kanını içtiği için cadılıkla suçlanarak tutuklandı. Engizisyon’un karşısına çıkmak üzere Cartagena’ya götürüldü.

Francisco Goya, Engizisyon Mahkemesi (1812-19)

Paula de Egauiluz, suçlamaları reddetti ve suçlamaların temelinde Joan de Egauiluz’un “onu sevdiği ve onu iyi giydirdiği” için kendisini kıskanan komşularının kıskançlığı olduğunu iddia etti. Paula’nın zangoç olarak çalışan Kübalı komşularından biri, “iyi giyimli olmasına rağmen kilisede hiç görülmedi” iddiasıyla ona karşı tanıklık etti. Mahkeme kayıtlarına göre Paula, bebeğin kanını içmediğini ancak “annenin isteği üzerine bebeğin şişmiş karnına tedavi olarak biberiye ve lavanta koyduğunu” açıkladı.

Muhtemelen işkenceyi de içeren üç aylık bir duruşmanın ardından Paula, şeytanın hizmetkârı olduğunu, başka cadıları işe aldığını ve bebeği öldürdüğünü itiraf etti. İtirafıyla ilgili kayıtlarda “şeytanın hafızasını elinden aldığını (…) ve Rabbimiz İsa Mesih’e inandığı ve ebedi ruhunu korumak istediği için itiraf ettiğini” iddia ettiği açıklanmaktadır. Paula, bir cadı olarak suçlu bulundu ve iki yüz kırbaç cezasına çarptırıldı. Küba’dan kalıcı olarak sürüldü ve Engizisyon’un emriyle, kâfirler tarafından giyilen alevlerle süslenmiş bir tövbe şapkası olan sanbenito takarak bir devlet hastanesinde iki yıl süreyle çalışmaya mahkûm edildi.

Amerika kıtalarındaki İspanyol Engizisyonu tarafından yargılanan 538 büyücülük vakasının yarısından fazlası Cartagena’da gerçekleşti. İspanyol komutan Pedro de Heredia tarafından 1533 yılında kurulan Cartagena de Indias, adını Murcia’daki bir İspanyol kentinden almıştır ve Calamari adlı yerli bir yerleşim yeri üzerine inşa edilmiştir. Kısa süre sonra Yeni Dünya’daki en önemli İspanyol limanlarından biri hâline geldi. Avrupa’ya gönderilen gümüş ve altının son çıkış noktasıydı. Bu durum, şehri korsanlar için çekici bir yer hâline getirdi. Şehir, özellikle 1586’da şehrin katedralini yıkan Francis Drake tarafından defalarca saldırıya uğradı ve yağmalandı. İspanyollar, bunun üzerine Cartagena’nın etrafına bir kale ve duvar inşa ederek ona “la ciudad amurallada” (duvarlı şehir) takma adını kazandırdılar.

Johannes Vingboons, Santo Domingo’nun Görünümü, 1665.

Şehirde büyücülükle suçlananların neredeyse tamamı kadındı ancak cezalar Kuzey Amerika veya Avrupa’dakinden daha yumuşak olma eğilimindeydi. En yaygın ceza, alenen aşağılama ve kamu hastanelerinde zorunlu çalıştırmaydı. Bu kısmen pragmatik nedenlerden kaynaklanıyordu: İspanyollar, yeni imparatorluklarındaki madencilik ve tarım gibi farklı ekonomik girişimlerini desteklemek için ucuz işgücüne ihtiyaç duyuyordu. İspanyol krallığı, Yeni Dünya’nın yerli halklarına görünüşte yakınlık gösterdi. Kastilyalı I. Isabella, 1503’te yerli halkın zorla çalıştırılmasına karşı bir kraliyet hükmü imzaladı: “Herkes hizmetçi olarak değil özgür bir kişi olarak çalışmalı ve onlara iyi davranılmalıdır. Ve Hıristiyanlar diğerlerinden daha iyidir. Kimsenin onlara kötü davranmasına izin vermeyin.”

İspanyolların gelişinden sonra yerli nüfustaki demografik çöküşten endişe duyan Isabella’nın torunu V. Charles, 1542’de “köle yaratmak için hiçbir neden ya da gerekçe” olmadığının belirtildiği New Laws of The Indies for the Good Treatment and Preservation of the Indians’ı [Yerlilere İyi Davranılması ve Korunması için Yeni Yasalar] imzaladı. Pedro de Heredia, Cartagena’da 1548’de ve sonra 1552’de diğer şeylerin yanı sıra yerel halkı istismar etmekle suçlandığı bir duruşma ile karşı karşıya kaldı. Suçlu bulundu, cezasına itiraz etmek için İspanya’ya döndü ancak gemisi 1554’teki yolculuk sırasında battı ve öldü kabul edildi.

Baptista Boazio, Francis Drake Cartagena’da 1585 (1589)

Charles’ın oğlu II. Philip, 1593 tarihli bir kraliyet kararnamesinde daha da ileri giderek yetkililerine şöyle buyurdu: “Hakaret eden, kötü davranan ve suç işleyen İspanyollar, sanki bu suçlar diğer İspanyollara karşı işlenmiş gibi daha sert bir şekilde cezalandırılmalıdır.” Ancak bu tür hükümler, Transatlantik Köle Ticaretinde insan ticareti yapanları kapsamıyordu. Phillip, 1571’de Cartagena’ya yetkili bir köle limanı ve pazarı statüsünü verdi. Cartagena sonraki 50 yılda, İspanyol Amerika’daki en büyük köle pazarı haline geldi. O dönemde 300.000’den fazla köle satıldı, oysa şehrin nüfusu 13.000’den azdı.

1623’teki ilk duruşmasından iki yıl sonra, Paula de Eguiluz özgür bir kadın oldu ve özgür siyah erkekler ve kadınlar tarafından geliştirilen bir mahalle olan Getsemaní’ye taşındı. Bir zamanlar fakir ve tehlikeli bir yer olarak kabul edilen bu yer, bugün bir turizm merkezidir. Paula’nın nasıl veya niçin özgür bir kadın olduğuna dair yazılı bir kayıt bulunmamakla birlikte, Joan de Egauiluz’un büyücülükten hüküm giymiş bir kadınla ilişkiden kaçınmak için onu Cartagena’da serbest bırakması muhtemeldir. Paula, çamaşırcı ve curandera yani “şifacı” olarak çalıştı. Müşterileri ağırlıklı olarak özgür siyah ve melez kadınlardı ancak daha zengin müdavimleri de vardı. Kocalarının sadakatini garanti altına almak ve aynı zamanda kendi cinsel performanslarını artırmak için onlara iksirler, ritüeller ve dualar sunuyordu. İspanya’dan ithal edilen lüks bir ürün olan bir şişe şarabın 5 pesoya mal olduğu bir zamanda, işi için genellikle 50 pesoya kadar ödeme alıyordu.

Paula 1632’de bir kez daha büyücülük yapmakla suçlandı. Savunması sırasında, Engizisyoncuları kendisini şeytandan koruyamamakla suçlamak, yerel seçkinleri eleştirmek, diğer sözde cadıların isimlerini vermek ve birçok müşterisini ve arkadaşını kendi lehine ifade vermeye çağırmak arasında gidip geldi. Daha sonra 1634’te bir karar verilmeden önce üçüncü bir duruşma başladı. Paula’nın ikinci duruşmasında cadı olarak isimlendirdiği kadınlardan birkaçı onu liderleri olmakla suçlamıştı. Paula, 1638’de cadı olmaktan ikinci defa suçlu bulundu.

İkinci mahkumiyetinden sonra hangi cezayı aldığı açık değilse de 1649’da İspanya’ya raporlar göndermekle görevli bir Engizisyoncu olan İspanyol rahip Pedro Medina, Paula’nın kiliseyle barıştığını, hapishaneleri düzenli olarak ziyaret ettiğini, büyücülükle suçlanan diğer kadınlara yardım sağladığını ve topluluğun değerli bir üyesi olduğunu yazdı. Onun büyücülükle ilişkilendirilmesi, Cartagena Piskoposu Pérez de Lizarraga’yı 1647’deki ölümünden önce şifa hizmetlerini talep etmekten alıkoymadı.

Paula, duruşmaları boyunca sorgulayıcılarının ondan ne tür bir hikâye beklediğini muhtemelen anlamaya başlamıştır: Yerli büyücülüğüne karşı inançlarına ve korkularına güven veren bir hikâye. Tarihçi James H. Sweet, Recreating Africa [Afrika’yı Yeniden Yaratmak] adlı çalışmasında köle sahiplerini, aşırı cezalar uygulayanların kölelerini “büyücülük veya zehir kullanarak onlardan intikam almaya” teşvik etme riski taşıdıkları konusunda uyaran Portekizli rahip André João Antovil’den alıntı yapmaktadır. Yine de büyücülükten korkarken, büyücülüğün sözde varlığı sömürge otoritelerine yerli ve köleleştirilmiş kadınların bilgilerini, bedenlerini ve davranışlarını kontrol etmek için bir bahane sağladı. Birçoğu korkunç muamelelere maruz kaldı. Engizisyoncular, insanların işkence altında tamamen dürüst olduklarına inanıyordu. Rahip Pedro Medina, 1649’da Engizisyon Yüksek Konseyi’ne yazdığı bir mektupta, Paula’nın on yıl önce kendisini mahkûm eden dört Engizisyon üyesini tedavi etmek için yeteneklerini kullandığını bildirdi.

Melez bir çift olan Rufina ve Diego Lopez, 1635’te büyücülükle suçlandılar ve işkence altında suçlarını itiraf ettiler. Mahkeme kayıtları, Rufina’nın Engizisyon üyelerine Paula de Eguiluz’un kendisine asıl itirafını korumasını tavsiye ettiğini söyleyerek ifadesini değiştirmeye çalıştığını gösteriyor. Engizisyon üyeleri için bu, Cartagena’da bir grup cadı varlığının kanıtıydı. Ancak Paula ve diğer bu tür mahkûm kadınlar için, Engizisyon üyelerinin duymak istediklerini öğrenmek ve onlara bu doğaüstü güç hikâyelerini sunarken pişmanlık göstererek bağışlama dilemeleri, ezici çoğunlukla adaletsiz bir toplumda hayatta kalmak için bir strateji hâline geldi.

 

Bu yazı Cemal C. Tarımcıoğlu tarafından sosyalbilimler.org’da yayımlanmak üzere Türkçeye çevrilmiştir.

Orijinal Kaynak: Flórez, Santiago. (2021, May 12). “The Spanish Witches of Cartagena”, History Today.

Atıf Şekli: Flórez, Santiago. (2021, Haziran 15). “Cartagena’nın İspanyol Cadıları”, Çev. Cemal C. Tarımcıoğlu, Sosyal Bilimler. sosyalbilimler.org/cartagena-ispanyol-cadilari

Kapak Görseli: Francisco Goya, Tribunal de la Inquisición o Auto de fe de la Inquisición (1812-1819)

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org çevirmenleri tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlâli söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.


sosyalbilimler.org'da yayımlanan çalışmalar ile ve yeni çıkanlar arasından derlenen kitapların yer aldığı haftalık e-posta bültenine ücretsiz abone olmak için bu sayfa incelenebilir.

Telegram Aboneliği


sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.