Sosyal Bilimler

Toplumsal Cinsiyetin Geleceği? | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Toplumsal Cinsiyetin Geleceği?

Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi dersimde, sürekli gelecekte toplumsal cinsiyetin nasıl bir şekil alacağını tartışmaktayız, gerçek anlamda toplumsal cinsiyetin dahilini ve cinsiyet eşitliğini elde edebilir miyiz?  Bilimsel olarak toplumsal cinsiyet hakkında bilgiler öğrendiğimiz zaman ve cinsiyet akışkanlığını ve ikili olmayan cinsiyet kategorilerini kendi kültürümüzde ve toplumda elde edip en iyi şekilde uyguladığımızda, diğer bir ifadeyle, toplumsal cinsiyet ile ilgili olarak daha eşit bir toplum elde ettiğimiz zaman, toplum nasıl bir hal alacak?

Bazılarının belirttiğine göre, biz toplumsal cinsiyetin olmadığı bir topluma ulaşacağız, ikili cinsiyet ayrımının aşırı uçlarına göre, “erkeksi erkekler” ve “kadınsı kadınlar” insanların kendilerini nasıl tanımladıklarına ve nasıl yaşadıklarına göre kesin olarak şekillenmektedir. Toplumun size “kadın” veya “erkek” olmak zorunda olduğunuzu dikte etmeden; yani sizin nasıl yaşayacağınıza dair olan kadınlık ve erkeklik standartları ve cinsiyet rejimi en sonunda ortadan kaybolacaktır.

Şüphesiz toplumumuz çok yol katetti ve cinsiyet kimliklerini kavradı. Ayrıca, “erkeksi erkek” ve “kadınsı kadın” ötesindeki ifadeler daha görünür ve zaman zaman kabul edilir oluyor. Konu karıştırıldığında, konular genellikle cinsel yönelim ve/ya cinsiyet kategorileri ile karıştırıldı, bugüne kadar, birkaç alternatif cinsiyet zamiri, tanımlayıcılar veya roller çok yaygın kabul ile ortaya çıkmıştır.

Toplum yapısının çok büyük bir parçası olan bir şeyi değiştirmek kolay mıdır?

Güç toplumsal cinsiyet hiyerarşisini tanımlar ve tanıma göre; güçlü grup (erkekler) ve toplumun erkeksi özelliklerinin yüksek değeri, sadece kimlik açılmasına yönelik olan bireysel tercihler nedeniyle yok olmayacak gibi görünüyor.  Hegemonik erkekliğin gücünü koruyacağı ve diğer tüm toplumsal cinsiyet kimliklerinin ve ifadelerinin ikinci planda kalmaya devam etmesi daha muhtemeldir.

Diğer yandan, cinsiyetsiz ya da baskın erkeksi toplumdan ziyade bütün toplumsal cinsiyet kimliklerinin ve ifadelerinin, nasıl varılırsa varılsın, eşit şekilde yer aldığı bir toplum nasıl olurdu?

Dilimiz değişir mi? Dilimiz toplumsal cinsiyet ve ikili cinsiyetten oluşuyor: O (he/erkek) ve o (she/kadın), ona (erkeğe) ve ona (kadına). Zamirler hakkında daha fazla düşünüyoruz ve  her zaman genel cinsiyetsiz zamirleri kullanmaya ya da sahip olduğumuz iki zamire bir alternatif bulmaya ihtiyacımız var.  Dilbilgisi olarak kullanımları uzun süredir tartışılsa da ve tarihsel olarak, İngiltere’de ABD’de de olduğundan daha fazla kabul görmelerine rağmen, “onların (their)” ve “onlar (them)” sıklıkla tek bir kişiye atıfta bulunmak için kullanılır. Bununla birlikte, 2017’de Associated Press, haberlerini nötr cinsiyet olarak değiştirmeyi onaylamıştır.

Dilimiz tamamen cinsiyetsiz olur mu? Nötr-cinsiyet olarak kabul edilen dillere hızlıca bir bakış attığımızda, bu toplumlarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin daha fazla olduğu söyleyemez.

Büyük olasılıkla toplum tarafından tanımlanmış cinsiyet kategorilerine göre daha fazla cinsiyete dayalı zamirlere sahip bir dil olacaktır. Tarihsel olarak, ikiden fazla cinsiyete sahip toplumlarda, diğer kategorilerin isimleri var ve bunlar toplumsal rollere bağlılar.

Bu, bir tür bilmeceyi sunar. Akışkan-cinsiyet gibi kategorileri daha net olarak nasıl tanımlayabiliriz ve bu diğer cinsiyet kategorilerine nasıl isim verip ve sonra onları sosyal rollere nasıl bağlarız.

“Erkek” ve “kadın” sadece toplumsal cinsiyet kimliği ve ifadesi değildir; bunlar toplumda bu cinsiyetlerin ne yaptığına dair olan toplumsal beklentilere bağlıdır. Ve, elbette, güç yapısına da bağlıdır. Bu cinsiyet kategorilerine göre bu rolleri biz nasıl tanımlayacağız?

Bireylerin toplumsal rollerini, toplumun ihtiyaç duyduğu çeşitli rolleri yerine getirmek için beceri ve ilgi alanlarına dayalı olarak seçebileceklerini kabul edeceğiz mi? Çocukları bu rollere hazırlamak için nasıl yetiştireceğiz? İnsanlarımızı nasıl eğittiğimize dair olan yapı artık şimdiki olduğu gibi var olmayacak.

Ve güç nasıl dahil olacak? Toplumsal cinsiyet güç yapısı ırksal güç hiyerarşisi ile iç içe geçmiştir, insanların kim olduğu hakkında farklı varsayımlara dayandıkları gibi. Bununla birlikte, her ikisi de toplumsal olarak inşa edilmiştir, bu yüzden, işlerimizi nasıl değiştirdiğimiz konusunda bir potansiyel vardır.

Başarılı olmalı mıyız, başka neler değişebilir? Aile içi şiddette yer alan cinsiyetçi ögeler, cinsel taciz, cinsel şiddet, ve diğer tüm mağduriyet türleri var olmamalıdır. Ödenek farklı, başarı farkı, “Cam Tavan durumları”, bodrum katları ve yürüyen merdivenler başarının var olması için ortadan kalkmalıdır. Kızlar, matematik ve fen bilimleri dersinden kalmayacak ve ergenlik dönemine ulaştıkları zaman var olan diğer arayışları, onlar yapmaya eğilimli oldukları zaman da bırakılmayacak. Erkekler oyuncak bebeklerle oyun oynayabilecek ve insanlara büyütmeyi öğrenecekler ve şimdiki babalıklarından daha farklı olacaklar. Cinsel yönelimin ve ifadelerin  çeşitlilik olarak var olması için zorbalık ve homofobinin yok olacak ve bu da cinsiyetleşmiş güç yapılarının düşüşü olarak karşımıza çıkan bir sonuç olacak. Bir tür cinsiyet artık siyasi güç durumlarında baskın olmayacak , böylece  büyük olasılıkla hükümet kaynakları çok sayıda çeşitli yönlere akmış olacak.

Hükümet, iş, eğitim, emniyet ve güvenlik, yaşam değişiklikleri ve diğer bütün şeyler cinsiyet kategorilerinden ayrıştırılamaz.  Bu biraz ütopik gibi olsa da; az rastlanır sekilde toplum herhangi bir şeye dayanan bir toplumsal tabakalaşmaya sahip değildir.  Bu yüzden, biz belli başlı toplumsal tabakalaşmaları elde etmek için devam edeceğiz, ama bu neye dayanacak? Sağlaklık ya da solaklık?

Sosyolojik açıdan bakıldığında, toplumsal cinsiyet dahilinin ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin nasıl olacağına dair düşünceleriniz nelerdir?

Çeviri: Sena Ilgaz
Sosyal Bilimler / Çevirmen

Kaynak: Sally Raskoff / Everyday Sociology Blog
The Future of Gender?


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazı Türkçeye yabancı dilden sosyalbilimler.org tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.