Sosyal Bilimler

Sorun Sınav Sistemimizin Çok Ötesinde | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Sorun Sınav Sistemimizin Çok Ötesinde

Eğitim sistemi oldum olası bu ülkenin en çok tartışılan alanlarından birisi olma vasfını hiç ama hiç kaybetmedi! Cumhuriyeti kuran kadro açısından eğitim, Osmanlı’dan devir aldıkları anlayışla yeni bir insan tipi yetiştirmenin en önemli aracı olarak görülüyordu. Bu doğrultuda da eğitimin, toplumsal hayat içerisinde kök salabilmesi amacıyla yoğun bir gayret içerisine girdiler. Belki de Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük atılımların gerçekleştirildiği ve hedeflenen yola doğru emin adımlarla yöneldiğimiz dönem, bugün çok sık eleştirdiğimiz tek parti dönemidir diyebiliriz. Her ne kadar bu dönem üzerinde de büyük tartışmalar yapılsa da, başta klasiklerin dilimize çevrilme hareketi ve ardından gelen okullaşma uğraşısı ile yurt dışına gönderilen öğrenciler olmak üzere, büyük aşamalar kaydedilmiştir. Bütün yokluklar içerisinde liseden mezun olan öğrencilerimizin, bugün üniversitelerden mezun ettiğimiz öğrencilerimizden çok daha donanımlı bir şekilde hayata hazırlanmaları bile takdire şayandır. Bu konuda Nermin Abadan Unat ile Behice Boran’ın anılarında, İzmir Kız Lisesi’nden sonra gittikleri Amerika Birleşik Devletleri’nde gerek dil gerekse de bilgi düzeyleri ile hiç sıkıntı çekmedikleri anlatmaları dikkat çekicidir.

Bizde pek çok alanda olduğu gibi eğitim konuşmaya başladığımız anda da önümüze çıkan en büyük engel, ideolojiler üzerinden konuşma durumunda olmamız gerçeğidir. Bu ise asıl konuşmamız gereken konuları hiçbir zaman konuşamamamıza ve fikirsel çeşitlilik içerisinde çıkış yollarını hiçbir zaman üretemeyişimize yol açmaktadır. Alfabe değişikliği ile bir gecede cahilleştik diyenlerin de, köy enstitülerinin kapatılması ile aydınlanmamızı tamamlayamadık düşüncesinde olanlar da bu kervanın parçalarından sadece iki tanesidir. Eğitimin sosyolojik bir gerçeklik alanı olarak, içinde yaşanılan topluma, ülkeye dair ne kadar hayatî bir alan olduğu meselesinden ziyade, eğitim üzerinden kendi anlayışını kalıcı hale dönüştürme düşüncesi egemen kılınmaya çalışılmıştır. Bir başka deyişle adı milli olan buna karşın belki sadece kuruluş dönemindeki atılımların dışında hiçbir zaman milli olamayan bir eğitim politikamız ve bakış açımız bulunmaktadır. Böylesi bir yaklaşım ise her iktidar değişikliğinde üzerinde oynanan bir eğitim politikasını adeta zorunlu bir hale dönüştürmüştür. Hatta daha da ileriye götürecek olursak, aynı partinin iktidarındaki farklı milli eğitim bakanları ile birlikte değişen eğitim politikaları! Sonuç, adeta yaz boz tahtasına dönüşen bir eğitim sistemi ve bunun kurbanı olan milyonlarca öğrenci.

İlkokuldan başlayarak sürekli olarak sınavlarla terbiye edilmeye çalışılan ve gerçeklikten uzaklaşan kitleler! Her yıl değiştirilen sınav sistemlerinin yanına ilkokul yaşına başlamadan, yazı sisteminin değiştirilmesine oradan da müfredata kadar uzanan oynamalar. Buna karşın her defasında istenilenin tam tersinin ortaya çıktığı bir tablo ve bu tablonun sorumlularının hiç ama hiç hesap vermedikleri bir eğitim sistemi. Mana ile uğraşmaktan ziyade şekil ile uğraşmak zorunda bıraktırılan çocuklar ve oradan hayatlarımıza sirayet ettirilen tuhaflıklar silsilesi. Kim ne kadar soru çözecek ve nereye girecekten öteye gitmeyen, öte yandan her seferinde biraz daha fazla çocuklarımızı eblehleştiren bir anlayış.

Geçmişte olduğundan daha fazla binaya, dersliğe, öğretmene, araç gerece vb. sahibiz buna karşın daha kaliteli, daha başarılı, dünya ile daha fazla entegre çocuklar yetiştiremiyoruz. Üniversite açarak veyahut üniversitelerimizi bir örnek hale dönüştürerek çağı yakalayamayacağımız gerçeğini bir türlü idrak edemiyoruz. Eğitim, tek tip insan yetiştirilen kurumun adı değildir, tam tersine eğitim hepimizi ömür boyu süren bir anlayışın içerisinde yarınlara hazırlayan mekanizmadır. Burada belirleyici olan ise hiç kuşkusuz evrensel ölçüler içerisinde bilginin, kuşaklar boyunca aktarılmasını sağlayacak yol ve yöntemin öğretilmesidir. Tablet kullanmak, akıllı tahtalarla sınıfları bürümek veya yabancı dil ile eğitime geçmek tek başına hiçbir şey ifade etmeyecektir. Bu açıdan bizi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların, üzerinde en fazla kafa yormaları gereken yer eğitim olmak zorundadır. Eğitim ama nasıl bir eğitim meselesi çok daha yakıcı ve acil bir sorun olarak yanıtlanmayı beklemektedir. Çünkü belirli kalıpların içerisine sokulmak istenen eğitim anlayışı doğrultusunda ne kadar uğraşırsanız uğraşın, özellikle de teknolojinin bu kadar yoğun baskısını hissettiğimiz dönemde bu mümkün olmayacaktır! Belki bir başka yazının konusu olacak ancak belirtmeden geçmemeliyiz, eğitim alanında yaşanan pespayeliğin etkilerini henüz tam anlamıyla yaşamış değiliz. Önümüzdeki on beş ila yirmi yıl içerisinde bu dalganın etkileri çok daha yıkıcı olarak, toplumsal hayatımızdan ekonomik ve siyasal dünyamıza kadar sirayet edecektir.

Okulu ve okulla birlikte eğitimi, sınav sistemlerini yeniden ele almak durumundayız. Bugün okullar, çocuklarımızın öğrenme dinamiklerinin ötesinde bir işlevi yerine getirmekten uzak bir konumdadırlar. Klasik eğitim metotları ve öğretmenlik anlayışının yanına tuhaf soslu ideolojik müfredat bakışını da eklediğimiz sürece, buradan dünyadaki ülkeler ile baş edebilecek bir insan tipini yetiştirebilmemiz mümkün olmayacaktır. Bütün eğitimimizi yılda iki kez yapılan liseye giriş ve üniversiteye yerleştirme sınavlarına indirgediğimiz sürece, bu acı gerçek her geçen yıl biraz daha bizleri yakacaktır. Ortaokul son sınıf ve lise son sınıf öğrencilerimiz açısından bu sınavların sonrasında okulla olan ilişkileri sona ermektedir. Örneğin TEOG sınavına giren ortaokul son sınıf öğrencisi için okul Nisan ayının son haftası sona ermiştir. Haziran ayının ortasına kadar ise kerhen gidilen ve ders yapılmayan bir yere dönüşmektedir. Benzer durum lise son sınıftaki öğrenciler için de geçerlidir, kimsenin sisteme güvenmediği buna karşın sistemin de bireylerine güvenmediği bir yerde nasıl bir eğitimden söz edebilirsiniz?

Şöyle bir gözünüzün önüne getirin lütfen, sınav kapılarına koşturarak gelen gençler, içeriye sokulmayan ev, araba anahtarları, çıkartılan piercingler, küpeler ile kırık ayağı alçılı olduğu için alçısı kırılan gençler. Milyonlarca öğrencinin üniversite kapılarına yığılması ve ardından her geçen yıl biraz daha fazla sıfır çekmesi, üniversiteye yerleşen öğrenci kontenjanlarında yaşanan düşüşün artması. Bir zamanlar güvenle yapılan sınavların yerini üzerinde komplolar üretilen bir anlayışa terk etmesi. Sınav sorularının çalınmasından tutun da  yüzlerce öğrencinin tam puan almasına kadar sürüp giden akıl almaz ihmaller zinciri. Okullarımızda peynir ekmek gibi verilen teşekkürler, takdirler buna karşın öğrencilerimizin girdikleri uluslararası sınavlarda aldıkları son derece düşük puanlar. Eğitim sistemini sürekli olarak deneme yanılma tahtası haline dönüştürmek suretiyle içinden çıkılmaz bir hale getirdik. Eğitimi kendi tercihlerimiz doğrultusunda toplumsal mühendislik aracı olarak kullanarak, eğitimin ayarları ile oynadık! Aslında tüm bunları yaparak eğitimi kendi kontrolümüze almaya çalışırken tam tersine yol açtık. Sınav sonuçları açıklandıktan bir hafta sonra organizasyonu yapan kurumumuz, pardon bir hata yaptık ve şu kadar kişinin puanlarını yanlış hesapladık şeklinde bir açıklama yapıyorsa, hakikaten sorunumuz göründüğünden çok daha derinlerde bir yerlerdedir demektir.

Eğitim, her ne kadar modern dönem ile birlikte bambaşka bir pozisyona oturtulmuş olsa da, klasik eğitim anlayışı da modern eğitim anlayışı da gelenek temeli üzerinde yükselmektedirler. Bu yüzden de ülkelerinin çocuklarını yetiştirmek isteyen bütün gelişmiş ülkeler, benzer saikler üzerinden geçmiş ile geleceği harmanlayacak anlayışları hayata geçirmeyi sürdürmektedirler. Son iki yüz yıl boyunca sürekli olarak arafta kalma hali içerisinde yaşayan bir anlayışın çocukları olarak, eğitim ile olan ilişkimiz de hep ikircikli bir temel üzerinden yürümüştür/yürümeye devam etmektedir. Kendi gibi olamama buna karşın olmayı hedeflediği gibi yapamama hali içerisinde kıstırılıp kalan bir ruh halindeyiz. Eğitim ve eğitim sistemi içerisinde bütün yapıp ettiklerimiz aslında bir ayna gibi bizi, bize gösteriyor. Ancak ortada var olan bu aynaya her baktığımızda gördüğümüz kendi gerçekliğimiz değil, çünkü kusurlu bir aynadan kendimize bakıyoruz. Eğitimden beklediklerimiz her geçen gün biraz daha kayboluyor, buna karşın geçmişte olduğundan daha farklı olarak hem kendimize hem de çevremizdekilere duyduğumuz öfke ve şüphenin dozajı da giderek artıyor. Artık eğitim sistemimiz, iyi insan, iyi vatandaş, iyi birer birey olma yolunda bizleri kuvvetli bir şekilde hayata hazırlayamıyor! Tam tersine hayata dair beklentilerimiz karşısında rahmetli hocam Prof.Dr. Nuri Bilgin’in sık sık söylediği; ‘Eğitim acı çekmektir.’ sözüyle eğitim meyvesi ile tanışanları daha zor bir hayatın ortasına bırakıveriyor.

Ahmet Talimciler
sosyalbilimler.org Blog Yazarı
blog@sosyalbilimler.org

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org‘a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; Sosyal Bilimler Platformu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.