Sosyal Bilimler

Yeryüzünü Aptallık Kurtaracak: Akıllı Telefonların ve Sosyal Medyanın Ekolojisi | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Yeryüzünü Aptallık Kurtaracak: Akıllı Telefonların ve Sosyal Medyanın Ekolojisi

Bu telefonlara akıllı demekten ziyade zeki demek daha doğru olabilir. Köpekler, yunus balıkları ve bazı insanlar için akıllı ifadesi kulanılabilir. Akıllı uslu olmak, akılsızca olanla, bilinçdışıyla, başka varlıklarla, geçmiş ve sonrayla, burası ve başka yerlerle irtibat kurabilme olanağını da içinde barındırır. Oysa her zeki varlık, akıllı olmayabilir. Hatta işlek bir zekânın varlığı, akıl sahibini oyalayan, hesaplarını bozan, hedeflerini karıştıran bağları koparmakla mümkün olur. Özellikle hakikat-sonrası gibi tasvir edilen bir zamanda, zekâ ve akıl birbirinden daha da fazla ayrı düşer. Zekânın çözmesi gereken karmaşa artar. Beyin, hiç olmadığı kadar gündelik yaşam içerisinde işler hâlde kalması gereken bir uzuv olur. Gün boyu ortaya çıkan bulmaca türünden sorulara cevap vermekten başka şeylere fırsat bulamaz. Bu zekâ oyunları arasında aklî olan yüzünü nadiren gösterir.

Ama bir yandan da bu işlek beynin mesaisini bazı protezler üstlenir. En ilkel alet edevatla bu protez kullanımı başlar. Cyborg denilen varlık, bunun bir devamıdır sadece. Akıllı telefon da, nicel olarak karşılaştırmak olanaksız olsa da, ilkel bir başka aletten nitelik olarak farklı bir şey sunmaz. Tümü, insanın ruhsal ve bedensel doğasını yeniden tanımlar, değiştirir. İnsan varlığı yeni imkânlarla donanır. Özellikle sanal âlemde bu yetiler sınırsızmış gibi tecrübe edilir. İnsan, farklı bir ekoloji içerisine yerleşir.

Böyle bir yaşam alanında, Steven Spielberg’in son filmi Ready Player One’da olduğu gibi, gerçek ve sanal ortamlar arasında karşılaştırılamaz bir fark ortaya çıkar. Dışarısı yıkıntılar içinde, disütopik bir manzara sunarken, oyun başlığından içerisi tümüyle farklı görünür. Genelleşmiş, tüm yerküre sakinlerinin oynadığı Oasis adlı bir oyun içerisinde sınırsızca hızlı ve hareketli oyunculara karşılık, “gerçek” dünyada hantallaşmış, basit fiiller ifa eden insanlar vardır; akıllı cihazların dünyasında zaman ve mekân ötesi bir varoluş sergilerler. Nerede yaşadıklarından, nasıl göründüklerinden bağımsız şekilde var olurlar. Mutlak tüketiciler olmuşlardır. Tek iktisadi üretim oyun dünyasında gerçekleşir. Yeryüzüne dokunmayan, dünyanın diğer sakinlerini kendi hâline terk eden bir ekonomik, sosyal evren açılır.

Dışarısıyla içerisini birbirinden ayıran protezlerin bir oyun başlığı şeklinde karmaşık olması zorunlu değildir. Sözgelimi ayakları yerden kesen ayakkabı da bir çeşit protez olarak, yeryüzüyle insanın bağlarını koparmaya hizmet eder. Bunlar, türlü ihtiyaçların dünyası olan dışarısıyla, sınırsız arzuların iç dünyası arasında geçişliliği yok etmeye dönük eklentilerdir. Jean Baudrillard, özellikle geç-kapitalist dünyayı dolduran ve gadget adını verdiği, kıvır-zıvır nesnelerden söz eder. Bunlar, ihtiyaçlar ve arzular arasındaki nedensel bağların tümüyle kaybolmasının sonucu, insanın bedensel ve ruhsal tabiatıyla ilişkisini kesmiş görünen oyun veya eğlence malzemeleridir. Bu yüzden hakikatsiz sayılırlar. Gadget, ihtiyaca tercüme edilemeyecek saf arzu malzemeleri gibi anlaşılabilir. Bu oyun nesneleri varlığını, dışarısı ve içerisi arasındaki bağlantıların yok olmasına borçludur. Dış dünyadan, arada duran oyun başlığından içeriye türlü seslerin, ışığın, dokunuşların, başkaca duyuların, tasaların, ihtiyaçların taşınmamasıyla olanaklıdır. Spielberg, her ne kadar iki dünya arasındaki geçişliliği, “tabiatımızı” yeniden kurmaya çalışsa da, bu bağ çoktan kopmuş görünür.

Başlıklarından içeriye doğru yaşayan, dış dünyada bitkisel hayatta gibi var olan, çok sınırlı zamanlarla, hayatta kalacak kadar bazı ihtiyaçlarını gidermek için geri dönen bu oyuncu kalabalık, yeryüzünü kendi hâline terk eder. Kentler, tümüyle şekilsiz, tesadüfi bir insan ve bina yığınına dönüşür. Dışarıdaki dağınıklığa karşılık, içeride sınırsızca genişlemiş, derin bir başka dünya açılır. Film, abartılı çizgilerle bir resmini sunsa da, bu yönde bir gidişin belirtileri rahatlıkla okunabilir. Akıllı telefonlara ve sosyal medyaya gömülerek içeriye kapanmış insanların, dışarıdan bağımsız olduklarından, yaşam alanlarının artık geniş olmasına gerek kalmaz. Kentlerde giderek küçülen evlere, stüdyolara, 1+1’lere sığabilen ailelerin sayısı artar. Ne de olsa bir koltukta yaşam sürmenin ekolojisi içinde, büyük ve geniş evler gereksiz olmaya başlar. Kütüphaneler çoktan ortadan kalkar. Misafirlikler, sosyal rabıtalar, oyun başlığının içerisinde, telefon ya da sosyal medyanın derinleşen ekranlarında cereyan eder. Yemeğin ayrı ayrı, oyun yerinde yenilip içildiği koşullarda yemek masası da gereksiz olur. Televizyona uygun açıdan ve mesafeden bakmak isteyen hane sakinlerine göre düzenlenmiş ev içi ekoloji de geçersizleşir.

Televizyonun bile artık izlenmediği küçük evler, bedensel teması ve sıcaklığı arayan aileler için işlevsel bir darlık yaratır. Televizyon odada odak olmaktan çıkar. Örneğin; anne babalar, televizyon izlenen zamanlara bir geçmiş özlemiyle sahip çıkarak, çocuklarına “Başınızı o şeylerden kaldırın, biraz da televizyon izleyin!” diyebilirler çaresizlikle. “Biraz da kitap okuyun”, “Biraz da dışarıda arkadaşlarınızla oynayın” demenin meşru bir tarafı kalmaz. Televizyon bile dışarısı denilen bir yerin hâlâ var olduğu duyusunu yaratır. Tek taraflı bir etkileşim içerisinde sonuna kadar içeride olmak mümkün olmaz. Televizyon, bir “aptal kutusu” olarak, insan varlığıyla yaşıt protezlerin neden olduğu bu aptallaşma sürecini hızlandırsa da, tamamlamak zeki telefonlara ve sosyal medyaya kalır.

Şehir içinde yer değiştirirken de zeki telefonlarına gömülü kent sakinleri için, yollar, kavşaklar, geçitler, caddeler, mahalle araları silinir. Dışarıyı sızdırmayan iç dünyaların kendilerine özgü zaman ve mekânlarında yaşam sürenler için bu ara yerler, berzahlar, antreler kaybolur. Hep içeride kalmaya kararlı tiplemeler için, akılcı tasarlanmış, mutena kentler ve tema parkları, türlü çarpıcı peyzajlar yaratmak da gereksiz olmaya başlar. İçeride hapsolmaya kararlı bu kimseler için yeryüzünün modern nitelikte insanca düzenlenmesi ve dolayısıyla işgali çabası amacını yitirir. Hayvan ve bitki teşhirine dönük parklar izleyici bulamaz artık. Çünkü içerideki cazibeyle dışarısı yarışamaz. Hayvanlar ve bitkiler âlemi, kent peyzajı, insanca doğa düzenlemeleri, korular, bahçeler, kayıtsız bakışların nesneleri olur. Bu yeni nesil mutlak iç dünya sakinleriyle beraber, yeryüzünün ekolojisini bozan turistik düzenlemeler de amacından uzaklaşır. İçerideki dünyanın sunduklarıyla yarışabilecek harici bir düzenleme yaratmak olanaksızlaşır.

Özellikle akıllı telefonların ve sosyal medyanın yarattığı zihinsel gadgetlar, içerisiyle dışarısı arasındaki son çatlakları da kapatıp, zekice oyunların sonucu kapalı ortamlarda, sözgelimi anne ve babaların çocuklarını oradan arada dışarı çekip açığa çıkarma şansları azalır. Zeki telefonlara ve sosyal medyaya bağımlı kronik bir ergen tavrıyla davranan genç yaşlı herkes, gönülsüzce anne ve babalarının, arkadaşlarının, komşuların, akrabaların yanında otururlar. Ergenlik, sonsuz bir zaman dilimi olmaya başlar. Dış dünyanın hâlleri, beklentileri, vazifeleri ve değişiklik vaad etmeyen bir içerisi depresyon kaynağı olur. Eğlence noksanlığı, soluksuz kalmakla eşanlamlıdır. Can sıkıntısına, endişeye, arzuların nesnesiyle buluşmasındaki gecikmelere bağışık olmayan bu genelleşmiş ergenlik hâliyle malûl kimselerle iletişim kurabilmek için, içerideki yaşam biçimine kaydolmuş olmak zorunludur. Bu yüzden zamanın pedagojisi, “oyuncu ebeveyn” denilen yeni bir insan türünü yaratma yolunda gayretler ortaya koyar. Çünkü tüm ilişkileri, bir ekran üzerinde kımıldayan parmaklar, içeriye açılan gadgetlerın yüzeyleri dolayımlamaya başlar. Sözgelimi oyuncu ebeveynler, aynı evde, hatta yan yana iken bile sosyal medya üzerinden daha tabii sohbetler geliştirdiklerini fark ederler. Ebeveynin tembihleyen, çocuğun vazifesini hatırlatan, sorumluluğa davet eden beklentileri geçersizleşir.

Diğer yandan içeriye böyle kökten, kararlı şekilde kapanmış olmak, dışarıdaki ihtiyaçlardan soyutlanmış olmak, diğer yeryüzü sakinlerini de rahat bırakmaya başlar. Bu sayede, insani bir manzara için seferber edilen yeryüzü kaynakları, hayvanlar ve bitkiler âlemi soluklanmaya fırsat bulabilir. Daha insansız bir dünya da yeniden yapılanmaya başlayabilir. Bu durumda yeryüzünü, artık dışarıdan umudunu kesmiş, her şeyi içeride, oyun dünyasında, kıvır-zıvırlar arasında arayan, hazır yiyen, bilim ve teknolojik gelişmeler için gerekli sebatı göstermeye aday olmayan, zeki ama akılsız, bir tür aptallar kalabalığının kurtaracağı yönünde bir kehanet geliştirmek mümkündür. İnsanlığın faydasına olur ya da olmaz ama yeryüzü, bu usunu yitirmiş kalabalık oyalanırken en azından daha fazla hasar görmeden yeniden şekillenebilir. Yeryüzünün, kendi işine gücüne bakmak isteyen anne babalar gibi, insan türünün eline birer zeki telefon vermiş ve sosyal medya hesapları açmış gibi tasavvur etmek olanaklıdır bu durumda.

Özgür Taburoğlu
Eylül 2o18

ozgurtaburoglu@gmail.com


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org’a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.