Sosyal Bilimler

Sosyal Medya Atağı ve Televizyona Etkileri | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Sosyal Medya Atağı ve Televizyona Etkileri

İnternetin tarihi 1950’lerde elektronik bilgisayarların geliştirilmesiyle başlar. İlk paket ağlar Amerika, İngiltere ve Fransa’daki çeşitli bilimsel laboratuvarlarında oluşturulmuştur. 60’ların sonlarında ve 70’lerin başlarında çeşitli iletişim protokolleri kullanılarak ARPANET, NPL, CYCLADES, Merit Network, Tymnet, ve Telenet gibi ağlar geliştirilmiştir.

1980’lerde ARPANET’in akademik kurumlarda yaygınlaşmasıyla birlikte, geniş alan ağı bağlanılırlığı konsepti de geliştirilmiştir. Aynı yıllarda CERN’de yapılan bir çalışmada İngiliz bilgisayar uzmanı Tim Berners-Lee, köprü metin belgelerini ağdaki herhangi bir düğümden erişilebilen bir bilgi sistemine bağlayarak bugünkü anlamıyla interneti (World Wide Web – www) icat etmiştir.

1990’ların ortalarından bu yana, internet, e-mail aracılığıyla uzaktan iletişim, anlık mesajlaşma, VOIP aramaları, iki yönlü video arama, tartışma forumları, bloglar, sosyal ağ ve çevrimiçi alışveriş siteleri ile kültür, ticaret ve teknoloji alanlarında devrimsel bir etki yaratmıştır. İnternetin küresel iletişim ortamını devralması tarihsel açıdan neredeyse anlıktı: 1993 yılında iki yönlü iletişim ağlarının sadece %1’i internet üzerinden akarken, 2000 yılında bu oran %51’e yükselmiştir ve 2007’de haberleşme ve bilgi edinme alanları %97 oranında internete bağımlı hale gelmiştir. İnternet bugün her zamankinden daha fazla miktarda çevrim içi bilgi, ticaret, eğlence ve sosyal paylaşım tarafından yönlendirilmekte ve büyümeye devam etmektedir.

İnsanlık tarihi boyunca, yeni iletişim teknolojileri kültür üzerinde her zaman önemli bir etkiye sahip olmuştur. Kaçınılmaz surette, ilk evrelerinde bu tür gelişmelerin etkileri çok fazla anlaşılamamıştır. Platon, yazının ve okumanın (icadının) yarattığı tehlikeler hakkında uyarıda bulunmak için Sokrates’in ifadelerini kullanmıştı. Phaedrus ya da Güzellik Üzerine diyalogunda Platon, yazının insanlık dışı olduğunu ilan etmiş ve zihni zayıflatarak insanların hafızasını yok ettiğini belirtmişti. Aynı zamanda matbaanın icadı da, Avrupa kültürü, toplumsal düzen ve ahlak için bir tehdit olarak algılanmıştı: “Kitapları basmak gibi sapkın bir aşırılık uygulanmaya başladığından beri kilise son derece zarar gördü.” diye hayıflanmıştı İspanyol Engizisyonun büyük destekçilerinden Francisco Penna. Benzer endişeler de elektronik medyanın yükselişinin ardından ortaya atılmıştır -televizyon genelde kamusal yaşamda aşındırıcı bir etki olarak temsil edilmiştir.

Yüzyıllar sonra, Platon’un yeni medyanın kültüre etkisiyle ilgili çekinceleri, internetin ve sosyal medyanın etkileri konusundaki mevcut tartışmaları etkilemeye devam ediyor. Örneğin, Amerikalı bir bilişsel sinirbilimci, Proust ve Squid‘in yazarı Maryanne Wolf, The Story and Science of the Reading Brain adlı kitabında internetin sözde okuma beyni üzerindeki zayıflatıcı etkisiyle ilgili argümanını güçlendirmek için sık sık Sokrates’e başvurur. Wolf’un Sokrates hakkındaki geniş kapsamlı tartışması, filozofun yazılı metnin ortaya çıkardığı riskler hakkındaki uyarılarının özellikle basılı ve sayısal medyaya geçiş ve bunun toplum üzerindeki etkisi hakkında düşünmek için uygun olduğu inancıyla bağlantılıdır.

Sosyal medyanın insan beyni üzerindeki etkileri ile ilgili kaygılar, hackerlar ve tacizcilerin internet trollerinin, kimlik hırsızlığının, kimlik avı dolandırıcılıklarının, truva atlarının, virüslerin ve solucanların varlığı göz önüne alındığında son derece mantıklıdır. İnternet, günümüzde daha geniş toplumsal ve kültürel endişelerin iletildiği bir metafor işlevi görüyor. Bu yüzden eleştirilerin çoğunda çevrimdışı kültür üzerindeki etkisi olumsuz olarak addediliyor.

İnternet aynı zamanda teknoloji meraklıları için bir kutsal bir şükretme vesilesi haline de gelmiştir. Kamuoyu tekrar tekrar internetin insan hayatının daha aydınlık ve yaratıcı bir varoluşa evrilmesini sağladığı yönünde telkin edilmiştir. Bugün bizlere sürekli olarak Büyük Veri’nin1 ve Nesnelerin İnterneti’nin2 insan varoluşunu kökünden değiştireceği söyleniyor. Dijital teknolojinin eğitimi dönüştürdüğü, çalıştığımız, oynadığımız ve birbirimizle etkileşimimize nüfuz edeceği iddiası, bu yeni medyanın kültürümüzde yazma ve okuma icadından çok daha büyük bir etkiye sahip olacağını öne sürüyor. Şüphesiz ki, dijital teknoloji ve sosyal medyanın kültür üzerinde önemli bir etkisi olduğu göz ardı edilemez. 19.yüzyıl sonlarına doğru, sanatçılar, öznelerini kendilerini kitap okumaya kaptırmış bireylerin portrelerinde yakalıyorlardı. Şimdilerde, kalabalığın ortasında duran, akıllı telefon ekranlarıyla büyülenmiş insanların resimleri 21.yüzyıl öznesini en iyi şekilde temsil ediyor.

İnternet ve sosyal medya, insan davranışını etkileyebilecek ve şekillendirebilecek çok güçlü bir araçtır. Sosyal medya son zamanlarda ortaya çıkan toplumsal protesto ve direnişlerde önemli rol oynamıştır. Occupy Wall Street‘in, Arap Baharı’nın, Ukrayna hükümetine karşı protestoların ya da Hong Kong’daki direnişin büyümesi genel olarak sosyal medyanın sağladığı kaynaklarla bağlantılıdır. Birçok gözlemci, ağdaki bir dünyada sosyal medyanın, halkın katılımını, katılımını ve kamusal yaşamın demokratikleştirilmesi sürecini teşvik etme potansiyeline sahip olduğu sonucuna varmıştır. Günlük yaşam kültürü internetle iç içe geçmiştir. Çevrimiçi ilişkiler, toplumsal etkileşimlerin  sosyal medyanın kaynaklarıyla nasıl yapılanabildiğine dair çarpıcı bir örnektir. Pek çok Batılı toplumda, çevrimiçi tarihlendirme, daha bireyselleştirilmiş ve bölünmüş bir sosyal ortam tarafından atılan sorunlara geçici bir çözüm olarak hizmet etmiştir.

20.yüzyılda uzmanlar, internet kullanımının insanların televizyon başında geçirdikleri zamanı azaltacağını öngörmüş olsalar da, Eggo Müller, durumun tam da tersi şekilde geliştiğini ifade etmiştir: “İnternet ve sosyal medya, aslında, bir zaman geçirme yöntemi olarak televizyon izleme popülaritesini olumsuz yönde etkilemeksizin birçok açıdan geliştirdi.”

Geçmişte Nielsen Medya Araştırmaları, anketleri ABD civarındaki rastgele istatistiksel örneklemeyle seçilmiş insanlara posta yoluyla gönderiyordu. Anketlerde insanlara sevdikleri ve izledikleri programlar soruluyordu. Bu anketlerden çıkarılan sonuçlar reytingleri belirliyordu. Bu metot Nielsen tarafından bugün hala kullanılıyor. Fakat internet ve sosyal medya da televizyon reytingleri üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip. Örneğin, şirketler, bir televizyon şovunun popüler olup olmadığını görmek için Facebook, YouTube ve Twitter’daki ortalama hayran sayısını karşılaştırabiliyorlar. Anketlerden bazıları çevrimiçi yapılıyor ve sonuçlar yine çevrimiçi olarak iletiliyor.

İnternet ve sosyal medyanın bir diğer avantajı da, insanların en sevdikleri programları ya da dizileri kaçırma endişesi yaşamadan internet bağlantısına ulaşılabilen her yerde eş zamanlı olarak izleyebiliyor, kaydedebiliyor ya da televizyondan yayınlanmasından kısa bir zaman sonra yine  çevrimiçi olarak izleyebiliyor olmasıdır. Bununla birlikte, birçok televizyon şebekesi artık kullanıcıların yayın yapmadan önce kendi TV sağlayıcısından giriş yapmalarını gerektiriyor. Bu, ağlar ve kablo sağlayıcıları için yeni bir alan ve içerik dağıtımı kuralları hala tartışılıyor. Geleneksel olarak kablo TV, FCC ya da BTK gibi devlet kurumları tarafından belli şirketlerin pazardaki tekeller haline gelmesini önlemek için her zaman düzenlenmiştir. Bu, yayıncıların kablo sinyalleri taşımak ve içeriği dağıtmak için gereken hakları ödemesi gerektiği anlamına gelir. Bununla birlikte, bu eylemler internet akış teknolojilerinden önce oluşturuldu ve o zamandan beri Netflix ve Aereo gibi yeni iş modellerinin ortaya çıkmasıyla sorgulanmaya başlandı.

Twitter da televizyonu değiştirdi. Facebook kadar popüler olmasa da yaklaşık 200 milyon kullanıcısı var. Televizyon şebekeleri bu büyük pazardan yararlanarak var olan takipçilerine ulaşıyor, onlarla iletişim kuruyor ve hatta yenilerini kazanıyorlar. Örneğin bugün birçok televizyon programı, ekranın alt köşesinde hashtagler yayınlayarak sadece izleyenlerin görüşlerini almıyor aynı zamanda izleyenlerin kendi aralarında etkileşim içine girmesini de sağlıyor. Twitter televizyonu değiştiren sosyal medyalardan sadece biri. Birçok televizyon programı takipçisi Facebook sayfaları üzerinden son bölümler hakkında bilgi ediniyor, tartışmalara, ödüllü yarışmalara katılıyor oyuncuları daha yakından tanıyor, programların lisanslı ürünlerini satın alıyor ve hatta senaryoya etki etme ayrıcalığına kavuşuyor.

Sosyal medyanın etki ettiği bir başka mecra da reklamlar. İnternet, reklamların sunuluş şeklini de değiştirdi. Örneğin firmalar YouTube’da geniş kitlelere ulaşabilecek fikirlere yöneliyorlar. Başka bir eğilim, reklamların izleyicileri sosyal paylaşım ağlarında onlarla iletişime geçmeye davet etmesidir. Reklamların amacı artık sadece ürünleri satmak değildir aynı zamanda sosyal medyada sadık bir takipçi kitlesi yaratmaktır.

Fakat reytingler ve reklamlar büyük resmin sadece küçük bir parçası olarak düşünülmelidir. Televizyon ile ilgili sosyal diyaloglar, programcılar ve üreticiler için gerçek zamanlı bir harita ve bilgi havuzu oluşturur. Trendrr 3 gösterge tablosu gibi araçlar kullanarak, popüler konular üzerine atılan tweetleri, etkili unsurları tespit etme imkanı vardır. Bu tam olarak izleyen sayısını, konuşkan bir yatay kesitin fikirlerini ölçerek takip etmekle ilgilidir. Bu nevi nitelikli veriler kurumlar için son derece değerlidir.

Şimdi neredeyse bütün programlar, hatta canlı olmayanlar bile, takipçiler için birer “canlı etkinlik platformu” haline gelebiliyor. Ve daha da önemlisi, medya şirketlerine neyin iyi gittiğini ya da neyin kötü gittiğini ve bunun nedenlerini sunabiliyor. Amerikalı internet girişimcisi Mark Ghuneim’ın da dediği gibi; “Mutlaka görülmesi gereken televizyondan mutlaka tweetlenmesi gereken televizyona geçiş yaptık.”

Bütün bunların yanı sıra, sosyal medyanın dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmakta olan başka bir kolu daha var: web-televizyon ve internet dizileri. Bir web dizisi, genellikle 1990’ların sonunda ortaya çıkan ve 2000’lerin başında daha belirgin hale gelen, internette ve web televizyon ortamının bir parçası olarak yayımlanan, genellikle bölümler şeklinde, videolardan oluşan bir dizidir. Bir web serisi programının tek bir örneği bir bölüm veya “webisode” olarak adlandırılabilir, ancak ikinci terim genellikle kullanılmaz. Genel olarak, web dizisi, masaüstü, dizüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar da dahil olmak üzere çeşitli platformlarda izlenebilir. Ayrıca televizyonda izlenebilirler.

2013’de medya sağlayıcısı Netflix, 65. Primetime Emmy Ödülleri’nde ilk web televizyonu ödülüne aday gösterildi. Dizilerden House of Cards, Arrested Development ve Hemlock Grove ödüle layık görüldü. 2016’da en popüler web dizisi yapımı ödülleri Streamys, Webbys, Los Angeles ve Vancouver Web Series Festival gibi sayısı giderek artan yarışmalara dönüştü. En büyük ödül törenleri, Emmy Ödülleri ve Kanada Ekran Ödülleri de dahil olmak üzere web dizisi ve dijital medya ödül kategorileri yarattı.

Konunun yakın tarihli ve yerel örneklerinden biri de Görünen Adam dizisidir. Fragmanı yayınlandığında üç günde 160.000 den fazla insana ulaşan dizi, yönetmen Onur Ünlü tarafından televizyon ve sinema dışında üçüncü bir dil oluşturduğuna inandığı YouTube’da yayınlanmaya karar verilmiş. Toplamda 150 dakika olan 10 bölümlük dizinin her bölümü 15 dakika sürüyor. Bu süre kısıtlaması aynı zamanda sosyal medya ‘izleyici’sinin her anlamda kısa ve öz bilgi edinme, edindiği bilgiyi hızlı paylaşma ve ivedilikle tüketme alışkanlıklarıyla/eğilimiyle de son derece uyumlu. Bu açıdan alındığında, kentsel hayatın getirdiği hızlı yaşam ritmi, sürekli ulaşılabilir olma gibi özelliklerin toplumun izleme/okuma alışkanlıklarını da etkilediği söylenebilir.

İnternetle birlikte, sosyal deneyim segmentasyonu, yeniden şekillendirilerek güçlü teknolojik dinamikler üzerinden daha fazla ivme kazanmıştır. Bu güçlendirme ve sosyal eğilimleri yoğunlaştırmak, internetin gündelik kültür üzerindeki doğrudan etkisini meydana getirir. Baskı tecrübesi emsal teşkil ediyorsa, dijital teknolojinin hakim olan kültürel eğilimleri yoğunlaştırmakla kalmayıp aynı zamanda anlamını yeniden yorumlamak için kaynaklar sağlayacağı da muhtemeldir.

Zeynep Şenel Gencer
sosyalbilimler.org Sinema Editörü
sinema@sosyalbilimler.org

Kaynakça

  • Selva, D. (2016). “Social Television: Audience and Political Engagement”. Television & New Media. 17 (2): 159–173. doi:10.1177/1527476415616192
  • Pagani, M. & Mirabello, A. (2011). “The Influence of Personal and Social-Interactive Engagement in Social TV Web Sites”. International Journal of Electronic Commerce. 16 (2): 41–68. doi:10.2753/JEC1086-4415160203.
  • Wells, Emma. “DOES TWITTER DRIVE TV RATINGS?”. Red Bee. Retrieved 25 April 2012.
  • O’Neill, Megan. “Why Some TV Series Do Better On The Web”. Social Times. Retrieved 23 April 2012.

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org‘a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; Sosyal Bilimler Platformu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. 

Dipnotlar   [ + ]

1. 2012 rakamları ile dünyada günlük 2.5 Kentirilyon byte veri üretilmektedir. Bu çapta büyük veriyi işleme, transfer etme gibi işlerin tümüne Büyük veri (Big Data) adı verilmektedir.
2. Nesnelerin Interneti” (Internet of Things) kavramı ilk kez 1999 yılında Kevin Ashton tarafından Procter & Gamble şirketi için hazırlanan bir sunumda kullanıldı. Bu sunumda şirketin tedarik zincirinde RFID teknolojisi uygulamasının firmaya faydaları sıralanmakta ve kullanımı önerilmekteydi. Daha sonraki yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde milyarlarca insanın bilgisayarlar ya da taşınabilir mobil araçlarla internete bağlanmalarını sağlamıştır. Bu aşamadan sonra beklenen büyük adım birbirlerine bağlı bilgisayarların, birbirlerine bağlı nesneler ile bilgi alışverişi yapmasıdır. Arabalardan kitaplara, elektrikli aletlerden yiyeceklere, buzdolaplarından su ısıtıcılarına, akıllı binalardan ayakkabılara kadar aklınıza gelebilecek tüm şeylerin/nesnelerin birbiri ile bağlanmaları gelecekte bizleri bekleyen bir gelişme olacaktır. İşte bu da Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) olarak tanımlayabileceğiz aşamadır. Nejat Kutup, Nesnelerin İnterneti; 4H Her Yerden, Herkesle, Her Zaman, Her Nesne ile Bağlantı.
3. Trendrr, Twitter tarafından desteklenen bir ticari istihbarat platformudur. Kullanıcıların satış, tasarruf ve marka eşitliği üzerindeki sosyal medyanın etkisini anlamak yoluyla niceliksel ve niteliksel eğilimler temelinde gerçek zamanlı eylemler gerçekleştirmesine olanak tanır; Trendrr, kullanıcıların ROI’yi izlemelerine olanak sağlayan üç kaynaktan yararlanır.

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.