Sosyal Bilimler

Maskenin Gizleyemediği: Buckethead | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Maskenin Gizleyemediği: Buckethead

Sanatın özünde mutlaka bir başkaldırı vardır. Mevcut düzene, baskıya, zulme, topluma, ailesine, kendisine itiraz her sanat türünün bir köşesinde kendini gösterir. Konu müzik ise, bunu dışarıya yansıtmak diğer sanat türlerine göre daha kolaydır, davullar, gitarlar, çığlıklar sanatı icra edenin isyanını paylaşmayı kolaylaştırır, görünür kılar. Rock müzik özelinde bu itiraz kendini, sanatçının görüşüne de yansıtmasına imkan verir. Elvis’in kalçaları, Beatles’ın saçları, Rolling Stones’un dudakları, Cher’in iç çamaşırları, Manowar’ın taytları ve hatta Lady Gaga’nın kıyafetleri. Hem ekonomik olarak öne çıkmak, hem de giderek artan başkaldırı yarışında bir adım ileri gitmek, sesini duyuracağı kişi sayısını artırmak için görünüşü kullanmak rock müzik için meşrudur.

Ancak, düzeni değiştirmek üzere görünüşü kullanmak yaygınlaştıkça, isyanını görünüşünden sanatına çekmek isteyen sanatçılar başka bir yönteme başvurmuşlar ve kendini makyajın, maskelerin arkasına saklamayı tercih eden “rock star”lar ortaya çıkmış. Arthur Brown, The Residents, (kariyerinin başında) David Bowie, (Genesis’in ilk yıllarında) Peter Gabriel, (Marillion  konserlerinde) Fish, Kiss, Daft Punk, Lordi, King Diamond, Slipknot, G.O.A.T, Daft Punk, hepsi de kendine özgü nedenlerle yüzlerini kariyerleri boyunca ya da zaman zaman gizlemeyi tercih eden müzisyenlerden bazıları. Hepsi hakkında uzun uzun yazılabilir ama bu yazının konusu en özgün maskelilerden biri “Buckethead“.

Asıl adı “Brian Patrick Carroll” olduğu varsayılan Buckethead, 1969 yılında Disneyland yakınlarında bir kasabada doğdu ve bir şeytan tarafından yönetilen tavuk kümesinde yetiştirildi. Burada saman ipliklerini bir gitar teli gibi nasıl manipüle edeceğini öğrendi. Diğer insanlarla olan sınırlı etkileşimlerinde, yüzünün “çirkin” olması nedeniyle toplumsal olarak inşa edilmiş statükodan kopuşunu fark ettikten kısa bir süre sonra, yüzünü ve ruhunu bu eleştirel dünyanın geri kalanından gizlemek üzere düz beyaz bir maske takmaya başladı. İnsan topluluğuna yerleşmek için cesareti topladıktan sonra, maskesiyle birlikte bir de Kentucky Fried Chicken [KFC] kovası takmaya başladı ki, bu sayede manevi kardeşlerinin ruhani gücünü kanalize edebilmektedir. Kardeşlerinin “Çıtır ve Orijinal Tarif” olarak kullanılan ruhlarını onurlandırmak için, kovasına üzerinde “Cenaze” yazan bir kağıt ekledi. Bu kova olmadan Buckethead’in güçsüz olduğu söylenir. Kendisine maskesi sorulduğunda, “hangi maske, ortada maske yok” cevabını veriyor, daha doğrusu, kendisine sözcülük eden el kuklası Herbie, Buckethead’in cevabını bize iletiyor.

Bucekthead’in kovası ve maskesi hakkında benim en sevdiğim hikaye bu. Hikâyenin bir çok versiyonu ve Buckethead hakkında bilinen çok az gerçek var, bunlardan en önemlisi ve elle tutulur en gerçek bilgi Buckethead müziği, ben de müziğine en yakın hikâyenin bu olduğunu düşünüyorum.

Kim olduğu, yüzünün ya da sesininin neye benzediği, kadın mı erkek mi, hatta insan mı yoksa uzaylı mı olduğu kesin olarak bilinmeyen Buckethead’in tüm bu bilinmezliğinin arkasında, yüzyılın en iyi gitaristlerin biri olması gerçeği duruyor. Gitar çalmaya, 12 yaşlarında başlayan Buckethead’in öğretmenleri arasında Mark Hammond, Pebber Brown ve “Paul Gilbert” var.

Çalmaya yerel bir grup olan Deli Creeps‘te başladı. 1991 yılında  John Zorn, Alexander Bălănescu ile birlikte, gitarist Derek Bailey’nin, deneysel projesi Company’de yer aldı. Arkasından, 1992’de “Bucketheadland” ile başlayarak solo albümler çıkartmaya başladı.

Bundan sonra hiç boş durmadan, Bill Laswell, Bernie Worrell, Bootsy Collins, Bryan “Brain” Mantia,  Serj Tankian,  Jonas Hellborg and Michael Shrieve gibi isimlerle çalıştı, solo albümler çıkarttı, “Red Hot Chili Peppers”ın gitarist seçmelerine katıldı (seçmeyi Arik Marshall’a kaptırdı),  film ve oyun müzikleri yaptı (Johnny Mnemonic, Mortal Kombat), hızını alamadı Viggo Mortensen ile Noam Chomsky‘ye adadıkları bir albüm yaptı. Primus ile sahneye çıktı ve grubun basçıcı -kimileri tarafında aslında Buckethead olduğu iddia edilen- Les Claypool ile turneye çıktı.

2000 yılına kadar, çalışkan, eksantrik, çizgi dışı grup ve sanatçılarla işbirliği yapan “KFC Adam”, 2000 yılında kendini Gun’s and Roses’ın gitaristi olarak buldu. Dört yıl süren bu birliktelikten geriye “Chinese Democracy” albümü ve Buckethead’in “enteresan” kişiliği hakkında şehir efsaneleri kaldı.

Buckethead’in 1992 – 2018 yılları arasında çıkarttığı 275 adet albümü bulunuyor. Bunlara,  Death Cube K, Bootsy Collins, Brain,  Travis Dickerson, Michael Shrieve, Arcana, Cobra Strike, Colonel Claypool’s Bucket of Bernie Brains, Cornbugs, Deli Creeps, Frankenstein Brothers, Giant Robot, Praxis, Science Faxtion, sanatçı ve gruplarla birlikte çıkarttığı albümler, konuk sanatçı olarak katıldığı albümler de eklenince 476 adet kayıtlı eserde yer almış bu maskeli ve yetenekli gitarist. Gibson tarafından, kendi imzasını taşıyan Les Paul ve Les Paul Custom’dan farklı olarak modifiyeli Buckethead imzalı serisini bulunuyor. Michael Jackson için bir parça besteledi ve bir “Billie Jean” hayranı, ayrıca, 2011 yılında Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami felaketi yaptığı parçanın satışından edilen gelirin tamamını Japonya’daki kurtarma çalışmalarına bağışladı.

Henüz 12 yaşında bir gitar virtüözü olacağını belli eden Buckethead’in ilham aldığı sanatçılar arasında, Michael Jackson, Parliament-Funkadelic, Shawn Lane, Michael Schenker, Uli Jon Roth, Paul Gilbert, Yngwie Malmsteen, Eddie Hazel, Randy Rhoads, Larry LaLonde, Mike Patton, James Cutri, Louis Johnson, Jimi Hendrix, Jennifer Batten, The Residents, Eddie Van Halen and Angus Young var. Buckethead’e hayran olan sanatçılar arasında ise, Ozzy Osbourne, Serj Tankian, Les Claypool, Dave Mustain ve Stevie Vai gibi isimler var.

Brian Patrick Carroll, namı diğer Buckethead, günümüzün en iyi gitaristlerinden biri kabul ediliyor. Her “en iyi” tanımı için olduğu gibi bu konuda da tartışmalar yok değil, ancak, Buckethead’in farklı görünüşü hiç bir zaman müziğinin önüne geçmiyor, hatta bazen ona engel oluyor, Ozzy Osbourne, “o aptal maskeyi çıkartıp, kendisi olmasını önerdim ama kabul etmedi, birlikte muhteşem işler yapabilirdik” diyor.

Kendine özgü gitar tekniği ile Buckethead, bir türe ait bir gitarist olmanın çok ötesinde, blues, “Population Override”, funk, “Scraps”, caz, “Colma”, “Thanatopsis”, rock, heavy metal “Giant Robot”, avant*garde, “The Android of Notre Dame”, pop ya da klasik müzik çalmak konusunda hiç bir problemi yok. Kimilerine göre çok hızlı, kimilerine göre çok teknik, kimilerine göre çok duygusal, bana göre bir müzisyenden size geçmesini istediğiniz tüm duyguları, yüzü bir kovanın içinde ve bir maskenin ardında olmasına rağmen hiç zorlanmadan aktarabilen bir sanatçı. Canlı konserler vermeyi seviyor, ciddi bir kalp rahatsızlığı olmasına rağmen konserlerinde mınçıka ustalığını sergilemekten ve robot dansını yapmaktan geri kalmıyor. Konser sırasında seyircilerinin gitarına dokunmasına izin veriyor ve onların dokunuşlarını müziğe çeviriyor.

Bu 2 metrelik, biraz sarsak, konuşmaktan, insan içinde olmaktan çok hoşlanmayan, çizgi roman okumayı seven, hayali, hayranı olduğu Disneyland gibi bir “Bucketheadland” kurmak olan, huzuru müzikte bulmuş, bozuk olan sağlığına üzülmek yerine kendini müzikle tedavi etmeye çalışan ilginç varlık hakkında yazmak gerçekten zor, konuşmayı sevmiyor ama çalmayı çok seviyor, hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız bence hemen dinlemeye başlayın.

H. Meral Akman
Sosyal Bilimler / Blog Yazarı
h.meral.akman@sosyalbilimler.org

 


Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları sosyalbilimler.org’a aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; sosyalbilimler.org, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Bu metinde yer alan görüşler yazara aittir ve sosyalbilimler.org’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

1 yorum

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.