Sosyal Bilimler

Lisansüstü Eğitim Yapan ve Yapmak İsteyenlerin Göz Önünde Bulundurması Gereken Durumlardan Bazıları | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Lisansüstü Eğitim Yapan ve Yapmak İsteyenlerin Göz Önünde Bulundurması Gereken Durumlardan Bazıları

İlk adımlardan biri çalışılacak konunun seçimidir. Yönetilebilir yani uygun zamanda bitirebilecek bir araştırma konusu olması önemlidir. Eğitim sürecince literatürde bir boşluğun doldurulmasına katkı sağlayacak, araştırabilecek, soru üretebilecek, keşfedilecek ve hakkında yazılabilecek bir konu olmalıdır. Sınırları iyi belirlenmiş bir konu ve araştırma soruları önemlidir çünkü o konu hakkında olası her soruyu cevaplamak imkânsızdır bir tezin kapsamı içinde. Buna konuya uygun metodoloji ve metotlar hakkında da düşünmek konunun kapsamını belirlemek için gereklidir. Danışman hocalar da öğrencileri kabul etmeden önce onlardan ne gibi beklentiler içinde olduklarını net bir şekilde ortaya sererlerse doktoranın ne gibi yeterlilikler istediği daha net anlaşılır. Üniversiteler bir lisansüstü öğrencisi genel olarak ne gibi becerilere sahip olmalı ve beklentiler nelerdir, anlaşılır ve yönlendirici bir liste hazırlarlarsa bu öğrenciler ve hocalar için faydalı olabilir. Bir kuruma girmeden önce beklentiler ve taşımamız gereken beceriler nedir düşüncesi ile okuldan bilgi talep etme gibi bir alışkanlığımız olmadığı için bu kısa vadede işe yaramayabilir fakat bu alışkanlığın yerleşmesi için öğrenciler ve hocalar olarak okuldan böyle bir talepte bulunmalıyız.

Supervisor yani danışman hoca seçimi de çok önemli bir konudur lisansüstü eğitimde. Bunu örneklendirmek için yüzlerce olumlu olumsuz tecrübe mevcut. Hocasından memnun olanların vereceği yüzlerce örnekle hocanın destekleyici danışmanlığının süreci nasıl kolaylaştırdığı ve verimlileştirdiği tecrübe ile sabit bilgi ile kanıtlanabilir. Danışman hoca ile yürütülen sağlıklı bir iletişimin sonucu olarak çıkmaza giren öğrenciye en güzel şekilde yol gösteren hocalar fazlası ile mevcut. Fakat bunun tam tersi kopuk iletişim, yazışmalara cevap vermeme, öğrenciyi kendi istediği konuyu çalışmaya zorlama ve hocanın çalışılan konu ile örtüşmeyen farklı araştırma geçmişi hoca faktöründen kaynaklanabilecek başarısızlık nedenlerinden bazıları olabilir. Hayatımızın geri kalanına büyük etki bırakacak, stres ve benzeri psikolojik rahatsızlıklara gebe olmaya aday böylesi zor bir süreç öncesinde atılacak dikkatli adımlar başarılı, faydalı ve etkili bir çalışmaya öncülük edebilir.

Bunların yanında başarısızlığa itecek diğer faktörlere değinecek olursak; bunlardan birisi lisans, yüksek lisans ve doktorayı aynı üniversitede yapmak. Bunun ana sebebi de o üniversitenin araştırma geleneğine fazlasıyla aşina olup başka üniversite ve ülkelerdeki ufuk açıcı farklı tecrübelerden yararlanma imkânını kaçırmak olabilir diye açıklanabilir. Diğer sebeplerden biriside burslu bir programa yerleşmemek çünkü bu durumda öğrenci araştırma süreci boyunca ekonomik sıkıntılarla da mücadele etmek zorunda kalıp araştırmasını boşlayabilir. Bunun yanında ağdalı bir dil kullanmada ısrar ve uzun cümlelerle anlaşılması zor tabirler kullanmak tezi başarısızlığa itebilir. Hitap edilen okuyucu kesiminin anlayacağı acık ve anlaşılır bir dil kullanmak akademik çalışmanın değerini düşürmez. Akademik yöntem ağdalı dil kullanmak değil; açık ve anlaşılır metodoloji ile konuyu ele almak ve ele alınan konuya yeni bir bakış açısı getirmektir.

Kişi kendi gelişimi ve araştırma konusunun takibinden sorumlu tek kişidir. Danışman hoca araştırmanın yolunda gittiğinden sorumlu kişi değildir. Sadece akıl danışılıp tecrübelerinden faydalanılacak, uzman olduğu alanda tavsiye vermek ve yapılan araştırmanın akademik nitelik taşıdığından emin olmak için sürecin takipçisi olması için başvurulacak kişidir. Okunulacak kitapları hatırlatma veya listesini oluşturma gibi bir sorumluluğu yoktur. Ancak danışıldığı vakit alandaki ana kaynakların hangisi olduğunu söylemeli ve bu konuda yol göstermelidir. Fakat bunu da belirtmekte yarar var, olgun bir öğrenci yüksek lisans ve doktora öğrencisi ana kaynakların araştırılması, tespiti ve onlara ulaşma konusunda yeterli bir beceri ve sorumlulukta olmalıdır. Mesaisinin büyük bölümünü harcayacağı bu işe gerekli önemi vermeli ve en verimli şekilde sonlandırmak için nelerin yapılması gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Bunun için herhangi bir dışsal motivasyona ihtiyaç duyması akademik olgunluğun yetersizliğine delildir. Diğer taraftan bu sadece kendi tez konusu ile ilgilenip gözünü diğer tüm konulara kapatma olarak algılanmamalıdır. Çoklu bakış açısı ile beraber yan dallardaki gelişmeler ve özellikle disiplinler arası ilişkininde göz önünde bulundurulması önemlidir.

Tezde her şeyi kapsamaya çalışmak da sıkıntılara ve başarısızlığa yol açabilir. Her şeyi kapsayacak bir tez yazmanın imkânsızlığı ortada olduğuna göre tezin kapsamını belirlemek önemli bir husustur. Aslında akademik becerilerden biri de tezin neyi kapsamayacağını başarılı ve gerekçeli bir şekilde tespit etmektir. Tez ele aldığı konuyu yeterince derinine işlemeli ki ne demek istediğini tam olarak bir yere oturtabilsin. Fakat mesela eğitim ile ilgili bir konuya felsefi, ekonomik ve sosyolojik açıdan hepsini aynı anda incelemek bir tezin boyutu açısından baş edilecek bir durum değildir. Bu yüzden araştırmacı konuyu yeterince derine incelediğinden emin olmak için yeterince daralttığından da emin olmalıdır. Bu da şuna götürür bir tez için bir araştırılacak konu. En iyi tez kapsamı dar olan tezdir.

Lisansüstü öğrencileri için bir diğer önemli hususlardan biri de pligiarism’dir yani intihal. Bu konuda tüm dünyada sıkıntı yaşanmaktadır sadece ülkemizde değil. Yurtdışında yakın zamanda yapılan bir araştırmanın bulgularına göre üniversite öğrencilerinin bir kısmı intihalin ne olduğunu bilmiyor. Burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, bilgi yaratma sürecinde yeni bir eser ortaya çıkarmış olmak gerekir. Öğrenciler akademik yazmayı bilgi yaratma ile değil, ne bildiklerini gösterme amacı ile ilişkilendiriyorlar. Ana sıkıntılardan biri bu mantığın yaygın olmasıdır. Elbette önceden üretilmiş bilgi birikiminden faydalanılır fakat bu bilgileri kullanırken öncekilere haklarını teslim etmek gerekir. Kullanılan bilginin kaynağını referans olarak vermeli ve eğer direk alıntı yapılmayacaksa araştırmacı kendi cümleleri ile yeniden ifade ederek işi/eseri kendisine ait kılmalıdır. İntihalin azaltılması için bu mantığın iyice kavranması önemlidir.

Son olarak, tez yazarken göz önünde bulundurulması gereken hususlara değinmekte yarar var. Bunlardan ilki bibliyografya kısmının format olarak da ve araştırma ile ilişkisi açısından da doğru bir şekilde yazılması önemli bir konudur. Bu işin savsaklanması başarısızlığa götürebilir. Doktora değerlendirme heyetinde bulunanların da sıklıkla belirttiği gibi tezde ilk baktıkları kısım bibliyografya kısmıdır. Hem içerik zenginliğini gösterir hem de gerçekten orada bulunun eserlerin okunup okunmadığını tezin hepsini okurken tespit etmek için ilk incelenecek yerlerden biridir.

Aynı zamanda tez içinde genellemelerde bulunan ifadelerden kaçınmak gerekir. Bazı araştırmacılar böyle düşünür türü genellemeler yapmak yerine referansı verilmiş spesifik iddiaları içermek istenilen yazım yöntemidir. Kimin böyle düşündüğü ya da kimin böyle düşünmediği net olmalı ki araştırmacının durduğu nokta belli olsun. Buna ek olarak Google etkisi olarak adlandırılan birincil ve ikincil bilgi kaynaklarının ne olduğunun farkında olmadan internet ortamında bulunan blog ve dergilere aşırı yer verme durumu da son zamanlarda sıklıkla görülen zayıflıklardan biridir. Ebetteki bu tür kaynakların kullanılması gereken durumlar olacaktır fakat bunlara fazlası ile başvurup araştırmanın teorik kısmını bile neredeyse bunlar üzerine bina edecek duruma gelme ihtimali bazen beliriyor. Araştırmacı hangi kaynağı niçin kullanmıştır bunun gerekçelendirmesini iyi yapmak zorundadır. Hatta bazen bir kaynak neden kullanılmamış onun bile gerekçelendirmesini yapmak zorunda kalabilir.

Kısa yazılmış giriş ve sonuç kısmı yine tez değerlendirme jürisinin tezi zayıf bulmalarına sebep olabilir. Araştırmacı yüzlerce kaynağı okuduktan sonra kendi araştırması üzerine yeterli bir sonuç kısmı yazabilmelidir. Giriş kısmında araştırmanın okuyucuyu içine çektiğini ve sağlam bir teorik altyapının oluşturulduğunu görmek isterler. Bu yüzden bunlar tez için misafirin hoş geldin ve uğurlanma kısımlarıdır ve belki tezin tüm geri kalanına dair kanaatin oluşacağı kısımlardır. Araştırmacının bunu göz önünde bulundurması ve gereken önemi vermesi başarılı bir tezin ortaya çıkması için önemlidir.

Son değineceğim konu da araştırmanın kemale erip yayınlanma durumuna gelmesi halinde hesaba katılması gereken bir konu. Çalışmamızın etkisini artırmak ve daha çok insana ulaşmasını sağlamak için yapılması gerekenler. Özellikle son zamanlarda bu konu için sosyal medya kullanımına artan bir vurgu var. Benzer ve diğer alanlardaki araştırmacılar ile iletişime geçme, onların çalışmalarından haberdar olma, ortak çalışmaların yolunu açma ve okuyuculara sınırları kaldıran bir iletişim alanı açması açısından akademisyenler arasında sosyal medyanın kullanımına dair olumu görüşler sıklıkla belirtiliyor. Aksi görüşlerin olduğu ve Facebook, Twitter benzeri sosyal medya alanlarına yapılan vurgunun abartıldığını düşünen akademisyenler, iyi bir araştırmanın okuyucusuna her türlü ulaşacağı fikrinden hareketle karşı çıkmaktalar. Fakat belirtmekte yarar var bir araştırmanın etkisini hesaba katmak ve muhatap kesime ulaşmasını sağlamak için yollar aramak doktora boyunca ve sonrasında hesaba katılması gereken bir durumdur. Sosyal medyanın bu açıdan kullanışlı olacağı genel bir kanaat halini aldığı söylenebilir.

İyi hesaplanmış, zorlukların ve beklentilerin önceden değerlendirildiği bir doktora ve yüksek lisans süreci eğitimden daha verimli sonuçlar alınmasını sağlar. Bu tür konuların üzerine konuşulması, bu süreçten geçen kişilerin kendi tecrübeleri ışığında olası sıkıntıların anlatıldığı yazılar yazması bu yolun yolcularına çok faydalı olacaktır. Akademik çalışmalarının kalitesini artırmanın etkili yollarından biri öncekilerin başarı ve sıkıntıları üzerine düşünüp, kendi tecrübemize yansıtmak ve ayna tutmaktır. Danışman hocaların neleri beklediğini ve beklemediğini örneklerle açıkladığı yazılar yazması resmin öğrencilerin gözünde netleşmesine yol açar. Bu yazı bunun yolunu açmak ve öğrenci hoca etkileşimini artırmak için bazı kanalların açılması arayışıdır.

Abdullah Çiftçi
Sosyal Bilimler Platformu Blog Yazarı
a.ciftci@sosyalbilimler.org

Yasal Uyarı: Yayınlanan bu yazının tüm hakları Sosyal Bilimler Platformu’na (www.sosyalbilimler.org) aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Sosyal Bilimler Haftalık E-Bülten Aboneliği

* indicates required

1 yorum

  • Merhabalar , ben bu yıl Yüksek Lisans yapmayı düşünüyorum. Ve biz öğrenciler için yol gösterici ve çok kapsamlı bir yazı olmuş. Teşekkürler, iyi çalışmalar.

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.