Sosyal Bilimler

Yüksek Öğretimde Din: Eski ve Kalıplaşmış Anlatım Biçimleri Neden İşe Yaramaz? | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Yüksek Öğretimde Din: Eski ve Kalıplaşmış Anlatım Biçimleri Neden İşe Yaramaz?

Gelecek günlerde insanlar Mo Farah‘ın Olimpiyat oyunları erkekler 10.000m koşusundaki başarısını konuşuyor olacaklar. Ancak üzerinde nadiren durulan bir gerçekse, Farah’ın bu başarısının Ramazan’a denk gelmesi, yani Müslümanların gün doğumundan gün batımına kadar oruç tutup hem zihnen hem de bedenen zorlu olabilecek belli bir ibadet disiplinini izlediği bir aya. Bu Müslüman sporculara çetin bir engel teşkil ediyor ve Mo’nun da aralarında bulunduğu birçok Müslüman sporcu, aileleri, arkadaşları ve din adamlarıyla etraflıca tartıştıktan sonra bu sene oruç tutmama kararı aldı.

Gelecek sene Ramazan ayı üniversite ve okulların sınav dönemlerine denk geldiğinde dünyanın her yerindeki Müslüman öğrenciler de benzeri bir ikilemle karşı karşıya kalacak. Eğitimciler bu konuyla ilgili bir şey yapmalı mı, yapmalıysa ne yapmalı? Üniversitelerin rektör yardımcılarıyla, çalışanlarıyla, sektörün önde gelen isimleriyle ve öğrencilerle dine karşı daha olumlu bakışlar ve stratejiler geliştirmeye çalışan Dini Okuryazarlık Liderlik Programı bu çetrefilli durumu çoğu kurumdan daha iyi anlıyor.

En çok ihtiyacımız olduğu zaman din üzerine konuşma yetimizi yitirdiğimiz için “dini okuryazarlık” tartışılacak bir konu haline geldi. Sekülarizmin, dinin günümüzde yok olma noktasına geleceği beklentisine rağmen, dünya üzerinde milyarlarca insan dindar. Göç ve küreselleşme, günlük hayatımızda oy verenler, gönüllüler, hizmet kullanıcıları, partnerler, önderler ve eğitimciler olarak tüm inanç (ve inançsızlık) yelpazesiyle karşı karşıya kalmamız demek.

Peki karşı karşıya kaldığımız bu durumlarla ne kadar iyi başa çıkabiliyoruz? Bu yalnızca üniversiteler veya sadece Ramazan ayı için değil, tüm sektörlerde ve durumlardaki tüm dini gelenekler, inanç ve inanışlar için önemli bir sorudur. Liberalizmin cevabı konuya üstten bakmaktı, tartışmaların kendiliğinden ortadan kalkacağı umuduyla, kamusal alanda tarafsızlıkta ısrar etmekti. 11 Eylül saldırıları ve 7 Haziran Londra patlamaları (kısaca 7/7 olarak da bilinir) sonrası İslamofobinin yükselişi bu yaklaşımın yetersizliğini göstermiştir. Tıpkı onları göz ardı etmeyi seçenler için kaçırılmış bir fırsat olan inanç temelli toplumsal eylemler ve topluluk girişimlerinin katkısıyla ortaya çıkan milyonlarca saat gönüllülük temelli işlerin ve milyonlarca pound bağışın gösterdiği gibi. Yani, kamu inancı için yenilenmiş bir kamu söylemine ihtiyacımız var.

Ramazan ayında yapılacak sınavlar neden buna ihtiyaç duyduğumuza güzel bir örnektir. Önümüzdeki birkaç yılın sınav zamanı geldiğinde, Müslümanlar her yerde sabahın dördünde, güneş doğmadan kahvaltı edebilmek için uyanacak. Bu yemekler içten ve samimi olabilir ve çoğu insan günlerine buradan devam edecektir. Stresli öğrencilerin ikilemiyse, günde bir ya da belki iki sınavla baş ederken, şurada burada minik bir uyku çekmek ya da günün ilerleyen vakitlerinde bir kestirme olanağı beklemek olacaktır. Diğer, ve çoğunlukla gerçekleşen ihtimal, öğrencilerin dişlerini sıkıp uyumadan devam etmesidir; ancak öğleden sonraki sınavın ortasında bu öğrencilerin gözleri bitkinlikten şişmiş hale gelir, açlık ve susuzluk da yüklerine yük katar. Şüphesiz, en iyi performansı elde etmek için en iyi koşullar bunlar değildir. Akşam yemeği için uzun yaz günlerinin sonuna kadar beklenmelidir ve bu da gece geç yemek, tok karınla uyumak ve gün doğmadan tekrar uyanmak demektir. Bunlar hiçbir öğrenci için ideal koşullar değildir.

O halde üniversiteler buna nasıl hazırlanabilir? Üniversitelerin bu konuya yaklaşımları, dine karşı hem yüksek öğretim içindeki hem de dışındaki geniş çaplı tutumlara bağlı olacaktır. Bazı kurumlar konaklama olanağı tanımayacaklardır. Bazılarıysa öğrencilerine bakım ve destek sağlayabilmek için varını yoğunu ortaya koyacaklardır. Bradford Üniversitesi gibi Müslüman nüfusu yoğun olan üniversitelerde, benzeri konular ve hangi uygulanabilir önlemlerin yararlı olabileceğinin anlaşılması zorunlu hale gelecektir. Çeşitliliği sınırlı olanlar içinse bu meseleler tamamen alakasız görünebilir.

Dini Okuryazarlık Liderlik Programı, dindar öğrenciler ve çalışanlarla açık tartışmalara, yerel Müslüman gruplarla ve İmamlarla onların bu konularda nasıl yardımcı olabileceğini öğrenmeye dayanan sağduyulu bir yaklaşımı temel alıyor. Bu tip organizasyonların büyük ve resmi olmaları gerekmez: sıcak ve yakın ilişkiler kurmak gerekli bilgi ve dayanıklılığı arttırma konusunda yardımcı olacaktır. Bu durumların çoğunda da sağduyulu bir yaklaşım sağduyulu bir tepkiye yol açacaktır.

Pratik çözümler ne olursa olsun, din üzerine düşünmekte daha becerikli hale gelmemiz çok önemlidir. Düşünmeden verilen tepkiler, yarı-bilinçli düşmanlık veya dinin çatışma ve dönüşüm içindeki rolü hakkındaki kalıplaşmış anlatım biçimleri işe yaramayacaktır. Bu tutumlar başka bir yüzyıla aittir. “Ötekinin” üstündeki gizemi kaldırmakta dinsel kimliğin yaşanmış deneyimi hakkında biraz bilgi sahibi olmak, ırk söyleminin kurumlarımızdaki etnik çeşitliliği beslemesinde olduğu kadar önemlidir. Din hakkındaki çoğu zaman belirsiz ve karmaşık düşüncelerimizi su yüzüne çıkarmak da daha nazik ve bilinçli tartışmalar yürütebilmek için önemli olacaktır.

Kısacası, tartışmayı ciddi ölçüde iyileştirmemiz gerekiyor; tüm inançlardan öğrencilerimiz için (ve inançsızlar için de) din hakkında daha fazla tartışmaya değil, din üzerine daha kaliteli tartışmalara ihtiyacımız var.

Adam Dinham, Londra Üniversitesi, Din ve Kamu Siyaseti Profesörü
Goldsmiths’te İnançlar ve Sivil Toplum Birimi Yöneticisi
Religion in Higher Education: Why Tired Narratives Won’t Do
The Guardian,  6 Ağustos 2012

Çevirmen Berkin Uysal
Sosyal Bilimler Platformu Çevirmeni
b.uysal@sosyalbilimler.org


Yasal Uyarı: Bu metin, Sosyal Bilimler Platformu Çeviri Ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olup söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; Sosyal Bilimler Platformu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Haftalık E-Bülten Aboneliği

2 yorum

  • Çeviri biraz daha özenli olabilirmis, yine de elinize sağlık. Batililar her zamanki gibi herseyi abartiyor. Makul müslümanların, en azindan öğrencilerin dini takvime uyulmasını talep edeceklerini, kendilerine özel muamele isteyeceklerini sanmiyorum.

    Ingilterede 1 yil doktora arastirmasi yaptim. Ramazan ayinin tamaminda tum gun suren bir egitim programina katildim. 21.30 da iftar açıyorduk. Hic problem olmadi. Musluman arkadaslarim vardi doktora öğrencisi olan, laboratuar calismalarina devam ettiler. Halinden şikayetçi olan yoktu. Bu kadar abartmak iyiniyetin degil otekilestirmenin, ayristirmaya calismanin sonucu. Selamlar..

  • Din bir seçim midir ? Yoksa insanın güvenli bir limana sığınma arzu mu? Kendi oluşturduğu hayali bir imge yoluyla kendisini evrenin kutsal varlığı sayma girişimi mi? kaliteli tartışma öyle mi? göğe çıkan insanlara ve gökten inen kitaplara inandırılmış bir toplum için ne gerekli bir tartışma. Bu insanlara kendileri dışında evrene bir anlam ve değer yükleyen bir canlının henüz keşfedilmediğini söyleyecek cesareti gösterememek zor iş. Gözlerini kapayanlar ise sadece varoluşsal ıstırabın acısını çekmemek için buna katlanıyorlar. Paganları ve Sümerleri biraz okuyan insan şüphe eder ve sorgular. Doktora yapmışmış. Diyecek bir şey yok . Post-modern çağın “Yeni Ortaçağ” kültürünün tadını çıkarın. Çağ sizin çağınız.

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.