Sosyal Bilimler | Kayda Değer Akademik Metinler

Sosyal Bilimler

Akıl, İnanç ve Devrim: Tanrı Tartışması Üzerine Düşünceler - Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Akıl, İnanç ve Devrim: Tanrı Tartışması Üzerine Düşünceler

Makaleyi PDF Olarak İndir

Bir ilahiyat fakültesinin tuvaletine göz atın ve muhtemelen şunları tükenmez kalemle karalanmış olarak bulacaksınız: “Nietzsche: Tanrı Öldü. Tanrı: Nietzsche öldü.” Espri yanlış bir yorumlamaya dayanıyor —Nietzsche’ye göre Tanrı, büyükannenin veya evcil kaplumbağanın ölebileceği gibi ölmedi. Tanrı bir dilin ölebileceği gibi öldü. Seküler bir dünyada, inanç akıl almaz hâl alır. Fakat tuvalet duvarındaki yazılar gerçeği biraz koruyor. 1882’de yazan Nietzsche, dinin çöküşünün farkına vardı. Bugün ise durum değişti: Tanrı ölümsüzdür.

Dünyanın dört bir yanında, sekülerleşmiş moderniteye karşı kutsal bir intikam öfkesi yükseliyor. Wichita’da jinekologlar vuruldu, Tahran’da “tanrısız” protestocular kaçırıldı, Müslümanlar Hebron’da biçildi veya Gujarat’ta asıldı, Bali’de diskotekler bombalandı. Periyodik şiddetin altında, inanç hücreleri metastaz yapar: medreseler, mandirler, mega kiliseler, vitrin kiliseleri, Mormon tapınakları. Bu desekülarizasyon, kendini ilk olarak 1979 İran Devrimi’nde gösterse de 11 Eylül saldırılarını önemli bir inançsızlık literatürüne yöneltmek için ele aldı: Sözde “Yeni Ateizm.” En öne çıkanları Richard Dawkins ve Christopher Hitchens’in geniş kapsamlı iki polemiği olmuştur: The God Delusion [Tanrı Yanılgısı] ve God is Not Great: How Religion Poisons Everything [Tanrı Yüce Değildir: Din Her Şeyi Nasıl Zehirler?] Başlıklarından da anlaşılacağı gibi, bunlar ince kitaplar değildir (hemen anlaşılabilen meseleler değildir). Dawkins ve Hitchens inananların suçlarını detaylandırarak ve Tanrı’nın varlığına dair geleneksel argümanları sert bir şekilde eleştirerek dine karşı kutsal olmayan bir savaş yürüttü.

İngiliz Marksist edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton, inancın beklenmedik bir savunucusu oldu. Şimdiye kadar, ilk olarak Yale’de Terry Dersleri olarak verilip incelenen cilt, Yeni Ateizme sürekli bir saldırı düzenledi. Eagleton, Dawkins ve Hitchens’a karşı, biri temel olarak teolojik, diğeri politik olmak üzere iki temel argüman ortaya koydu, burada da yarı-nükteli bir şekilde “Ditchkins” olarak birleştirildi.

İlk olarak, Eagleton, Ditchkins’in dinin özünü, yüzüne gözüne bulaştırdığını ve sonunda da bir “saman tanrı”ya saldırdığını iddia eder. Ditchkins’e göre din, dünyayı Tanrı, Allah, Ahura Mazda vb. gibi doğaüstü etkenlere başvurarak açıklama girişimine indirger. Modern bilimin doğuşundan önce, bu tür açıklamalar belirli bir düzeyde anlam ifade etmiş olabilir. Tanıdık bir örneği nitelemek için: Eğer sahilde yürürken çalışan bir bilgisayarla karşılaşırsanız, akıllı bir etkenin bu karmaşık makineleri yarattığını makul bir şekilde varsayabilirsiniz. Doğal dünya dizüstü bilgisayardan daha karmaşık düzene sahiptir. Hâlihazırda daha iyi bir açıklama yokken, neden onun da bir tasarımcısı olmadığını düşünüyorsunuz? Daha iyi açıklamalar geldi: Astrofizik dünyanın nasıl oluştuğunu öğretir, jeoloji nasıl şekillendiğini gösterir ve evrimsel biyoloji kendi kökenlerimizi ortaya koyar. Artık giz ne de din yoktur.

Tamamen yanlış olduğunu savunur Eagleton. Bilim dünyayı açıklar, şeylerin şu an oldukları hâle nasıl geldiklerini gösterir. Dinin ise farklı bir dizi soru sorup yanıtladığı konusunda ısrar eder (Eagleton, 2021: ss. 20-1): “Neden en başta bir şey vardı? … Açıklama, düzenlilik ve anlaşılırlık kavramlarımız nereden geliyor? Rasyonelliğin ve anlaşılabilirliğin kendisini nasıl açıklıyoruz? … Evrenin derin yapısının bu kadar şeyi görünüşte hiçbir evrimsel avantaja kavuşmadan anlayabilecek olmamız şaşılacak bir mesele mi?”[1] Açıklayıcı ilgisizlikten dolayı dini suçlamak göze batan bir kategori hatasına yol açar. Bu Eagleton’ın sözleriyle (2021: s. 52), “bale yapmayı otobüse koşmaya yönelik başarısız bir girişim olarak görmek gibidir.”

Eagleton’ın argümanı, din ve bilimi iki farklı, eşit derecede değerli eylem alanı olarak anlamaya dayanır. Bilim sebep verir, din anlam sağlar. Evrimsel biyolog, herhangi bir çelişki ya da tutarsızlık olmaksızın yerel Cemaatçi (Congregationalist) kilisede ibadet edebilir. Bu, çoğulcu bir din anlayışıdır ve sınırlı bir alanda doğrudur. Bazı yemyeşil ve keyifli ortamlarda, çoğunlukla üniversite şehirlerinde, bilim ve din birbirlerinin işlerinden uzak dururlar. Ancak dünyanın Cambridge’leri ve Hyde Parkları enderdir ve Ditchkins aykırı ile değil çoğunluk ile ilgilenir. Köktendinciler, hangi inançtan olursa olsun, bilimin özerkliği için küçük bir endişeye sahiptirler. Neden olsunlar ki? Eğer dini öğreti doğruysa, her şey hakkında doğru olmalıdır. Evrimsel biyoloji öğretimini baltalamak için sarf edilen ortak çabayı düşünün: Güney Amerika’da yaratılışçılığı evanjelik Hıristiyanlık ile ilişkilendirme eğiliminde olmamıza rağmen, seferberlik küresel ve her şeyin günahını çıkarıyor. Türkiye’deki yaratılışa inanan Müslümanlar özellikle başarılı oldu: “İnsanlar, bildiğimiz kadarıyla, daha önceki hayvan türlerinden mi gelişti?” diye sorulduğunda, Türk katılımcıların sadece %25’i “Evet” yanıtını verdi.

Eğer Eagleton’ın ilk tartışması istenilen sonucu elde edemezse, ikincisi de göz kamaştırıcı bir darbe alır. “Yeni Ateistler”in, dinin koşullarını veya nedenlerini açıklamadan acımasızca eleştirdiklerine dikkat çeker. Sözde “Liberal Aydınlanma’nın avatarları[2] … radikal İslam’ın kötülüklerine karşı, küresel kapitalizmin kötülüklerine karşı sıraladıklarından daha fazla olması çarpıcıdır. Doğrusu, çoğu ‘kapitalizm’ sözcüğünü bile nadiren zikreder, ancak zaman zaman şu veya bu aşırılıklarını protesto edebilir” (Eagleton, 2021: s. 88). Tylenol’ü beyin tümörü kaynaklı bir baş ağrısı için reçete eden bir doktor gibi, yaptıkları eleştirileri hem yüzeysel hem de yetersiz.

Eagleton’ın argümanı eski bir argümandır. Ludwig Feuerbach, 1841’de The Essence of Christianity [Hristiyanlığın Özü] adlı eserinde, Hıristiyanlık ilkelerinden her birinin, insanın kendini tanımasının yanlış biçimleri olduğunu ortaya çıkardı. Örneğin, yoktan yaratılış inancı, insan hayal gücünün mutlak ve sınırsız güçlerine olan gizli bir inancı gösterir. Feuerbach, dini inancın gerçek yüzünü göstermenin, okuyucuları hümanizm için dini terk etmeye yönlendireceğini düşündü. Hayır, Virginia, Noel Baba yok. Veyahut İsa da yok. Gerçekten var olan insan neşesinin, kardeşliğinin ve cömertliğinin ruhudur.

Paris sürgününde yaşayan genç bir filozof ve gazeteci, Feuerbach’ın muhakemesinde bir sorun görür. Karl Marx’a göre din sadece bir inanç meselesi değildir. Kilise gerçek çelişkileri çözmeye çalışır, kalpsiz bir dünyada bir kalp sunar.[3] Dinin üstesinden gelmek istiyorsanız, onu doğuran koşulları tespit etmeli ve üstesinden gelmelisinizdir. Oldukça zayıflatılmış bir anlamda, Marksizm din eleştirisinin eleştirisi ile başlar. Marx, aydınlanmış eleştirinin kendi başına yeterli olmayacağını kabul eder. Felsefi sorunlar pratik çözümler bulmalıdır.

Feuerbach için doğru olan, Yeni Ateistler için de geçerli: Hitchens ve Dawkins, yeni köktenciliği eleştiriyor fakat bunun nedenleri üzerinde düşünmüyorlar. Bu son derece uygun bir isteksizliktir. Hitchens ve Dawkins’in eleştirisinin çerçevesi, toplumsal gerçeklik ile köktencilik arasındaki ilişki üzerinde düşünmeyi başaramadığı için rahatça sınırlı kalır. Sorunun dışarıda bir yerde olduğunu öne sürerler —Güney’deki magandalar, Orta Doğu’daki teröristler.

Eagleton farklı olmak için yalvarır. “Batı”nın milliyetçi ve sosyalist siyasi hareketleri tahrip etmesinin köktenci canlanmanın yaratılmasına yardımcı olduğu konusunda ısrar eder. Diğerlerinin yanı sıra, Eagleton (2021: s. 90) şu örneği alır:

İran’da CIA’in 1953’te desteklediği darbede solcuların ve seküler antiemperyalist güçlerin güçlerin bastırılması söz konusuydu. Bu darbe monarşiyi restore etmiş, komünistlerle sosyal demokratları yok etmiş ve kana susamış bir iç güvenlik gücü yaratmıştı. Şah rejiminin aşırı otokratik yapısı ileride Amerika Birleşik Devletleri’yle kurduğu samimi bağlarla birlikte, 1978’de İslam devrimi şeklini alacak radikal bir dinî geri tepmeye neden oldu. CIA’in yardımıyla İran, seküler solcuları ve liberal demokratları içeren bir ulustan katı ve uzlaşmaz bir İslami devlete geçti.

Eagleton’ın tarihinde Sol’un kendine ait bir ajansı yoktur: Tamamen kurbandır. Yerli veya uluslararası sosyalist partilerin ve entelektüellerin Humeyni’nin yükselişine etkili bir şekilde karşı çıkmadaki başarısızlığı hakkında ise hiçbir şey söylenmez. Hepsi Amerika’nın suçudur. Eagleton’ın “anti-emperyalizmi” Marksist görünebilir fakat net bir ayrım çizilmesi gerekir. Marx’a göre din, kapitalin çelişkilerini çözmek için yetersiz bir girişim olarak işlev görür: Kapitalizmi sona erdirirseniz dine son verirsiniz. Eagleton da “kapitalizm” adı verilen şeyin dini doğurduğuna inanır. Ancak Eagleton’ın kapitalizmi pratikte “Batı”dan ve “Batı” da işlevsel olarak ABD’den ve ABD’de öyle ya da böyle CIA’den ayrılmaz görünür. Eagleton’ın yazdığı gibi (2021: s. 20), “Hristiyan olmanın en iyi sebeplerinden biri, tıpkı sosyalist olmak gibi, çalışmak zorunda olmamanız ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde her yere sinmiş olan korkunç putperestliği reddetmenizdir. Gerçekten medeni olan toplumlar şafaktan önce iş kahvaltıları yapmazlar.”

Giderek uzaklaşan geçmişte, sosyalist olmak, milyonlarca güçlü uluslararası devrimci harekete ait olmak anlamına geliyordu. Bugün sosyalizm, Amerika’yı “reddeden” ve içinde uyumayı seven “radikal” profesörler için bir alt kültür, kimlik politikası hâline geldi. Brunch’ı tercih etmenin veya biraz “kıta felsefesi” ile amatörce uğraşmanın sakıncalı bir tarafı yok. Meraklılar Teori Kulüpleri kurmalı ve tombala gecelerine ev sahipliği yapmalıdır: Kaybeden Žižek’in yeni kitabını alır. Sorun, kişisel tercihin siyasete karışmasıyla ortaya çıkar. Dilediğiniz kadar anti-kapitalist tampon çıkartması satın alın, dayanabileceğiniz kadar protestoda yürüyün: Bunların hiçbiri sizi “devrimci” yapmaz. Gerçek uluslararası sosyalist siyasetin yokluğunda hiçbir şey yapmaz.

İngiliz veba doktorları, tütün içmeyi, etrafta güzel kokulu çiçekler taşımayı ve yüksek dozda müshil reçete ederdi. Hasta ishalden ölmemeyi başarsa da tedaviler hiçbir şey işe yaramazdı. Belki de tedavinin görüntüsü küçük bir teselli sağlardı. Bugün, veba doktorları ölmekte olan Sol için birçok farklı tedaviler sunuyor: Popülist güçlü adamlar, cemiyet bahçeleri, Lacan. Dr. Eagleton ise teolojiyi reçete ediyor. Görünüşe göre, “radikal dürtüler”, “Deleuze ve Badiou, Foucault ve feminizm, Marx ve Heidegger’in ele alındığı en bilgi dolu ve canlı tartışmaları” bulabileceğiniz teoloji bölümlerine göç ediyor (2021: s. 138). Spesifik reçete önemli değil. Her şey işe yarar: En son kıta gurusu, ormandaki en son isyancılar, en son “ekonomik krizler”. Her biri, Kızıl Ölüm içeri girerken ve her şey üzerinde sınırsız kötü bir hâkimiyete sahip olurken sıcak bir konfor sağlar.

 

Dipnotlar

[1] Metin boyunca kitaptan yapılan alıntılarda kitabın Türkçe çevirisi kullanılmış ve Türkçe çevirideki sayfaya atıfta bulunulmuştur. Kitabın Türkçesi için bkz: Eagleton, Terry. (2021). Akıl, İnanç ve Devrim: Tanrı Tartışması Üzerine Düşünceler. Çev. Akın Emre Pilgir. İstanbul: Tellekt. —yhn

[2] Eagleton burada, Hitchens, Dawkins, Martin Amis, Salman Rushdie ve Ian McEwan’dan bahseder, bkz: Eagleton, 2021: s. 88. —yhn

[3] Karl Marx’ın ünlü “Din halkın afyonudur” [Die Religion … ist das Opium des Volkes] vecizesinin yer aldığı paragrafa atıf. Söz konusu paragraf: “Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor.” Kaynak: Marx, Karl. (2009). Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi. Çev. Kenan Somer. İkinci Basım. İstanbul: Sol Yayınları, s. 192. —yhn

Bu yazı Nida Nur Erdoğan tarafından sosyalbilimler.org’da yayımlanmak üzere Türkçeye çevrilmiştir.

Orijinal Kaynak: Katz, Max Elliot. (2010). “Book Review: Terry Eagleton, Reason, Faith, and Revolution: Reflections on the God Debate. New Haven: Yale University Press, 2009.”, The Platypus Review, Issue 24, p. 1.

Atıf Şekli: Katz, Max Elliot. (2021, Ekim 03). “Akıl, İnanç ve Devrim: Tanrı Tartışması Üzerine Düşünceler”, Çev. Nida Nur Erdoğan, Sosyal Bilimler. sosyalbilimler.org/akil-inanc-devrim-eagleton

Kapak Resmi: Eduard Frankfort, Een theologisch debat (c. 1900)

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org çevirmenleri tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlâli söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.


sosyalbilimler.org'da yayımlanan çalışmalar ile ve yeni çıkanlar arasından derlenen kitapların yer aldığı haftalık e-posta bültenine ücretsiz abone olmak için bu sayfa incelenebilir.

Telegram Aboneliği


sosyalbilimler.org’da yayımlanan metin, video ve podcastlerin paylaşıldığı Telegram grubuna katılmak için buraya bakılabilir. Söz konusu grubun, kuruluş nedeni, işleyiş, güvenlik hususu, sorumluluklar ve diğer detaylar için bu sayfa incelenebilir.

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.