Sosyal Bilimler

Halim ile Selim: Tanrılar ve Dinler Üzerine Bir Tartışma | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Halim ile Selim: Tanrılar ve Dinler Üzerine Bir Tartışma

Zorlu cezaevi koşullarında yazılmış olan bu kitapta Nişanyan tanrı(lar)ın varlığını, ateizmi, ahlakın dini temellerini, akıl ve inanç ilişkisini, çağdaş dünyada dinlerin geleceğini, herkesin anlayacağı duru bir dille tartışıyor. Günümüzün önemli felsefi metinlerinden biri olmaya aday bir  eser.
Ateizm ve din eleştirisi, kendini aklın ve vicdanın şahitliğine sunmuş bir İslam için hem lazım hem de kaçınılmaz olduğu gibi insan olmanın da gereğidir. Sevan Nişanyan bütün radikal eleştirilerine rağmen mertlik ve netliği ile dindarların bile saygısını hak ediyor.❞ [Mücahit Bilici]

Sevan Nişanyan’ın Önsözü

Söke Kapalı Cezaevi’nde bulunduğum sırada, 2016 başlarında, Edip Yüksel’den geldi öneri: Ateizm konusunda bir münazara metni yazalım mı? 2013’te Edip Bey’le ODTÜ’de yapmayı tasarladığımız fakat protestolar nedeniyle gerçekleşmeyen münazaranın yazılı biçimi olacaktı.

Fikir cazip geldi. Hemen oturup bu kitabın ilk birkaç sayfasını yazdım, “Böyle bir şey mi düşünüyorsunuz” sorusuyla Edip Bey’e gönderdim. Araya onun açısından başka uğraşlar, benim açımdan başka cezaevleri girdi. Konu, unutulmasa da, küllendi.

2016’nın son aylarında, Menemen Kapalı Cezaevindeki koğuşumda her gece hükümlü arkadaşlarla ilim sohbetleri yapmaya başladık. Siyasetten astronomiye dek güneşin altındaki her konuya el attık. Ama favori konularımız, şüphesiz, din, İslam, Kuran idi. Ben tavrımı ilk baştan net olarak açıkladım. Onların inandıklarına inanmadığımı, koğuş ağamız ve arkadaşlar uygun görürse o mevzulara hiç girmemenin daha hayırlı olacağını bildirdim. Olur dendi, ama o söz tutulamadı. Sohbet derinleşip samimiyet ilerledikçe, arkadaşların merakı galip geldi. “Hocam seni Müslüman edelim, sevap kazanalım” ile başlayan açılım, bir süre sonra, koğuşa yeni gelen acemilere benim adıma “hocanın fikirlerini” anlatıp, fazla sesli itiraz edenleri susturma raddesine ulaştı.

Sabahları herkes uyurken ben kalkıp yazı yazma alışkanlığındaydım. Gece derslerimizi Edip Yüksel’le tasarladığımız münazaraya bağlama düşüncesi o sırada şekillendi. Halim ile Selim’in diyalogları 2016 Aralığı ile 2017 Ocağı arasında, iki aydan kısa bir sürede yazıldı.

Söyleşide değinilen konuların hemen hepsi, o gece derslerinde konuştuğumuz konulardır. Daha iyi bir fikir edinmeniz için, belli başlı katılımcılardan birkaçını size tanıtayım.

A.: Koğuş “ağası”, Diyarbakırlı bir mafya ailesinin ileri gelenlerinden. İlkokula hiç gitmemiş, 40 yaşının üçte birini cezaevinde geçirmiş. Uyuşturucu ticareti, cinayete azmettirme, silahlı çatışmadan mahkum. Güçlü ve orijinal bir kişilik, iyi bir yönetici, kavgacı. Sözde dindar, fakat namaz kılmaz. Beni önce kuşkuyla izledi, sonra benimle bir olup itibarımdan yararlanmanın daha iyi olacağını sezdi. Cahilliğinden rahatsızdı; belki el yordamıyla, içinde bulunduğu beyhude hayattan bir adım yukarıya taşınmayı düşlüyordu. En büyük destekçim oldu. Her şeyi defalarca anlattırdı, samimi olarak anlamaya çalıştı. Ben onun açısından dehşet verici şeyler söyledikçe yüzünü sıvazlayıp salavat getirdi, sonra bir daha anlatmamı istedi.

Y.: Diyarbakır pavyonlarında türkücü ve fedai, lise mezunu, görmüş geçirmiş, olgun, duyarlı bir adam. İyi aşçı. Uyuşturucu kullanmak ve silah kaçakçılığından mahkum. Dindar değil, fakat ortama uyumlu. Fazla ileri gittiğimde beni kenara çekip dostane uyardı, durmam için yalvardı. Acemiler arasında aleyhime oluşan cereyanları yatıştırdı.

M.: Genç, kırık. Düzene karşı isyan duygusuyla dolu. PKK sempatizanı. Müslüman ve en azından nominal olarak dindar olmayan biriyle hayatında ilk kez karşılaşıyordu. Çok şaşırdı, sarsıldı. Fikirlerim aklına çok yatmadıysa da temsil ettikleri isyan potansiyeli hoşuna gitti. “Hocasına” saygısız davranan gençlerden birinin ağzını yüzünü dağıttı.

I.: Profesyonel hırsız, orta yaşlı, 150 küsur yıla mahkum. Beş vakit namaz kılar, sabahları yarım saat Kuran okur. İyi bir mizah anlayışına sahip, esprilere çok güler. Başlarda net bir şekilde bana düşmandı, bir iki kez kavga çıkardı, sohbetlere katılmadı. Espriler sayesinde yumuşadı. Kuran’ı ondan daha iyi bildiğimi fark edince yavaş yavaş cemaate sokuldu. Sert itirazlarla yolumu kesmeyi denedi. Sonlara doğru büyük bir ilgiyle her şeyi dinlemeye başladı, ara sıra yüksek sesli “la havle” ile kendini korumaya çalıştı.

Halim ile Selim diyalogunun dili ve düzeyi, şüphesiz cezaevi koğuşununkiler değildir. Sabahları defterimle baş başa kaldığım zaman kendimi cezaevi arkadaşlarımın söyleminden arıtmak bana daha iyi geldi, kendi kültür dünyama daha yakın birileriyle sohbeti düşledim. Fakat konuların hepsi orada konuştuğumuz konulardır. Her şeyi olabildiğince yalın bir dille anlatma, kolay anlaşılır örneklerle somutlama ve nüktelerle hafifletme gayreti de oradaki sohbetlerde ilerlettiğim alışkanlıklardandır.

Sevan Nişanyan
Halim ile Selim: Tanrılar ve Dinler Üzerine Bir Tartışma
Liber+ Yayınları, Kasım 2018

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.