Sosyal Bilimler

Green Book’un Esrarengiz Caz Dehası Hakkında Söylediği Yanlışlar ve Doğrular | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Green Book’un Esrarengiz Caz Dehası Hakkında Söylediği Yanlışlar ve Doğrular

Gerçek Don Shirley kimdi? Yakın zamana kadar çok az insan bu şaşılacak derecede yetenekli, çok albüm yapılmış ve yine de gizemli şekilde anlaşılmaz siyahi Amerikan piyanistinden haberdardı. Bu yılın En İyi Film Oscar’ını kazanan Green Book sağolsun, bugünlerde herkesin dilinde. Film, Shirley’nin 1962’de beyaz şoförü Tony “Lip” Vallelonga eşliğinde Amerika’nın Güney eyaletlerinin derinliklerine yaptığı iki aylık turun kurgusallaştırılmış bir tasvirini sunuyor.

Bu filmde, Don Shirley’nin bir ilahiye ya da Cole Porter şarkısına giriş yapmadan önce zorlu klasik bir parça çalacak kadar eşsiz bir tarzı olan dudak uçuklatan ustalıkta bir piyanist olduğunu öğreniyoruz. Mahershala Ali’nin canlandırdığı gibi, Carnegie Hall’un üstündeki karargahvari ve biraz da abartılı dekore edilmiş bir dairede tek başına yaşayan çıtkırıldım biri.

Sadece eğitimsiz şoförüne (kendi ırkçılığını sorgulayıp nihayetinde Shirley ile arkadaş olan) değil fakat aynı zamanda yolculuğu boyunca mütevazi otellerde karşılaştığı Afrikalı-Amerikalılara da mesafeli duran biri. Evliliğinin başarısız olduğunu, kardeşiyle uzaklaştıklarını ve beraberinde tura çıkmış olan Rus çello sanatçısı ve kontrbasçı ile sohbet etmek için kullandığı Rusçayı akıcı konuştuğunu öğreniyoruz.

Bu tasvir gerçeğe ne kadar yakındır? Son aylarda film, Shirley ve Vallelonga’nın ‘arkadaşlığı’nın abartılı sunuluşu, piyanistin kendi ailesinden özellikle de üç kardeşinden kopuk yaşadığı iddiası nedeniyle sanatçının akrabaları tarafından eleştiriliyor. Shirley’nin yaşayan tek kardeşi Maurice Shirley, filmi ‘bir yalanlar senfonisi’ olmakla suçluyor.

Bununla birlikte yıllar boyu asistanı, arkadaşı ve sırdaşı olan Michiel Kappeyne van de Coppello filme övgüler yağdırıyor. “Sadece ben değil, Dr Shirley’yi tanıyan herkes, filmin isabetli bir hikayesi olduğunu hissediyor.” diyor bana. “Film, onun ruhunun cömertliğini, iç dünyasını, çatışmalarını, ihtiyatlı yapısını, kesinlikle sahip olduğu yalnız yönünü ve aynı seviyedeki insanlarla etkileşim kurmada çektiği güçlüğü çok güzel yakalamış.”

Shirley, filmde “Don” olarak adlandırılırken, Kappeyne’nin “Dr. Shirley” olarak bahsetmesi ilginçtir. Öyleyse, bazı biyografilerin dediği gibi, gerçek bir profesör müydü? Kappeyne duraksıyor. “Pekala, plak şirketi, Dr. Shirley ile ilgili çok fazla sayıda hikaye türetti. Muhteşem doğal bir yeteneği olan siyahi bir piyanisti pazarlamak zorundalardı ve bu izah edilemez görünüyordu.”

“Fakat beyaz izleyicilerin onu daha ciddiye alması için ona bir soy ağacı vermeleri gerekiyordu. Böylece, müzik anlayışı üzerine doktorası olduğu ve aynı zamanda bir süre Leningrad’da eğitim aldığı söylentisini çıkardılar. Ancak ‘Donald’ isminin çok resmi olduğuna hükmedip ilk albümü için ona Don adını uygun gördüler ve bu isim üzerine yapışıp kaldı. Dr. Shirley bu durumdan asla hoşnut değildi–vakardan yoksun olduğunu düşünürdü.”

Don-Donald-Dr-Shirley vakasında, gerçek ve mit ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır. Shirley, doktora yapmamış olabilir; ancak daha sonra iki fahri doktorluk aldı; bu yüzden ona “Doktor” demek tamamen meşru. Leningrad’a asla gitmedi ama Rusça öğrendi. “Dile karşı müthiş bir yeteneği vardı.” diyor Kappeyne, “Kolayca öğrenirdi. Bu açıdan, müziğe olan yeteneğine benziyordu. Bir ezgiyi bir kere duydu mu onu hemen ezberlerdi ve üzerinde inanılmaz doğaçlamalar yapardı.”

Şüphesiz, Yeşil Rehber’de aktarılan bazı gerçekler doğrudur. Shirley, tüm konut sahipleri 2010’da ayrılmaya zorlanıncaya kadar Marlon Brando ve dansçı Isadora Duncan gibi şöhretlere ev sahipliği yapan Carnegie Hall’un üst katındaki dairelerin birinde yaşadı. Bunun ötesinde, piyanistin 1927’de bir Episkopal Kilise’de doğduğu ve müzik yeteneğinin kendisini erken yaşlarda göstermeye başladığı, önce org sonra piyano çaldığı biliniyor. Tek resmi müzik eğitimini Washington DC’deki Amerika Katolik Üniversitesi’nde org virtüözlüğü alanında almıştır.

1957’de kendisine seyircilerin henüz ‘renkli’ bir müzisyeni klasik piyano virtüözünü kabul edemeyeceği nasihatını veren büyük emprezaryo Sol Hurok ile tanıştı ve onu etkiledi. Bu yüzden Shirley, müziğinin kabul edildiği yerlerde çalmak zorunda kaldı, kulüpler ve tiyatrolar, klasik çevre dışında her yerde. Benzersiz piyano, çello ve bas üçlüsüyle birçok tura çıktı.

Bazı kaynaklara göre, Martin Luther King Jr’ın yakın bir arkadaşıdır (ancak bu iddiayı destekleyecek bir belge yok) ve erkek kardeşi Maurice’e göre, Shirley, Selma’dan Montgomery’ye yürüyüşlerinde sivil haklar hareketine desteğini göstermek için Selma’da çalmaya gitmişti (Piyanistin turları konusunda da yeterli kayıt olmadığını söylememiz gerekir.) Villelonga’nın Green Book’un senaryosuna katkıda bulunan oğlu Nick, Shirley’nin medeni haklar hareketi çalışmalarını sessizce sürdürdüğünü ve bunun yaşamının bu yönünün neden o kadar iyi belgelenmediğini açıklayabileceğini söylüyor. Yine Vallelonga’ya göre, Dr King onun tek etkili arkadaşı değildi; Shirley, bir memura saldırmaktan tutuklandığı zaman, şoförünü nezaretten çıkarmak için —o sırada başsavcı olan— Bobby Kennedy’ye haber vermişti (Ancak bu konuda da resmi bir kaynak yoktur).

Shirley ile ilgili birçok hikayede; doğru olabilecek olsalar bile, bir efsane havası vardır. Kappeyne’de bunlardan çok var. “Henüz çocukken annesi öğretmenlerine kendisine bir parçayı öğretmeden önce çalmamalarını tembihlerdi; çünkü hafızası o kadar iyiydi ki, sadece hatırlayarak melodiyi çıkarabilirdi ve annesi nota okumayı asla öğrenemeyeceğinden endişe ediyordu.” Böylelikle erken gelişmiş bir çocuğun org çalmasıyla ilgili hikayeler türedi. “Çocuk org çalmaya o kadar takıntılıydı ki, Pensacola’daki kiliselere geceleri gizlice girerdi. Hatta Saenger tiyatrosuna girmenin bir yolunu dahi bulmuştu; ancak o kadar zayıf ve çelimsizdi ki ayakları borulu orgun pedallarına yetişemiyordu; bu yüzden elleriyle kafasının üzerinden tuşlara uzanırken pedalların üzerine çıkardı.”

Diğer gizemler var olmaya devam ediyorlar. New York ve Minneapolis orkestralarıyla yapılmış ancak hiç yayımlanmamış kayıtlarla ilgili bazı kaynaklar ve bunlara atıflar var (Aynı Wikipedia gibi kutsal bilgi kaynaklarında eğitim hayatı altında Leningrad Konservatuarından bahsedilmediği halde link verilmiş olması gibi). Neden? Ve neden org senfonileri ve James Joyce’un Finnegan Uyanması üzerine yazdığı şiir senfonisi gibi klasik parçaların izini sürmek imkansız?

Bir şey kesin; [o da] göz kamaştırıcı virtüöz tekniğinin ve olağandışı duyarlı dokunuşun (caz şarkıcısı Sarah Vaughan tanıdığı tüm piyanistlerden daha fazla perdeye hakim olabildiğini söylemişti) ötesine geçen bu adamın katıksız yeteneği. Shirley, görünürde farklı görünen şeyler arasındaki ilişkileri keşfetmesine imkan veren muazzam bir hafızaya ve doğuştan gelen şaşırtıcı bir müzik yeteneğine sahipti. Üçlüsüyle birlikte popüler şarkılara dair yaptığı kayıtlar, onun Batı kanonuna dair geniş bilgisini gösteriyor.

Örneğin Jonny Green ve Edward Heyman’ın I Cover the Waterfront şarkısına dair kaydı; ana melodiye geçmeden önce, Ravel’in Une barque sur l’Ocean‘ına bir göndermeyle başlar. Sammy Fain ve Paul Webster’ın Schubert’in 2. empromptüsunun izlerinin sindiği Secret Love’ının ilginç bir kaydı da vardır. Piyanist üçlü fikrini oldukça yaratıcı biçimlerde kullanıyordu. Richard Rodgers’ın My Funny Valentine’inin bir versiyonunda, Shirley’nin gizemli paralel akortlarla sarmaladığı kontrbasın ağırlığı hissedilir.

Orfe, ona bir daha bakmama emrine karşı geldikten sonra Evridiki’nin yer altı dünyasına geri çekildiği bölüm aynı anda hem dokunaklı hem de ürperticidir. Bir noktada Shirley’nin müzikal modernizmin farkında olduğunu gösteren şiddetli bir majör-minör uygunsuzluğu vardır fakat insan bunun onun için nahoş olduğu hissine kapılır; bu aksi durumda şaşırtıcı derecede akıcı olan bir plaktaki tek tuhaf andır.

Shirley’nin yeteneğinin benim karşılaştığım en çarpıcı kanıtı, Orfe ve Evridiki’nin hikayesini tasvir etmek için yarattığı, Long play olarak ve kapağında Shirley’nin kendi canlı ‘Orfe gölgeler arasında’ resmiyle çıkan albümdür. Görünen o ki, müzik, tek seferde doğaçlama olarak bestelenmiş ve durdurulamaz bir bilinçlilik akışı içinde, hikayenin her bir iniş çıkışına çoğunlukla hayret verici yenilikçilikle karşılık vererek adeta taşıyor.

Bütün bunlar, zamansız bir vaatle dolu ancak büyük boşlukların damgasını vurduğu, hayatta asla kendisine uygun bir yer bulamamış bir adama işaret eden gizemli biyografiyle birleştiriliyor. Diğer yetenekli siyah piyano virtüözleri Nina Simone ve Shirley Horne gibi, en büyük arzusu bir klasik piyano virtüözü olmaktı. Fakat onlardan farklı olarak, beyaz klasik dünyasınca reddedilişini kabul etmedi ve o dünyanın caz müziğine yönelmesine dair iyi niyetli tavsiyesine uydu.

“Caz müziğine karşı temkinliydi” diyor Koppeyne; “En iyi caz melodilerini takdir etmesine ve Duke Ellington gibi bazı caz dehalarıyla arkadaş olmasına rağmen… Bir müzisyen olarak ciddiye alınmak istiyordu ve siyah müziğini ve Broadway müziğini almak ve onları klasik müzik seviyesine taşımak istiyordu.Uzlaşmayı reddetti ve bu yüzden hayat onun için zordu.”

Shirley tamamen yeni bir tür, siyah popüler ezgileri ve Büyük Amerikan Şarkı Kitabı (Great American Songbook), klasik harmoni, kontrpuan ve piyano vitüözlüğünün karışımını yaratmaya çalıştı. Diğer Afrikalı-Amerikalı müzisyenler arasında Don Shirley’nin bir benzerini aramak nafiledir. Leopold Godowsky gibi yine modernizmden hazzetmeyen ve virtüözlüğün fiziksel bir çoşkusundan ileri gelen   geç romantik dönem tarzında sayısız eser vermiş Avrupa kökenli bestecilerle daha fazla ortak noktası vardı.

İki dünya arasında bölünmüş Shirley, bazı yönlerden yalnız bir figürdü. Ölüm ilanlarından biri, son yıllarında geçinmesi oldukça zor bir adam olduğunu söylüyordu. Benim hissiyatım, 1982’deki bir röportajında dokunaklı biçimde açığa vurduğu üzere, alaylı birinin asabiliğinin, beyaz bir dünyada siyah bir birey olmanın güvensizliğiyle ve ağırbaşlı tutkusuna olan şiddetli inancıyla birleştiği yönünde:

“Ben bir şovmen değilim. Ancak, bir gece kulübüne giderek şovmen olarak değerlendirilme riskini alıyorum; çünkü orada olan bu. Kimsenin beni enseme vurup ‘Hey bebeğim’ diyecek kadar iyi tanımasını istemiyorum. Müzik aracılığıyla ulaşmak istediğim, saygınlık hissiyle yoğrulu bir siyahi deneyim, şimdiye kadar yapmaya çalıştığım şey buydu.”

This article was originally published at Telegraph.

Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Sosyal Bilimler / Çevirmen
zeynep@sosyalbilimler.org

Kaynak: Ivan Hewett / Telegraph
Who was the real Don Shirley? What Green Book gets right – and wrong –about the enigmatic jazz genius


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.