Sosyal Bilimler

Schopenhauer’un Düşüncesi Orta Yaş Krizini Nasıl Aydınlatabilir? | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Schopenhauer’un Düşüncesi Orta Yaş Krizini Nasıl Aydınlatabilir?

İyi hayat hakkında iki bin beş yüz yıldan fazladır kafa yormalarına rağmen filozofların orta yaş hakkında söyleyecek pek bir şeyleri yoktur. Benim için, kırka yaklaşmak basmakalıp bir kriz zamanıydı. Akademik kariyer yolundaki engellerin üstünden atlayarak, kadrolu bir felsefe profesörü olduğum için şanslı olduğumu biliyordum. Hoş, hayatın meşguliyetinden, yapılacak şeylerin yoğunluğundan geri adım attığımda kendimi ‘şimdi ne yapıyoruz?’ diye merak ederken buldum. Bir tekrar ve beyhudelik hissine kapıldım; projelerin tamamı sadece daha fazlası ile değiştirilmek üzere tamamlandı. Bu makaleyi bitirip bu sınıfa ders verirdim ve sonra her şeyi baştan yapardım. Her şeyin değersiz görünmesi gibi bir şey söz konusu değildi. En kötü durumumda bile, yaptığım şeyin anlamsız olduğunu düşünmedim. Her nasılsa, her biri kendi içinde rasyonel olan ve birbirini izleyen bir dizi faaliyet bir şekilde yetersiz kaldı.

Ben yalnız değilim. Belki de siz de değerli hedeflerin peşinde koşarken bir boşluk hissetmişsinizdir. Bu, bir zamanlar aşina olduğumuz ve felsefi anlamda şaşırtıcı bir orta yaş krizinin şeklidir. Paradoks, başarının başarısızlık gibi gözükmesidir. Herhangi bir paradoks gibi, felsefi tedavi gerektirir. Orta yaş krizinin boşluğu, insanın hiçbir şeyde bir değer görmediği vasıfsız bir boşluk değilse nedir? Hayatımda ters giden nedir?

Bir cevap arayışı içinde, 19. yüzyıl pesimistlerinden Arthur Schopenhauer’a yöneldim. Schopenhauer, arzunun yararsızlığına dair vaaz verme konusunda kötü bir şöhrete sahip. İstediğinizi elde etmenin sizi mutlu etmemesi onu hiç de şaşırtmazdı. Öte yandan, sahip olamamak da bir o kadar kötü. Schopenhauer’a göre, sahip olsanız da olmasanız da lanetlisinizdir. Eğer istediğinizi alırsanız, arayışınız biter. Amaçsızsınızdır; The World as Will and Representation (1818) [İsteme ve Tasarım Olarak Dünya] kitabında ifade ettiği üzere, ‘korkunç bir boşluk ve can sıkıntısı’ içinde boğulursunuz. Hayatın yönlendirilmeye ihtiyacı vardır: Arzular, projeler, bugüne kadar ulaşılmamış hedefler. Ve yine de, bu da ölümcüldür. Çünkü, sahip olmadığınız şeyi istemek acı çekmektir. Yapılacak şeyler bularak boşluğu bertaraf etmekle kendinizi sefalete mahkum ettiniz. Hayat, acı ve sıkıntı arasında ileri geri bir sarkaç gibi sallanır ve gerçekte, bu ikisi onun nihai bileşenleridir.

Schopenhauer’ın insan hayatı tablosu aşırı derecede kasvetli görünebilir. Orta yaş yeterince sıklıkla, beraberinde, el üstünde tutulan projelerde başarısızlık veya başarı getirir: Uzun yıllar boyunca almak için uğraştığınız bir işiniz var, karşılaşmayı umduğunuz eş, olmasını istediğiniz aile –ya da yok. Her halükarda, yeni istikametlere yönelirsiniz. Fakat, amacınıza ulaşmanızın ya da onlardan vazgeçmenizin cevabı apaçıktır: Basitçe yeni şeylere yönelirsiniz. İstediğiniz şeyin peşinde koşmanız da saf ıstırap değildir. Tutkularınızı yenilemek eğlenceli olabilir.

Yine de, Schopenhauer’ın sonlarımızla ilişkilerimize dair kasvetli düşüncesinde doğru bir şey olduğunu ve bunun orta yaşın karanlığını aydınlatabileceğini düşünüyorum. Ne de olsa yeni projeler almak sorunu gizliyor. Gelecekteki bir hedefe yöneldiğinizde, tatmin ertelenir: Başarı henüz gelmemiştir. Ama başardığınız an, başarınız geçmişte kalmıştır. Bu arada, projelerle bağlantınız kendisini altüst eder. Bir hedefi takip ederken, ya başarısız olursunuz, ya da başararak [bu durumun] hayatınıza rehberlik etme gücünü sona erdirirsiniz. Kuşkusuz başka planlar yapabilirsiniz. Sorun projelerinizin tükenecek olması değildir (Schopenhauer’ın sıkıntısının amaçsız hali); sorun sizin için en önemli olanlarla bağ kurma şeklinizin onları tamamlamak ve dolayısıyla onları hayatınızdan çıkarmaktan ibaret olmasıdır. Bir hedefin peşinde koşarken, iyi bir şeyle olan etkileşiminizi sanki sırf hoşçakal demek uğruna arkadaş edinmişsiniz gibi kurutursunuz.

Dolayısıyla orta yaş krizinin yaygın bir figürü de; gündelik hayatın sahteliğinin yakasını bırakmadığı, bir şeyleri tamamlamaya saplantılı, mücadeleci, üstün başarılara imza atmış kimse[dir]. Projelere saplantılı olduğunuzda, hiç durmadan eskisini yenisiyle değiştirdiğinizde, tatmin her zaman gelecektedir veya geçmişte. İpotekli, ayrıca arşivlenmiş, ancak hiç sahip olunmamış. Hedeflerin peşinde koşarken, o arayışın olasılığını imkansız kılan, hayatınızdaki anlam kıvılcımlarını söndüren sonuçları amaçlarsınız.

Asıl soru, bu konuda ne yapılması gerektiğidir. Schopenhauer’a göre bir çıkış yolu yoktur: Bir orta yaş krizi olarak adlandırdığım şey, basitçe insanlık halidir. Ancak Schopenhauer yanılıyordu. Hatasını görmek için değer verdiğimiz aktiviteler arasında ayrım yapmamız gerekir: Sonuçlanmayı hedefleyenler ve hedeflemeyenler arasında.

Terminolojiyi dilbilimden uyarlayarak, ‘telic’ –amaç anlamına gelen Yunanca kelime–  etkinliklerinin bitirme ve tükenmenin nihai durumlarını hedefleyen eylemler olduğunu söyleyebiliriz. Bir ders veriyorsunuz, evleniyorsunuz, bir aileniz oluyor, zam alıyorsunuz. Ancak tüm faaliyetler böyle değildir. Diğerleri ‘atelik’tir: hedefledikleri bir son bulma noktası ya da yapılacak başka bir şeyin olmadığı ulaştıkları son hal yoktur. Müzik dinlemeyi, ebeveyn olmayı veya arkadaşlarınızla zaman geçirmeyi düşünün. Bunlar yapmayı bırakabileceğiniz ama sonlandırıp tamamlayamayacağınız şeylerdir. Onların geçiciliği, nihai bir hedefi olan bir proje olmalarında değil ancak sonsuz bir süreç olmalarında yatar.

Eğer Schopenhauer tarafından teşhis edilen kriz, projelere aşırı yatırıma bağlıysa, o zaman çözüm sürece tam olarak yatırım yapmak, son noktası olmayan aktivitelerle hayatınıza anlam vermektir:  tamamlanamadıklarından onlarla ilişkiniz yorucu değildir. Süreç kendini yıkmıyor. Ya da Schopenhauer’ın tatmin edilmemiş arzuda –birinin hedefinden uzak olması hissi, böylece tatmin daima gelecekte ya da geçmişte olacaktır– küçümsediği düş kırıklığı duygusunu davet etmiyor.

Değerli hedeflerimizden vazgeçmemeliyiz. Onları elde etmek önemlidir. Sürecin değeri üzerine de adam akıllı düşünmeliyiz. Gençlerin ve yaşlıların hayattan genellikle orta yaştakilerden daha fazla memnun olmaları tesadüf değildir. Gençler henüz yaşamlarını tanımlayıcı projelere girişmemişlerdir ve yaşlıların ise arkalarında bu tür kazanımlar vardır. Bu durum şimdiki zamanda yaşamayı onlar için daha doğal hale getirir: Bağlılıkla yorulmamış veya geleceğe bırakılmamış ancak burada ve şimdi gerçekleştirilmiş atelik aktivitelerde değer bulmayı. Telic ve atelik arasında bir denge bulmak için orta yaştaki projelerin tiranlığına direnmek zordur. Fakat eğer orta yaş krizinin üstesinden gelmeyi, boşluğun kasvetinden ve kendi kendini engellemeden kaçmayı umut ediyorsak, yapmamız gereken şey budur.

 

This article was originally published at Aeon.

Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Sosyal Bilimler / Çevirmen
zeynep@sosyalbilimler.org

Kaynak: Kieran Setiya / Aeon
How Schopenhauer’s thought can illuminate a midlife crisis


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Haftalık E-Bülten Aboneliği

Yorum Yazın

Haftalık E-Bülten Aboneliği




sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.