Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Sosyal Bilimler

Otoritaryen Kişilik Üstüne: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Otoritaryen Kişilik Üstüne: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri

Bu kitap, Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün Nazi Almanyası’nı terk ederek ABD’ye yerleşen üyelerinin burada başka bilimcilerle gerçekleştirdikleri, “Önyargı Üstüne Çalışmalar” genel başlığıyla beş cilt halinde yayımlanan araştırmanın üçüncü cildini oluşturan Otoritaryen Kişilik adlı kitaba T. W. Adorno’nun katkısını içermektedir (“Qualitative Studies of Ideology”, The Authoritarian Personality, Harper & Brothers, New York, 1950). Ama burada “katkı” sözcüğünü dar anlamıyla kullandığımı belirtmeliyim, çünkü yazar ve araştırmacılar çalışmanın her aşamasında tam bir koordinasyon içinde olmuşlar. Enstitü Başkanı Max Horkheimer’ın belirttiğine göre, otoritaryen kişilik konusunu ele alan ekibin “kıdemli” üyelerinden Dr. R. Nevitt Sanford (Stanford Üniversitesi) asıl olarak araştırma prosedürlerini planlayıp çeşitli tekniklerin nasıl birleştirileceğini tasarlamış ve ayrıntılı durum incelemeleri yapmış; Dr. Else Frenkel-Brunswik (California Üniversitesi) araştırmanın ilk kişilik değişkenlerinden bazılarını formüle etmiş ve görüşmelerden elde edilen materyalin sistemli, dinamik yönelimli kategorizasyonunu ve dökümünü yapmış; Dr. Daniel J. Levinson (Yale Üniversitesi) antisemitizm, etnosentrizm ve politik-ekonomik tutuculuk anket ve cetvellerinin hazırlanmasından, ideolojinin psikoloji açısından çözümlenmesinden, anket sorularına verilen yanıtların yansıtma mekanizması bakımından ele alınmasından ve istatistik tasarım ve prosedürlerinden sorumlu olmuş; Dr. T. W. Adorno ise kişilik etkenleriyle ve otoritaryenizme eşlik eden karakter özellikleriyle ilgili sosyolojik boyutlar getirerek, görüşme materyalinin ideolojik yönlerini toplumsal kuramın kategorileriyle çözümlemiş. Otoritaryen Kişilik adlı kitap bu dört yazarın imzasıyla 1950’de yayımlanmış.

Enstitü, antisemitizm konusunu incelemeyi 1939’da planlamış. 1942’de Amerikan Musevi Komitesi ile bağlantı kuran Horkheimer, bu kuruluştan projeye mali destek sağlamış. Komite, ayrıca Horkheimer’ın başkanlığında bir “Bilimsel Araştırma Bölümü” kurmuş. “Önyargı Üstüne Çalışmalar” bu bölümün bir etkinliği olarak gerçekleştirilmiş.

Horkheimer, kitabın toplumsal ayrımcılıkla ilgili olduğunu söylüyor: “Ama bunun amacı yalnızca, zaten yeterince geniş olan bir enformasyon kümesine birkaç ampirik bulgu daha eklemek değildir. Çalışmanın merkezi teması, görece yeni bir kavramdır: Otoritaryen insan tipi dediğimiz ‘antropolojik’ türün ortaya çıkması.”

Yazarlar araştırmalarına şu temel hipotezin kılavuzluk ettiğini bildiriyorlar: “Bir bireyin politik, ekonomik ve toplumsal inançları, adeta bir ‘zihniyet’le ya da ‘tin’le bağlanmışçasına geniş ve kaynaşmış bir model oluşturur ve bu model, onun kişiliğinde derinde yatan eğilimlerin bir ifadesidir.” Asıl ilgi “potansiyel faşist” bireye, yani yapısı gereği antidemokratik propagandaya özellikle açık kişiye yöneliyor. Bu propagandaya duyarlı insanların birçok ortak özelliğinin bulunduğu, araştırmanın başlıca bulgularından biri.

“Potansiyel faşist birey mevcutsa o kesin olarak nasıl biridir? Antidemokratik düşünceyi oluşturan şey nedir? Böyle birinin içindeki düzenleyici güçler nelerdir? Bu birey mevcutsa gelişme tarzı ve bu gelişmeyi belirleyen etkenler nelerdir?” – Araştırmanın yanıt bulmaya çalıştığı sorular bunlar.

Başta antisemitizm üstünde odaklanan araştırma, “Bu düşünceleri belli bireyler kabul ederken neden başkaları kabul etmiyor?” sorusuyla birlikte antisemitizmin muhtemelen özgül ya da yalıtık bir fenomen olmayıp daha genel bir ideolojik çerçevenin bir parçası olduğu ve bireyin bu ideolojiye açıklığının asıl olarak onun psikolojik gereksinimlerinden kaynaklandığı hipotezlerine yöneliyor. Psikoloji, sosyoloji ve tarih “son çözümlemede ancak yapay bir şekilde ayrılabilir” olmakla birlikte, kişiliğe yapılan vurgu psikolojiyi ön plana çıkarıyor. Kişiliğin yapısıyla ilgili kuram açısından öncelikle Freud’a, kişiliğin daha dolaysızca gözlemlenebilir ve ölçülebilir yönlerinin formülasyonu açısından da akademik psikolojiye başvuruluyor.

Ne var ki yazarlar, “görüş, tutum ve değerler insan gereksinimlerine bağlı olduğu ve kişilik de esas olarak gereksinimlerin bir düzenlenişi olduğu” için kişiliği ideolojik tercihlerin bir belirleyicisi olarak görmekle birlikte, onu nihai bir belirleyici olarak tözleştirmemek gerektiğini de düşünüyorlar. “Kişilik baştan beri verili ve hep öyle kalarak çevredeki dünya üzerinde etkide bulunan bir şey değildir; toplumsal çevrenin etkisiyle değişir ve içinde yer aldığı toplumsal bütünden yalıtılamaz.” Dolayısıyla kişilik, “ideoloji üzerindeki toplumsal etkilerin dolayımlandığı bir aracı” olarak ele alınıyor. Kişiliğin rolüne açıklık getirilebilirse en önemli toplumsal etkenlerin hangileri olduğunun ve bunların etkilerini nasıl kazandığının daha iyi anlaşılacağı düşünülüyor. “ İdeolojinin psikolojik belirleyicilerinin bilinmesi bize en doğru ideolojinin hangisi olduğunu söylemez; ancak bu arayışın önündeki engellerden bazılarını ortadan kaldırabilir.”

Otoritaryen Kişilik’e Adorno’nun katkısı, bin sayfaya yaklaşan kitabın “Niteliksel İdeoloji İncelemeleri” başlıklı IV. Kesimini oluşturan dört bölümü (XVI’dan XIX’e kadar) içermektedir. Bu kesime kadar, “yüzeydeki ideoloji”den görüşülen öznelerin “büyük ölçüde bilinçdışı psikolojik özelliklerine” kadar uzanan araştırma bulguları sunulmuştur. Araştırmanın yönünü ve sunuş düzenini belirleyen ideolojik verilerin “yalnızca ekonomik statü, grup üyeliği ya da din gibi dışsal etkenlerden” türetilemeyeceği, kanıtların bu konuda “kişiliğin içindeki harekete geçirici güçlerin oynadığı rolü şaşmaz bir şekilde işaret ettiği” ortaya konmuştur. Ama araştırma ideolojik olandan psikolojik olana doğru mekanik bir şekilde hareket etmemiş, bu ikisinin “yapısal birliği” sürekli göz önünde tutulmuştur. Şimdi sıra, bu hareketi tersine çevirip elde edilen psikolojik bulguların ne anlam taşıdığını sormaya gelmiştir. Böylece ideoloji ile kişilik arasındaki ilişkiler sorunu üstünde yoğunlaşan araştırmanın çeşitli yönlerinin bütünleştirilmesine daha fazla yaklaşılabileceği umulmaktadır.

Elimizdeki sözlük ve yazım kılavuzlarında “otoriter” sözcüğü bulunmakla birlikte “otoritaryen” sözcüğü yer almamaktadır. Otoriter yönetime açık ya da yandaş kişiyi nitelemek için “otoriter” sıfatı uygun olmadığından “authoritarian” karşılığında “otoritaryen” terimini kullanmak durumunda kaldık.

Doğan Şahiner
T. W. Adorno, Otoritaryen Kişilik Üstüne, Niteliksel İdeoloji İncelemeleri
Çev. Doğan Şahiner, Say Yayınları, 2011

Yorum Yazın

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.