Sosyal Bilimler

İnsanlara Benzeyen Domuzlar ve Domuzlara Benzeyen İnsanlar | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

İnsanlara Benzeyen Domuzlar ve Domuzlara Benzeyen İnsanlar

CIA’nin kitabın ‘değiştirilmesindeki’ rolü, 20 yıl süreyle, Everette Howard Hunt’ın 1974’de Gizli Görev: Bir Amerikan Gizli Ajanının Anıları adlı kitabında hikâyeyi ortaya çıkarmasına kadar gizli kaldı. Ocak 1950’de, Orwell 46 yaşında öldüğünde, o dönem New York’da yaşayan Hunt, CIA’nin Psikolojik Savaş Çalıştayı’nın bir parçası olarak Hayvan Çiftliği’nin telif haklarını alması için görevlendirilmişti. Bazıları Hunt’ın anlaşma içindeki rolünü abarttığına inanır –iddialara göre Orwell’in eşine en sevdiği film yıldızı Clark Gable ile tanışma sözü verilmiş– fakat gerçek olan tek bir şey var o da Hunt’ın film çalışmalarında aktif rol oynadığı. Ve bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, Hunt Watergate’e gizlice giren ekipte olmasıyla ünlenmişti.

animal-farm-libro_640Hunt başarılı olmuş olacak ki, Hayvan Çiftliği, klasik bir kapitalist propaganda aracına dönüştü. İlk olarak II. Dünya Savaşı yıllarında yayımlanan kitap, aradan geçen on yılları ve Sovyet rejimi hakkındaki kulaktan dolma bilgileri kolay anlaşılır ve özet bir biçimde sunuyordu. Hayvan Çiftliği, klasik bir satir ve sosyalizme dair bir eleştiri niteliğinde olacaktı ancak, George Orwell, Sovyetler Birliği’ne hiç gitmemişti. Konu hakkındaki bilgileri de komünizm karşıtlarından edinmişti. Kitabın tarafsız gazetecilikle ilgisi yoktu ve mesele hakkında derin bir bilgi vermiyordu.

Orijinal kitap ve iki film kabaca aynı konuyu işlerler. Politik fabl olarak betimlenen film, fakir ve sarhoş çiftçi Jones tarafından yönetilen Manor Çiftliğinin hikayesini anlatır. Çiftliğin ihmal edilen nüfusu, Koca Reis adındaki bilge ve yaşlı domuzun rüyasını dinledikten sonra, eğer birlikte isyan ederlerse Jones’u kovup bütün hayvanların özgür ve eşit olacağı yeni bir dünya yaratabilecekleri fikrine sıcak bakarlar. Kartopu adındaki zeki bir domuz önderliğinde ayaklanan hayvanlar, gerçekten de Jones’u çiftlikten atıp bütün malına el koymayı başarırlar. Ve çiftliğin adını Hayvan Çiftliği olarak değiştirirler.

hayvan-ciftligi-canBaşlarda, şartlar iyileşir; fakat domuzlar (hayvanlar arasında en zekiler) belli başlı konforları kendilerine saklamaya başlarlar; elmalar gibi, süt gibi. Açgözlü, vasat tabiatlı domuz Napolyon, beyinlerini yıkadığı eğitimli köpeklerden oluşan çeteyi Kartopu’nu çiftlikten kovmak için kullanır. Sonra da Yaşlı Reis’in öngördüğünden çok farklı, yeni, korkutucu bir toplumun temellerini atmaya başlar. Domuzların hayatı giderek daha iyi hale gelirken, diğer hayvanlar ya öldürülür ya açlıktan muzdarip olur ve her şekilde Jones’un idaresinde oldukları zamanlardan daha ürkünç ve daha nitelikli bir baskı altında ezilirler.

Orwell, imalarında incelik gösterme girişiminde bulunmaz –herkes hiç zorlanmadan Hayvan Çiftliği’nin Sovyetler’in kaba bir metaforu olduğunu anlayabilir– Napolyon Stalin’in metaforuyken, Kartopu da 1920’lerin ortalarında SSCB’den sürgün edilen Stalin’in rakibi Leon Trotsky’nin tasviridir.

İlk film, 1954 yapımı CIA tarafından finanse edilen bir animasyondur. Kitaba bağlı kalan bu karanlık, kasvetli çizgi film, Hayvan Çiftliği’nin ve Kartopu ile sinsi Napolyon arasındaki çatışmanın nefret uyandırıcı bir portresini çizer. 1999’da gösterilen ikinci film, birçok yıldızı buluşturan dev bir prodüksiyondur (Patrick Stewart, Seinfeld’le tanıdığımız Julia-Louis Dreyfus ve Fraiser dizisinden Kelsey Grammer).

Bu filmleri önemli yapan şey, özellikle sonları göz önüne alındığında, Orwell’in kitabından ayrılmalarıdır. Orijinal eserde Orwell, romanı, hayvanların kendini beğenmiş domuz liderlerle kendilerini baskılayan insan çiftçiler arasında bir fark olmadığını anlamalarıyla bitirir. Bu alaycı kapanış, Orwell’in daha iyi bir dünya yaratma girişiminde bulunan herhangi bir hareketin sadece devirdiği tiranlığa benzer hatta daha kötü bir zalimlikle karşı karşıya kalacağına yönelik fikrini destekler.

animal-pigs

Fakat her iki film de bir adım ileri gider. 1954 yapımı animasyon, kitaptan oldukça farklı şekilde biter. Birçok çiftlikten kötü muamele gören hayvanlar, şartlar iyiyken her daim yan gelip yatan eşek Benjamin liderliğinde birleşir ve insan sahiplerine saldırmak yerine, meydan okurcasına Hayvan Çiftliği’ne yürüyüp Napolyon’u öldürmek isterler. Burada her ne kadar aksi amaçlanmış olsa da, rejime karşı bir ayaklanmaktan çok, pastadaki payını arttırmak isteyen bir güruh söz konusudur. Bu nedenle de değişimi kimin finanse ettiğini göz önünde bulundurmamız gerekir: CIA. Mesaj basittir ve Sovyetler halkını hedefler: “yeni hükümetiniz zalim ve aşağılık, size yeterince pay vermiyor, şimdi onu devirebilirsiniz -ki öyle de yapmalısınız.”

1999 canlı aksiyon versiyonu Stalin döneminden on yıllar sonra çekilmiştir. Ve ucu açık bir son yaratmaktan çekinmez. Final sekansında, şiirsel olmaya yönelik acemi bir girişimle, çılgınca yağan yağmur Napolyon’un hükümetini “yıkayıp geçer”. Hayvanlar, yeni sahiplerini, kendilerine patronluk taslayacak, emir verecek tüketecek ve sömürecek olan insan aileyi karşılarlar. Film, basmakalıp, klişe bir sahneyle, yeni patronların bir zamanlar Hayvan Çiftliği olan araziye doğru ilerleyişiyle biter. Ailenin temiz gülücükleri ve Jesse’nin dış sesi baştan beri tek sorunun Jones’ın kötü yönetimi olduğunu, bütün hayvanların aslında Cleaverlar gibi bir aile tarafından sahiplenilmeye (sömürülmeye) ihtiyacı olduğunu ima eder.

animal-farm-1999

Bu filmlerde, Hayvan Çiftliği’nin çift taraflı ve aldatıcı doğası bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar. Filmler, Orwell’in kitabının bir adım ötesine gidilerek, açıkça şiddetli bir karşı devrim için çağrısı yaparlar. Bu bakımdan, 1999 versiyonunun daha ılımlı olması mantıklıdır; çünkü o tarihte Sovyetler çoktan parçalanmıştır ve 50’lerin Soğuk Savaş siyaseti de güncelliğini yitirmiştir.

Hayvan Çiftliği’nde sunulan politik tarih, gerçeklerden çok ideolojik yönlendirmelere dayalıdır ve izleyenleri gerçek olduğuna inandırma eğilimi gösterir. Bir masalın içerisine saklanmış olduklarından gülünç ya da taraflı iddiaları belirlemek zordur. Hayvan Çiftliği, birçok açıdan kapitalist medyanın popüler kültürü ideolojik hedeflerine erişmek için kullanmasına örnek gösterilebilir. Ancak, orijinal metni dikkate alırsak, Orwell’in her girişimde daha kötüye gidileceğine dair iddiası farklı bir biçimde de yorumlanabilir: Her fikirden ve ideolojiden politikacılar gelir ve giderler; onları yaratan, yükselten ve güçlendiren kitlelerdir. Siyasetçiler, halklar olmadan anlamsızdırlar. Bu nedenle, aslında değişmesi gereken toplumlardaki açgözlü, bencil ve benmerkezci zihniyettir. Ancak bu şekilde domuzlara benzeyen insanlar ve insanlara benzeyen domuzlar olmaktan kurtulabiliriz. Kısaca, nasıl düşünürsek öyle yönetiliriz.

Zeynep Şenel Gencer
Sosyal Bilimler Platformu, Sinema Editörü
z.s.gencer@sosyalbilimler.org

Yasal Uyarı: Yayınlanan bu yazının tüm hakları Sosyal Bilimler Platformu’na (www.sosyalbilimler.org) aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Animal Farm (1954) Official Trailer

Animal Farm (1999) Official Trailer

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.