Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Sosyal Bilimler

Nasıl Daha İyi Argümanlar Üretebilirsiniz? - Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Nasıl Daha İyi Argümanlar Üretebilirsiniz?

A. Bilmeniz Gerekenler

Tartışmak zordur. Bu yazıyı okuyor olma ihtimaliniz yüksek çünkü muhtemelen çığırından çıkan bir tartışma yaşadınız. Belki de karşınızdaki kişi genel bir iddianın kesin kanıtı olarak bir anekdot anlatmış, sizi aptal yerine koymak için gerekçelerinizi yanlış aktarmış, size çirkin yakıştırmalarda bulunmuş ya da tartışan insanların yapma eğiliminde olduğu diğer saymakla bitmeyecek şeylerden herhangi birini yapmıştır. Bu deneyimler kısmen insanların tartışmayı hasmane ve entelektüel açıdan verimsiz —kaçınılması gereken bir şey olarak görmelerinin nedenidir.

Belki de insanların yaptığı sinir bozucu hareketleri tanımlamak için bazı yeni terimler öğrenmek istiyorsunuz ya da belki de gerçekleri ve mantığınızı kullanarak başkalarına “sahip olmak” için “tuhaf bir numara” arıyorsunuz. Size hem iyi hem de kötü haberlerimiz var. Süslü terimler, birkaç tane var, ancak bu kılavuzdaki odak noktamız öncelikle tartışmada gerçekten neyin tehlikede olduğu, neden ters gittiği ve nasıl tekrar rayına oturtulacağı hakkında nasıl düşünüleceğidir. Bize göre, daha iyi tartışmanın anahtarı yeni numaralar öğrenmekten değil, argümanların nasıl işlediğini ve neden önemli olduklarını anlamaktan geçer.

Tartışmalar ve Ortaya Çıkardıkları Sorunlar

Öncelikle argümanı ele alalım. Başlarken, bir ürün olarak argüman ile bir süreç olarak argüman arasında ayrım yapmamız gerekir. Bir ürün olarak argüman, nedenlerin (öncüller olarak adlandırılır) ve nedenlerin gösterdiği şeyin (sonuç olarak adlandırılır) bir toplamıdır. Örneğin, “Ceketini getir çünkü yağmur yağacak” ifadesi bu anlamda bir argümandır. “Tanrı vardır çünkü dünyanın bir ilk nedene ihtiyacı vardır ve Tanrı ilk nedendir” cümlesi de öyledir. Buna karşılık, bir süreç olarak argüman, muhataplar arasında bir gerekçe mübadelesidir. İki kişinin ceketler ya da Tanrı’nın varlığı üzerine gerekçelerini paylaşması bir argüman sürecidir. Bizim bakış açımıza göre, argüman sürecinin daha iyi olması için gereken kurallar nihayetinde iyi argüman ürünleri için gereken ilkelerden türetilir. Zira sonuçta tartışan insanların üzerinde çekiştikleri şey, herkesin en iyi gerekçelerinin ortaklaşa hangi sonucu desteklediğidir.

Argümanlar ne içindir? Aslında bu yanıltıcı bir şekilde basittir: başkalarının inançlarını veya taahhütlerini etkilemek için onlarla gerekçe paylaşımı yaparız. Size bir şeyin doğru olduğuna inanmanız için nedenler sunuyorum çünkü bunun doğru olduğuna inanmanızı ya da daha güçlü bir şekilde inanmanızı istiyorum. Belki bu konuda aynı fikirde değilizdir, belki de katılmıyoruzdur. Her iki durumda da ben size nedenlerimi sunarım. Siz de onları tartarsınız. İnsanlar bunu o kadar sık ve o kadar çok şey hakkında yaparlar ki, nadiren fark ederler. “Ceketini getir,” diyebilir biri, “çünkü yağmur yağacak.” Bu bir tartışmadır, sıradan bir tartışmadır, ancak bunun bir inanç değişikliği ve ardından bu inançla uyumlu eylemler için yapıldığını belirtmek gerekir.

Hem büyük hem de küçük şeyler üzerinde anlaşmazlığa düşeriz ve bu yüzden tartışırız. Bu anlaşmazlıkların çoğu, farklı görüşler ışığında nasıl ilerleyeceğimiz konusunda bir sorun teşkil eder. Diyelim ki siz ve rastgele bir Twitter kullanıcısı, ona HockeyDad1989 diyelim, kürtaj konusunda aynı fikirde değilsiniz. Onun görüşüne göre kürtaj her koşulda yasadışı olmalı; sizin görüşünüze göre ise çoğu durumda yasal olarak izin verilmeli. Bu sorunun cevabının, insanların kürtaj yaptırıp yaptıramayacağı konusunda büyük önem taşıdığı açıktır. Bu, sosisli sandviçin üzerine ketçap koymanın doğru olup olmadığı konusundaki bir anlaşmazlığa benzemez (bu arada Chicago’da bunu yapmayın) —bu konu çözüme kavuşturulmalıdır. Elbette, zar atmak, bağırsakları incelemek[1] veya (Tanrı korusun) dövüşerek sınamak gibi bir dizi yöntemle çözebiliriz, ancak birlikte akıl yürütmek, en iyi cevaba ulaşma ve herkesin bilişsel durumunu iyileştirme konusunda en yüksek olasılığı sunar. İdeal koşullar altında, HockeyDad1989 kendi gerekçelerini sunar, siz de kendi gerekçelerinizi sunarsınız. Ve sonra birlikte bu nedenlerin nereye varacağını görürsünüz. Ama işte burada başımız derde giriyor.

Temel sorun, argümanın etkilemeyi amaçladığı şeyin doğasına bağlıdır: İnanç. Tıpkı diğer insanların kendi inançlarının doğru olduğunu düşünmeleri gibi, sizin de inançlarınızın doğru olduğunu düşündüğünüz apaçık ortadadır. Onları umut, arzu ya da korku olmaktan ziyade inanç yapan da budur. Bu başlangıç noktası, bir başkasının karşıt inancının doğru olma olasılığını düşünmeyi bile zorlaştırabilir.

İnançların bir diğer önemli özelliği de onlar üzerinde doğrudan ve gönüllü bir kontrolümüzün olmamasıdır. İnandığınız şeyi değiştirmek için kendi iradenizi kullanamazsınız. Hiçbir miktar para sizi Papa’nın Budist olduğuna ya da 2+2=5 olduğuna gerçekten inandıramaz. İnançlarınızı değiştirebilecek olan şey, bilgi ve nedenlere maruz kalmaktır. Yine de insanlar mevcut inançlarını destekleyen kaynaklara yönelme ve bu inançları doğrulayan kanıtlara seçici olarak katılma eğilimindedir. Bunların çoğunu fark etmeden yaparız. Finansal ya da başka türlü teşvikler bunda rol oynayabilir. The Jungle (1906) romanının yazarı Upton Sinclair’in dediği gibi: “Maaşı anlamamasına bağlı olan bir adamın bir şeyi anlamasını sağlamak zordur.” Bu inanç koruma eğilimlerinin varlığı, argümanın öneminin altını çizmektedir: Sinclair’in romanında geçen habis mezbahada çalışmaya devam edebilmek için, kişinin inançlarını sarsabilecek kanıt ve argümanlara maruz kalmaktan dikkatle kaçınması gerekir. Tartışma bu balonu patlatmakla tehdit eder.

O hâlde, inanç değişikliği potansiyelinin tümü, insanların karşılaştıkları ya da karşılaşmadıkları argümanlarda yatmaktadır. Ancak yanlış olduğunu düşündüğünüz bir şeyin kanıtlarını gerçekten kanıt olarak görmek zordur. Anlaşmazlık tartışmayı teşvik eder, ancak aynı zamanda tartışmayı harekete geçirmeyi de oldukça zorlaştırır.

Bu rehber metin ile amacımız, tartışmalara nasıl yaklaşmanız gerektiği konusunda düşünmenize yardımcı olmaktır; böylece hem sizin hem de tartışma ortağınızın riskleri anladığı ve her ikinizin de nedenleri takip etmeye istekli olduğu daha verimli tartışmalar yapabilirsiniz. Epistemolojinin teknik diliyle uğraşmak veya her türlü safsatayı ayrıntılı bir şekilde kataloglamak yerine -bunlar araştırmamızda incelediğimiz ve epistemoloji, mantık ve eleştirel akıl yürütme derslerimizde ele aldığımız türden şeyler olsa da- argümantasyonun bazı genel ve genellikle gözden kaçan yönlerini keşfedeceğiz. Umarım bu, argümanlara yeni bir perspektiften bakmanız ve zamanı geldiğinde daha iyi tartışmanız için size ilham verir.

B. İyice Düşünün

Tartışmaya Değip Değmeyeceğine Duruma Göre Karar Verin

Tartışmanın doğasında sizin ve başka bir kişinin birbirinizin fikrini değiştirmeye çalıştığınızı söylemiştik. Elbette, tartışmadaki diğer kişinin sizinle akıl yürütmekle gerçekten ilgilenmemesi, sadece gözünüzü korkutmak ya da dürüstlüğünüzü kendi görüşlerine yakın bir kitlenin yararına size karşı kullanabileceği bir konuma çekmek istemesi ihtimali her zaman vardır. Tartışma, saldırganlığın artması, yanlış anlaşılma ya da kötü muhakemenin ikiye katlanmasıyla sonuçlandığında geri tepebilir. Burada trollerle veya taahhütleri konusunda samimi olmayan kişilerle tartışmak için çok fazla tavsiyemiz yok; onlarla çok az gerçek ilerleme kaydedilebilir, bu yüzden muhtemelen en iyisi onlardan kaçınmaktır. Ancak tartışmanın ne zaman faydalı olacağına nasıl karar verileceğine dair bazı tavsiyelerimiz var.

Genel bir kural olarak, adil savaş teorisine benzer bir yaklaşımı faydalı buluyoruz. Aşağıdaki koşullar geçerli olduğunda tartışmaya girmeyi düşünün: (1) tartışmaya katılmak için makul ölçüde iyi hazırlanmış olmanız; (2) iyi bir tartışma ortamı yaratma açısından makul bir başarı şansı olması (‘muzaffer’ olmanız gerekmese bile); ve (3) durumu daha da kötüleştirmeyecek olmanız. Tartışmanın tavsiye edilmediği durumları düşünmek kolaydır. Bir tatil yemeğinde sarhoş bir amcanızla politika tartışmaya başlarsanız, yalnızca dinlenmeniz pek olası değildir, aynı zamanda muhtemelen yemeği mahvedecek ve sonra kuzenlerinizle vakit geçirmek için tekrar davet edilmeyebilirsiniz. Benzer şekilde, internet trolleriyle uğraşmak da mantıklı değildir çünkü başarı şansı çok düşüktür ve her şeyi daha da kötüleştirme olasılığı vardır.

Bununla birlikte, insanlarla akşam yemeğinde, kahve veya bira içerken ve hatta inanabiliyor musunuz, felsefe konferanslarında bile büyük tartışmalar yaptık. Yaşadığımız en iyi tartışmalar, sinematik bir getirisi olan, gladyatörlerin onayladığı ya da onaylamadığı tartışmalar değil, daha ziyade aşamalı bir aydınlanmanın daha önce göremediğimiz bir şeye ışık tuttuğu tartışmalardı. Bu durumlarda gerçek zafer, birilerinin kanıtı kanıt olarak kabul etmesi ve daha sonra işini yapmasına izin verecek bir konumda olmasıdır.

Tartışmaya Alçakgönüllülükle Yaklaşın

Tartışma ve akıl yürütmenin can sıkıcı bir sorunu, herkesin bu konuda oldukça iyi olduğunu düşünmesidir (iyi olmayanlar da dahil). Büyük Amerikalı filozof ve mantıkçı Charles Sanders Peirce bunu fark etmiş ve 1877’de gözlemlemiştir: “Çok az kişi mantık çalışmayı önemsiyor, çünkü herkes kendini zaten akıl yürütme sanatında yeterince yetkin sanıyor.”

Merak ediyor olabilirsiniz, pek çok insan mantığı önemsemiyor mu? İnsanların önemsediği doğrudur, ancak bunu tuhaf bir şekilde yapma eğilimindedirler: mantığı başkaları için önemserler. Yine, kendi inançlarımız bize doğru görünür çünkü bir inanca sahip olmanın doğası, onun doğru olduğunu düşünmek demektir. Ve aynı şey akıl yürütme için de geçerlidir. Bir inancın doğru olduğunu düşünmek, sizi bu doğru inanca götürdükleri ölçüde, ona ilişkin iyi nedenleriniz olduğunu düşünmek anlamına gelir. Dolayısıyla, mantık konusunda zaten iyi olduğunuzu düşünmelisiniz. Straw Man Arguments (2022) kitabımızda Peirce problemi olarak adlandırdığımız şey budur: nedenlerinizin zaten iyi olduğunu düşünmeye meyilliyseniz, kendi mantık hatalarınızı nasıl tespit edebilirsiniz?

Peirce probleminde önemli bir ders var. İnsanlar sadece inandıkları şeylere karşı doğuştan gelen bir önyargıya sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda bu inançlara ulaşırken kanıtları başarılı bir şekilde yönettikleri için kendilerini takdir etme (ve bu konudaki başarısızlıkları nedeniyle başkalarını küçümseme) eğilimindedirler. Ancak başkalarıyla bire bir tartışma sürecine açıkça dahil olmak -kendinizi onların gerekçelerine maruz bırakmak- kendi mantıksal kör noktalarınızı aşmanıza yardımcı olabilir.

Tartışmaların Saldırı Gibi Hissedileceğini Öngörün

Birinin inançlarınızı değiştirme girişimi, özellikle de söz konusu inanç sizin için önemliyse, genellikle bir saldırı veya dayatma gibi hissedilecektir. Bunun bir nedeni, karşınızdaki kişinin sizin bir muhakeme yeteneği olarak vardığınız sonuçlarda bir şekilde başarısız olduğunuzu öne sürmesidir —ve bunu öne sürmekten başka bir şey yapamazlar. Sahip olduğunuz inançların sizin hakkınızda ve kanıtları yönetme kapasiteniz hakkında etkileri vardır. Dolayısıyla ‘yanlış’ bir şeye inanmak, belirli bir tür başarısızlık gibi görünebilir. Bir argümanda sebepleri duymak da bir tür dayatmadır, çünkü aldığınız kanıtları mükemmel bir şekilde kontrol edemezsiniz (ki bu kanıtlar inançlarınıza meydan okuduğunda rahatsız edici olabilir).

Doktorunuzun size iğneyi batırmadan önce bir nebze ağrı hissedeceğinizi söylemesi muhtemelen durumu biraz hafife almaktır. Benzer bir şekilde, inançlarınızın bir argümanla sınanması ve değişmesi her zaman iyi hissettirmez. Hissetmemeniz gerekir. Biraz baskı hissedeceksiniz. Ancak, bu deneyimin nihayetinde sizin için iyi olabileceğini ve tartıştığınız ve inançlarını değiştirmeye çalıştığınız kişinin de rahatsız olabileceğini bilerek bu rahatsızlığı tahmin edebilir ve kabul etmeye çalışabilirsiniz.

Tartışmanın sık sık spor veya savaşla karşılaştırılması bazı kritik açılardan doğrudur. Savaşta olduğu gibi, tartışmada da önemli olan şeylerin karara bağlanması söz konusu olabilir. Ve savaşta olduğu gibi, tartışmada da insanlar iradeleri dışında etkilenirler. Bununla birlikte, tartışmanın amacı birinin bir şeye inanmasını sağlamaktır —ve bunu yapmak için onlara nedenler sunmanız gerekir. Bir temas sporunda birinin yolunuzdan çekilmesini istiyorsanız, onu itersiniz. Birinin tartışarak sizin yolunuzdan gitmesini istiyorsanız, onu öylece zorlayamazsınız (talep etmek bir neden değildir). Onlara öyle nedenler sunmalısınız ki kendi başlarına o yöne doğru hareket etsinler —ya da daha doğrusu o yöne gitmek akıllarına gelsin. Birinin fikrini değiştirmek böyle bir şeydir.

Daha sonra yağmur yağacağını kabul etmenizi sağlamaya çalışırken, dikkatinizi bu düşünceyi kışkırtacak şeylere yönlendirmem gerekir; örneğin karanlık, yaklaşan bulutlar veya telefonumdaki hava durumu uygulaması gibi. Benzer şekilde, HockeyDad1989’un kürtaj hakları konusundaki görüşünü değiştirmesini istiyorsanız, ona görüşüne karşı olan kanıtları göstermelisiniz. Ve bunda başarılı olmak istiyorsanız, ona zaten kabul ettiği veya kanıt olarak kabul edeceği kanıtları göstermelisiniz. Sizinle aynı fikirde olmayanlar da aynı şeyi size karşı uygulamaya çalışacaktır.

Kendi Görüşünüzün Yanı Sıra Alternatif Görüşleri de Anlamaya Çalışın

İkna edici ve gerçeğe ulaşan bir argüman sunmak için, argümanınızın konusu hakkında bir şeyler öğrenmek için elinizden geleni yapmalısınız. Hepimiz, bir konu hakkında bilgisizliğin o konu hakkında görüş sahibi olmaya engel teşkil etmediği bar taburesi çok bilmişlerine aşinayız. Siz o kişi olmayın. Bu, kendi görüşünüzü ve bunun nedenlerini bilmenizi ve aynı zamanda rakip görüşleri, bunların nedenlerini ve sizin görüşünüzle olası anlaşmazlık noktalarını anlamanızı gerektirir.

Kendi görüşünüzü ve bunun nedenlerini sağlam bir şekilde kavramanın bir yolu, öğretmen olma perspektifini benimsemektir. Temel fikir nedir? Onu değerli bir fikir yapan nedir? İyi bir tartışmacı iyi bir öğretmen gibidir. İyi bir öğretmen net bir şekilde açıklar, ilgiyi motive eder ve inatçı dinleyicilerin konuyu anlamasını sağlar. Bu da sabır ve insanlarla oldukları yerde konuşmaya istekli olmayı gerektirir. Ve büyük bir fikri öğretmenin anahtarı, onun diğer şeylerle nasıl uyuştuğunu, şeylerin neden olduğu gibi olduğunu açıklamaya nasıl yardımcı olduğunu ve hayatı daha az kafa karıştırıcı hâle getirdiğini göstermektir.

Kendi görüşünüze hâkim olduğunuzda, bunu reddedenleri anlamaya çalışmak önemlidir. İyi bir tartışmacı, aynı fikirde olmadığı kişilerle konuşmalı ve onlar tarafından duyulmalıdır. Bu da alternatif görüşleri, o alternatif görüşlere sahip olanların bildiği şekilde bilmelerini gerektirir.

Konu, grupların birbirlerine karşı hizalandığı bir konu olduğunda, entelektüel rakiplerinizi anlamanıza yardımcı olması için yalnızca müttefiklerinizin anlattıklarına güvenmekten kaçının. Bu hikayelerin hepsi çok basittir, çünkü esas olarak rakiplerin görüşlerinin görünürdeki yanlışlığına veya gerekçelendirmelerine odaklanırlar. Ayrıca, son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar, insanların politik bölünme boyunca belirli görüşlerin yaygınlığını tahmin etmede kötü olduklarını göstermektedir; aynı fikirde olmadığımız kişiler arasında aşırı ve mantıksız inançların sıklığını abartma eğilimindeyiz. Bu da ilk etapta angaje olma ihtimalimizi azaltıyor.

Eğer biriyle tartışacaksanız, onu bir dereceye kadar rasyonel görmek zorundasınız; aksi takdirde tartışma onlara ulaşamaz. Ve eğer rasyonel iseler, kendilerini yalanları seven ya da rasyonalize eden kişiler olarak görmezler. Eğer onların sebep olarak gördükleri gerekçeleri sunacaksanız, onları kendi terimleriyle anlamaya çalışmalısınız. HockeyDad1989 kendi bakış açısından kürtaj kısıtlamalarını anayasal orijinalizminin[2] mantıksal sonucu olarak görüyor olabilir. Bu teorinin aslında kürtaj kısıtlamalarını haklı çıkarmadığına dair nedenler sunabilirseniz, bu nedenler onda yankı uyandırabilir. Tersine, görüşünün yanlış olduğunu çünkü sorgulanmamış muhafazakâr bir yetiştirme tarzından kaynaklandığını öne sürmek onun kabul edeceği bir neden değildir.

Bir kişinin kendi gerekçelerini nasıl gördüğünü öğrenmek yardımcı olabilir. Bu, web sitelerini okumak, haber programlarını veya TikTok’larını izlemek, podcast’lerini dinlemek anlamına gelebilir. Bu kesinlikle, biriyle iletişime geçmeden önce görüşlerini açıklarken onu sabırla dinlemek anlamına gelir. Beğenmek zorunda değilsiniz, ancak alternatif bakış açılarına maruz kalmak, sizinle aynı fikirde olmayan insanların birbirleriyle nasıl mantık yürüttükleri konusunda sizi eğitebilir. “Onların dilini öğrenmeye” başladıktan sonra, muhtemelen onların kendilerini nasıl anladıklarını daha iyi anladığınız tuhaf ve arada sırada ortaya çıkan anlar olacaktır. Görüşlerinin bir ya da daha fazla gerekçesini iyi bir gerekçe olarak görebilirsiniz -yani, dikkatli bir düşünürün bu sonuca nasıl varabileceğini görebilirsiniz- bu sizin görüşünüzü değiştirmemiş olsa bile. Bu anlara dikkat edin. Tartıştığınız kişiye bu iyi nedeni, duyduğunuz ve eleştirel bir şekilde düşündüğünüz bir şey olarak tekrar ifade edebilmek, ona kendi nedenlerinizi sunmaya çalıştığınızda değerlidir.

Görüşünüzü etkili bir şekilde savunmak için, karşınızdakine her ikinizin de geçerli gördüğü nedenler sunmanız gerekir. Aksi takdirde, muhatabınızın gerekçelerine değil, sadece kendi gerekçelerinize hitap etmiş olursunuz. Ve anlaşmazlığı çözme şansınız olmaz.

Argüman Hakkında Tartışmaya Hazır Olun

Tartışmalar genellikle çıldırtıcı derecede dolambaçlıdır. Diyelim ki Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kitlesel silahlı saldırılarla ilgili bir konuya değinmeye çalışıyorsunuz ve halka açık silahlı saldırıların çoğunun silahlı bir “iyi adam” olayları kendi kontrolüne aldığında sona ermediğini gösteren bir araştırmaya işaret ediyorsunuz. Diyelim ki konuştuğunuz kişi, silahlı bir vatandaşın tetikçiyi öldürdüğü yakın tarihli bir toplu katliamla ilgili bir anekdot öne sürerek bunu reddediyor. Bu hikaye doğru olsa da tekil anekdotların güçlü kanıtlar olmadığını açıklamanız gerekecektir. Bunlar ilginç vakalardır, ancak daha geniş eğilimleri yansıtmaları gerekmez. Şu anda konuşmanın kitlesel silahlı saldırılardan ziyade iyi argümanların ne olduğu konusuna dönüştüğüne dikkat edin.

Tartışmaya ilişkin bazı “yol kuralları” bu tartışmalarda yolunuzu bulmanıza ve kendinizin de zayıf argümanlar üretmekten kaçınmanıza yardımcı olabilir. Örneğin, bir argümanın parçası olarak gerekçeler sunulduğunda, bu gerekçeler kişinin vardığı sonuçla ilgili olmalıdır. Eğer değillerse, o argüman bir non sequitur’dur; sonuç onu takip etmez. Bir argüman aynı zamanda mevcut tüm ilgili nedenleri de yansıtmalıdır —yani, bir kişi rakibinin bakış açısının iyi bilinen bir nedenini görmezden gelmemeli, ancak bunu kabul etmeli ve ele almalıdır.

Elbette kaçınılması gereken safsatalar da vardır —o anın sıcaklığıyla iyi gibi görünen kötü argüman türleri. Örneğin: bir kişinin kişisel kusurları veya eksiklikleri olduğu için bir konuda hatalı olduğunu savunmak (ad hominem safsatası); yalnızca sizin vardığınız sonucu zaten kabul eden birine iyi görünen gerekçeler sunmak (Petitio principii safsatası); veya bir rakibin görüşünün abartılı bir versiyonunu tanımlamak (saman adam safsatası) ve ardından kişinin gerçek görüşü yerine bu abartılı görüşü eleştirmek. Bu kavramlar, hatalı argümanları eleştirmek için yorumlayıcı araçlar olarak hizmet edebilir ve sizi bu argümanlara kanmaktan alıkoyabilir.

Buradaki kilit nokta, bu safsatalar sözlüğünün oynaması gereken yeniden rayına oturtma rolünü oynayabilmesi için, terimleri sadece kullanıp rakipleriniz üzerinde sihirli büyüler gibi işe yaramalarını bekleyemezsiniz. Görüşünüze yönelik bir eleştiriyi ad hominem ya da saman adam olarak nitelendirmek yeterli değildir. Hatanın ne olduğunu ve bu terimlerin duruma neden uyduğunu açıklamanız gerekir. Yani, ad hominem ile, rakibinizin birinin görünüşü hakkındaki yorumlarının o kişinin kamu politikası hakkındaki görüşünü nasıl geçersiz kılmadığını göstermeniz gerekir. Saman adam ile de aslında ‘vergilendirme uygarlığın bedeli’ dediğinizi açıklamanız gerekir, liberteryenlerin uygar olmadığını değil.

Tartışmanın dolambaçlı olması, tartışmacılar için sürekli bir hayal kırıklığı kaynağıdır. Ancak tartışmaya girmek tam da böyle bir şeydir —sadece tartışılan konu hakkında konuşmakla kalmayız, bu konu hakkında nasıl konuştuğumuz hakkında da konuşmamız gerekir. İşler karmaşıklaşır, çünkü anlaşmazlığı yönetirken, üzerinde uzlaşabileceğimiz anlaşmazlığa bitişik pek çok şeyi çözmek zorunda kalırız. Bu tür meta-tartışmalar, ki biz bunlara iş dünyasında meta-tartışma diyoruz, yolun kurallarının farkına varmamızı sağlar.

Adil Bir Şekilde Tartışmayı Hedefleyin

Şu analojiyi düşünün: savaşta belirli eylemler yasaktır (örneğin, ayrım gözetmeksizin sivilleri hedef almak) ve aynı şey tartışmada da geçerli olmalıdır. Tartışmada haksız bir zafer -kişinin çarpıtma veya aldatma yoluyla ya da başka bir şekilde haksız bir şekilde tartışarak tartışmayı görünüşte ‘kazandığı’- gerçekte bir zafer değildir. Sadece kötü nedenlerle zafer kazanmış olmakla kalmaz, muhatabınızın muhakeme gücünü düşürerek ona zarar vermiş olursunuz. Buna karşılık kendinize de zarar vermiş olursunuz: hak ettiğinizde tartışmaları kaybetmek sizin yararınızadır. Kaybetmek sizi hatadan kurtarır —bu ister yanlış inancınız ister argümanınızın başkaları için ikna edici olacağına dair yanlış hissiniz olsun. Her iki durumda da bir ders almış olursunuz. İşte bu nedenle Epikouros “felsefi bir tartışmada kaybeden kişi öğrendikçe daha çok kazanır” demiştir.

Savaş gibi, tartışma da sonsuza dek sürmez. Sona erecektir ve muhatabınızla etkileşime devam etmeniz gerekebilir. Sadece karşınızdakinin aşağılanmış hissetmesini istemezsiniz, aynı zamanda güven ve karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki sürdürmek istersiniz. Tartışma sırasında birisine ‘sahip olmaya’ çalışmak yanlış bir yönelimdir; bu sadece münazara sırasında değil sonrasında da tahakküm kurmak anlamına gelir. Bunun yerine, özel ve bireysel fikir alışverişlerimize, birlikte daha saygılı ve dürüst bir akıl yürütme kültürüne zemin hazırlayabileceğimiz umuduyla yaklaşmalıyız. Elbette bu sadece bir umuttur, ancak tartışmanın nasıl yanlış gidebileceğinin bir örneği olmaktansa, bu arzunun bir örneği olmak daha iyidir.

D. Kilit Noktalar: Nasıl Daha İyi Argümanlara Üretebilirsiniz?

  1. Tartışma ihtiyacı kaçınılmazdır. Hasmane veya verimsiz fikir teatilerinde bulunmak, tartışmanın umutsuz görünmesine neden olabilir. Ancak önemli soruları yanıtlama ve inançları değiştirme potansiyeline sahip olduğu için hayati önem taşır.
  2. Tartışma doğası gereği karmaşıktır. İnancın doğası ve kanıtları değerlendirirken kullandığımız seçici yöntemler, tartışmalara açık fikirli bir şekilde yaklaşmayı zorlaştırabilir.
  3. Tartışmanın buna değip değmeyeceğine duruma göre karar verin. Makul ölçüde iyi hazırlanmışsanız ve birbirinizi dinlemeniz muhtemel görünüyorsa biriyle tartışmaya girmeyi düşünün.
  4. Tartışmaya alçakgönüllülükle yaklaşın. Herkesin kendi inançlarının ve bunların nedenlerinin doğru olduğunu düşünme eğiliminde olduğunu unutmayın. Başkalarının gerekçelerini duymaya hazır olun.
  5. Tartışmaların saldırı gibi hissedileceğini öngörün. Tartışmaya girmek, sanki birisi size akıl yürütmede başarısız olduğunuzu söylüyormuş gibi hissettirebilir. Ortaya çıkan rahatsızlığı kabul etmeye çalışın ve bu deneyimin buna değebileceğini bilin.
  6. Kendi görüşünüzün yanı sıra alternatif görüşü de anlamaya çalışın. İyi bir tartışma yürütmek için, karşınızdaki kişinin de iyi nedenler olarak göreceği gerekçeler sunmanız gerekir. Bu nedenle, karşınızdakinin söz konusu meseleler hakkında nasıl düşündüğünü keşfedin.
  7. Tartışma hakkında tartışmaya hazır olun. Birinin argümanında bir hata olduğunda bunu belirtmeniz ve neden böyle olduğunu net bir şekilde açıklamanız gerekebilir.
  8. Adil bir şekilde tartışmayı hedefleyin. Adil olmayan taktikler veya kötü muhakeme ile birine “sahip olmak” pek de zafer sayılmaz ve adil bir tartışmayı ‘kaybetmenin’ de faydaları vardır.

E. Neden Önemli?

Tartışmanın Ahlaki Ağırlığı

Bizim gibi felsefeciler için argüman genellikle epistemolojinin, yani bilginin incelenmesinin bir konusu olarak kabul edilir; burada iyi argümanlar bilgi, kötü argümanlar ise cehalet yaratır. Ancak, tartışmanın riskleri göz önüne alındığında, argümanları etik bir perspektiften de düşünmeye ihtiyaç vardır.

On ikinci yüzyılda yaşamış bir İslam filozofu olan İbn Rüşd, tartışmacıların argümanlarının dinleyicilerinin inançları üzerindeki etkilerinden sorumlu olduğunu savunmuştur. İslam’ın takipçileri arasında inançsızlık yaratma konusunda teolojik bir noktaya değinmiş olsa da bu tür safsataları göremeyen insanlar arasında sağlık görevlileri hakkında asılsız şüpheler uyandıran ve bunun sonucunda hepsinin ölmesine neden olan bir kişi hakkında şaşırtıcı derecede uygun bir benzetme sunar. Bu benzetmeyi biraz güncellemek gerekirse, İbn Rüşd’ün kuralı sosyal medyada COVID-19’un bir aldatmaca olduğunu veya limon suyuyla gargara yaparsanız tedavi edebileceğinizi öne süren memler paylaşan kişi için de geçerli olacaktır. Bu açıdan bakıldığında, böyle bir kişi ahlaki açıdan açıkça yalan söyleyen biri kadar suçludur. Hâlihazırda genel bir mutabakatın söz konusu olduğu durumlarda bile bir yanlışı savunmak ahlaksızlık olarak görülebilir; zira birinin yanlış inancını uzatmak, onu yanlış bir inanca dönüştürmeye benzer.

Bir tartışmada konuşmacı olarak başkalarına zarar verme riski taşırız; dinleyici olarak da incinme riski taşırız. Daha iyi tartışmayı öğrenme ihtiyacı kaçınılmazdır. Bu da kısmen inançların bize nasıl geldiğinin farkına varmaktan geçer: İbn Rüşd bize insanların inançları istemeden edindiklerini ve farkına varmadan hataya düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını hatırlatır. Dolayısıyla tartışmacıların başkalarını nasıl etkiledikleri konusundaki sorumluluklarını kabul etmeleri gerekir.

İnanç etiğine verdiği önemle tanınan bir başka filozof olan W. K. Clifford, 1877’de hiçbir inancımızın bir ada olmadığını gözlemlemiştir; bunlardan sadece biri konusunda tembellik etmek -şüphe duyduğunuz bir inançla ilgili kanıt aramakta başarısız olmak- kişinin tüm inanç sistemini bozacaktır. Bunun panzehiri, başkalarının eleştirel katkılarını aramaktır. Tekrar etmek gerekirse, inandığımız şeyleri doğrudan değiştirmek bizim elimizde değildir. Bunun için kanıta ihtiyacımız vardır. Ve harika bir kanıt kaynağı da tartışmalardır.

Dünya hakkında neyin doğru olduğunu anlamaya çalışırken, bilişsel olarak başkalarının çalışmalarına bağımlıyız ve argüman bu emeği nasıl böldüğümüz ve bir araya getirdiğimizdir. Tartışma hasmane bir etkileşimdir ancak doğru yapıldığında aynı zamanda bir işbirliği biçimidir.

Dipnotlar

[1] Kâhinin, kurban hayvanlarının bağırsaklarını ve özellikle karaciğerini kehanet sanatını uygulayarak yorumlaması şeklindeki ritüel biçimi. — Ç.N.

[2] Amerika Birleşik Devletleri hukuku bağlamında orijinalizm, anayasanın yorumlanmasına ilişkin bir kavram olup, anayasadaki tüm ifadelerin “kabul edildiği zamanki” orijinal anlayışa göre yorumlanması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu kavram, Anayasanın kabul edildiği andan itibaren sabit olduğunu ve içeriğinin anlamının yalnızca Beşinci Maddede belirtilen adımlarla değiştirilebileceğini düşünmektedir. Bu kavram, Anayasanın, belgenin orijinal yorumlarından farklı olsa bile, mevcut zamanların ve siyasi kimliklerin bağlamına göre yorumlanması gerektiğini savunan Yaşayan Anayasa kavramına zıttır. Orijinalizm, katı inşacılık ile karıştırılmamalıdır. — Ç.N.

Bu yazı Talha Dereci tarafından sosyalbilimler.org’da yayımlanmak üzere Türkçeye çevrilmiştir.

Orijinal Kaynak: Aikin, Scott & Casey, John. (2022, September 21), “How to Have Better Arguments” Psyche.

Atıf Şekli: Aikin, Scott & Casey, John. (2022, Ekim 15). “Nasıl Daha İyi Argümanlar Üretebilirsiniz?” Çev. Talha Dereci, Sosyal Bilimler. sosyalbilimler.org/nasil-daha-iyi-argumanlar-uretebilirsiniz

Kapak Resmi: Julia Sarapata de Carvalho, Argument (2021)

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org çevirmenleri tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlâli söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.


sosyalbilimler.org'da yayımlanan çalışmalar ile ve yeni çıkanlar arasından derlenen kitapların yer aldığı haftalık e-posta bültenine ücretsiz abone olmak için bu sayfa incelenebilir.

Telegram Aboneliği


sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.