Sosyal Bilimler

Tek Derste İktisat, Henry Hazlitt | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Tek Derste İktisat, Henry Hazlitt

Hazlitt sadece kitaplardan okuduklarıyla iktisat konusunda bilgilenmiyordu, yaşamdan besleniyordu. Çocukken bir yaz lunapark işletmesinde elektrikçi dayısının yanına gitti. Kimsenin gelmediği günlerin ardından işletmedekiler, insanların akın akın geldiği ABD kuruluş günü 4 Temmuz’u iple çekti. O gün bardaktan boşalırcasına yağmur yağdı ve hiç̧ kimse, gelmedi. O gün girişimcilere yönelik içinde derin bir empati uyandı. Onları ahlaksızca kazanç̧ sağlayan kişiler olarak değil, öngörülmez zararlara katlanabilen cesurlar olarak gördü. Bu deneyim ona serbest girişimden yana olmaya yöneltmekle kalmadı: “Kâr etmenin, doğru karar vermek kadar, epey bir şansı da gerektirdiğini” öğretti.

Ekonominin maddi olduğu kadar manevi yönlerine de dikkat çekti. Paranın değerini belirleyen ne olduğu konusunda da farklı bir yaklaşım gösterdi: “Paranın değeri basılan para miktarıyla mekanik ve orantısal olarak belirlenmez. Halkın psikolojik güçlerince belirlenir. İnsanlar paranın değerinin aniden çökeceğini beklediklerinde, bir panik patlak verebilir. 1920–23 Alman enflasyonu buna bir örnektir. Fiyatlar basılan para miktarıyla aşağı yukarı orantısal olarak belli bir süreliğine yükseldi. Ancak insanlar paniğe kapıldıkları için, fiyatlar birden bire para arzından daha hızlı bir şekilde şişti. Elbette, nicel değerlendirmelerce etkilense de, diğer emtialarda olduğu gibi paranın değerini belirleyen şey psikolojik güçlerdir.”

Say Yayınları, Eylül 2016.

Yüzyıllardır süren yanlış politikalara karşı çıktı. ABD’de başkanlık sistemi konusunda duygusal ya da mahalle baskısına uyarak düşüncelerini saklamadı, başkanlık sistemine yanlışlarına işaret ederek karşı çıktı.

“Ekonomik hayatı organize etmenin yalnızca iki yolu vardır”, diyor Henry Hazlitt: “İlkinde, ailelerin ve bireylerin gönüllü seçimi ve gönüllü işbirliği ekonomik hayatı organize eder. Bu düzenlemeye serbest piyasa (piyasa ekonomisi-kapitalizm) denir. Diğerinde ise bir diktatörün emirleri bunu yapar. Buna da kumanda ekonomisi adı verilir. Kumanda ekonomisinin aşırı biçiminde, yani organize bir devletin üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulundurduğu sisteme sosyalizm veya komünizm denir. Ekonomik hayat, temel olarak bu sistemlerden biri yahut diğeri ile organize edilir. Şüphesiz, bugün birçok ülkede olduğu gibi bunların bir karışımı da mümkün olabilir. Fakat karışım genellikle istikrarlı değildir. Eğer bu, serbest piyasa ve kumanda ekonomisinin bir karışımı ise kumanda bölümü sürekli artış eğiliminde olur.”

Savunucusu özgürlükçü ekonominin sakız gibi bir taraflara çekilmesine razı olmadı: “‘Serbest’ piyasa, asla herkesin dilediğini yapmakta serbest olması anlamına gelmez. Tarihin başlangıcından beri insanlık yazılı veya yazılı olmayan hukuk kuralları altında idare edilmiştir. Diğer sistemlerde olduğu gibi serbest piyasada da insanların birbirini öldürmesi, rahatsız etmesi, soyması, iftira atması veya kasıtlı olarak birbirine zarar vermesi yasaklanmıştır. Aksi halde bireysel özgürlükler imkânsız hale gelir. Fakat ekonomik sistem ya tamamen serbest, ya da kumanda sistemi olmalıdır. Piyasa ekonomisi, bilinçli olarak birisi tarafından planlanmış değildir. Evrim süreci içinde gelişmiştir. Mümkün olan maksimum dengeli üretimi sağlaması ve/veya sahip olduğumuz değerlerle orantılı olarak ödülleri ve cezaları dağıtması anlamında mükemmel değildir. Fakat bunu hiçbir ekonomik sistemden bekleyemeyiz. Her birimizin kaderi, her zaman, tabiatın bahşettikleri kadar, kazalardan ve felaketlerden etkilenir. Bir kuraklık veya sel, ürünlerin yarısını süpürüp götürebilir, direkt etkilenen üreticilere felaket getirir ve belki de elinde stok bulunduranlara da yükselen fiyatlar ve kârlar vasıtasıyla servet kazandırır. Hiçbir sistem, o sistemi işleten insanoğlunun ihmal, beceriksizlik, bazılarımızın kötü şansı, eksik öngörü gibi kusurlarını tümüyle ortadan kaldıramaz. Fakat piyasa ekonomisinin iniş çıkışları, kendi hatalarını düzeltme kapasitesine sahiptir. Otomobil veya bina yapımındaki fazlalık, sonraki yıl daha az otomobil veya bina yapılmasına sebep olacaktır. Buğday veya mısır üretimindeki yetersizlik, sonraki sezonda bunlardan daha fazla üretilmesine yol açacaktır. Devlet istatistikleri yokken bile üreticiler, nispi fiyatlar ve kârlar tarafından yönlendirilmekteydi. Üretim giderek daha etkin hale gelir çünkü az etkin üreticiler piyasadan ayıklanırken, daha etkin üreticiler üretimlerini artırmaya cesaretlendirilir.”

Yüzyılımızın iktisadii konuları üzerinde popüler yazılar kaleme alan Henry Hazlitt, bir kitabına Tek Derste İktisat adını vermiştir. Hazlitt’e göre, bir iktisadi öneriyi tahlil ederken, onun sadece yakın vadeli neticelerinin değil, uzun vadeli neticelerinin de; asli sonuçlarının değil tali sonuçlarının da ve özel bir grup üzerindeki etkilerinin değil, herkes üzerindeki etkilerinin de araştırılması gerekir. Hazlitt, bu hususun anlaşılmamasının en yaygın iktisadi hata olduğuna inanır. Bu tespite itiraz etmek zordur. Politikacılar tekrar tekrar, bir politikanın kısa dönemli faydalarını vurgularlar, onun uzun bir dönem içindeki sonuçlarını ise hiç̧ umursamazlar. Devletten bazı özel sanayi dalları, bölgeler ve gruplar konusunda sonu gelmeyen yardım taleplerinde bulunmanın toplumun öteki kesimleri üzerindeki, özellikle vergi ödeyenler ve tüketiciler üzerindeki etkileri dikkate alınmaz.

1948 yılında yazıları Türkiye’de gazetelerde yayınlanan Hazlitt, “Marshall Planı’nın Truman Doktrini’nin devamı; komünizmin güçlenmesini önlemek ve kapitalist sistemin karşı karşıya kalması muhtemel bir aşırı üretim sorununu ortadan kaldırmak amacıyla” tasarlandığı öne sürerek, “yardım”ların “sosyal güvenlik alanında, antikapitalist propaganda amacıyla ya da ücretlerin arttırılmasında kullanımı engellenmelidir” diye karşı çıkmıştı.

Onlarca dilde çevrilen, 1 milyondan fazla satan kısa ve özlü bir anlatımla kaleme aldığı eğitici kitap herkesin doğru saydığı kimi iktisat fikirlerinin birer yanılgıdan ibaret olduğunu ustaca gözler önüne seriyor. Bugün serbest piyasa ekonomisini savunan iktisatçıları en çok etkileyen yazarlardan biri olarak bilinen Hazlitt Tek Derste İktisat’ta devlet müdahalesinin tehlikelerine ve bireylerin ekonomik özgürlüklerinin önemine odaklanıyor. Ekonomi kokulu hikâyeler, “Özgürlükçü Ekonominin Son Şövalyesi” Henry Hazlitt’ten Tek Derste İktisat ya da çoktan seçmeli hayat.

Yaşar Öztürk

  • Henry Hazlitt, Economics in One Lesson
  • Çevirmen: Sedef Tedik
  • Say Yayınları, Eylül 2016, 240 Sayfa
  • ISBN: 978-605-02-0532-9

Yasal Uyarı: Yayınlanan bu yazının tüm hakları Sosyal Bilimler Platformu’na (www.sosyalbilimler.org) aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Haftalık E-Bülten Aboneliği

Yorum Yazın

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.