Sosyal Bilimler

Haydi Sosyal Bilimleri Şöyle Bir Silkeleyelim! | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Haydi Sosyal Bilimleri Şöyle Bir Silkeleyelim!

25 yıl önce mezun olduğumda şu anda varlığını sürdürmeyen doğa bilimleri bölümleri bulunuyordu. Anatomi, Histoloji, Biyokimya ve Fizyoloji bölümleri kaybolurken bunlar yenilikçi kök hücre biyolojisi, sistem biyolojisi, nörobiyoloji ve moleküler biyofizik gibi yenilikçi bölümler ile yer değiştirdi. Darwin’den ilhamla şunu söyleyebiliriz ki doğa bilimleri zamanla evrimleşiyor. Kopyalama tekniklerinin kusursuzlaşması kök hücre biyolojisine yol açarken bilgisayar bilimlerindeki ilerlemeler sistem biyolojisine katkı sundu. Üniversite bölümleri ve branşları da dâhil olmak üzere bütün bu yeni araştırma alanları varlıklarını yeni buluş ve yeni gereçlere borçlular.

Öbür tarafta ise sosyal bilimler yerinde saydı. Neredeyse 100 yıldır süregelen belli başlı temel akademik disiplin ve bölümleri sunmaya devam ediyor: Sosyoloji, ekonomi, antropoloji, psikoloji ve siyasal bilimler. Bu sadece sıkıcı olmakla kalmayıp aynı zamanda üretkenliği engelleyen, en son bilimsel ilerlemeler ile uğraşı kısıtlayan ve yeni yararlı bilgilerin ortaya çıkarılmasının karşısında duran bir hal alıyor. Böyle bir atalet hali gereksiz bir güvensizlik ve muhafazakarlık aksettirirken aslında neden sosyal bilimlerin doğa bilimleri kadar prestij sahibi olmayışını da açıklıyor.

Vatandaşların, siyasilerin ve üniversite bağışçılarının sosyal bilimlere karşı sahip oldukları güvensizliğinin bir sebebi, sosyal bilimcilerin çoğu zaman zafer ilan etme şansını kaçırmaları ve sınırları aşarak ilerlemeyi başaramamalarıdır. Doğa bilimcileri gibi şunu söyleyebilmeliler:  “Bu konu hakkında makul derecede kesinliğe sahip bulgulara ulaştık ve artık şimdi daha heyecan verici alanlara yöneliyoruz”. Fakat yapmıyorlar.

Önerdiğim şey sosyal bilimcilerin öğretmeyi bırakıp tekel güçleri, etnik fişleme, sağlıktaki eşitsizlikler gibi konuları araştırmaları değil. Herkes tekelin pazarlar için kötü olduğunu, insanların etnik ön yargılara sahip olduğunu ve hastalıkların sosyal sınıflarda eşitsiz biçimde yayıldığını bilir. Bu tip konularda sürekli olarak yapılan benzer çalışmaların verimi azalıyor. Defalarca bu fenomenleri gözlemlemek onları düzeltmeye de yardım etmiyor.

Bu yüzden sosyal bilimciler yerleşik konulara küçük bir muhafıza birliği ayırıp güçlerinin büyük bir bölümünü sosyal nörobilim, davranışsal ekonomi, evrimsel psikoloji ve sosyal epigenetik gibi, tesadüfi denilemeyecek bir şekilde doğa bilimleri ve sosyal bilimlerin kesişim noktalarında bulunan yeni alanlarda mevzilendirmeliler. Bu anlamda örneğin davranışsal ekonomi klasik ekonomiyi radikal bir şekilde yeniden şekillendirmek amacıyla psikolojiyi kullanmıştır.

Böylesi disiplinler arası gayretler aynı zamanda kronik hastalıklar, enerji tasarrufu, yaygın hastalıklar, kuşaklar arası yoksulluk ve iktisadi krizler hakkında kullanışlı iç görüler üretiyor. Örneğin insanlar arasındaki sosyal ağların yapısının ve işleyişinin daha iyi anlaşılması, toplumsal sistem içerisinde hangi bireylerin virüslerin ya da fikirlerin yayılmasında daha büyük bir etkiye sahip olduğunu anlamamıza yardım eder. Sonuç olarak, şu an bulunduğumuz noktada kırsal kesimdeki aşılama uygulamaları ve şehirli okul çocuklarının emniyet kemeri kullanımı gibi istenen uygulamaların benimsenmesinin yaygınlaşmasını düzenleyecek yeni yöntemlere sahibiz.

Yüzleştiğimiz problemlerin genişlik ve karmaşıklığını, bunun yanında  21. Yüzyıl biliminin yeniliğini de yansıtabilen sosyal bilim bölümleri oluşturmanın zamanı geldi. Bunlar biyososyal bilimler, iletişim ağı bilimleri, nöroekonomi, davranışsal genetik ve hesaplamalı sosyal bilimleri içerecektir. Bilim ilerledikçe, önünde sonunda bu bölümler kendi kendilerine ayrılacak ya da biçim değiştireceklerdir.

Son dönemde yaşanan bazı gelişmeler içerisinde potansiyel barındırıyor. Yale üniversitesinde Jackson Küresel İlişkiler Enstitüsü uluslar arası meseleler ile ilgili çalışmalarında çeşitli sosyal bilim disiplinlerine başvuruyor ve yeni bir bölüm sunuyor. Harvard’da ise modern genetiğe dayalı olan  fiziksel antropolojinin alt disiplini, evrimsel biyoloji departmanı oluşturulmak üzere antropoloji bölümünden ayrıldı. Fakat yine de bu gayretler yeni türler meydana getirmekten ziyade sürüden ayrılan ufak kesimler olarak ilerliyor.  Henüz sosyal bilimlerin temel DNA’sını değiştirmiş değiliz. Gerçi bu yöndeki çabalarımızda başarısız olsak bile doğa bilimlerinden hakkıyla, istifade edilebilecek şekilde aktarılabilmiş konuları sosyal bilimlerin kapsamına dahil edebiliriz.

Yeni sosyal bilim ana bilim dalları, pedagojinin yeni yöntemlerini kullanarak öğrencileri daha iyi eğitmekte yardımcı da olabilir. Örneğin doğa bilimleri öğrencileri ilk yıllarından itibaren laboratuvar deneyleri yapmaya başlarlar. Bu neden sosyal bilim öğrencileri için yaygın bir durum değildir?  Bir öğrenci sosyal bir fenomeni öğrenme aşamasında neden laboratuvara girip inceleme yapmasın- Pazarlar nasıl doygunluğa ulaşır, insanlar nasıl işbirliği yaparlar, toplumsal bağlar nasıl şekillenir? Günümüzde yeni buluşlar bunları uygulanabilir kılıyor.  Artık İnternet’i kullanarak binlerce insanın katılımıyla randomize deneyler yapmak mümkün. Bu şu aşamada radikal görünüyor çünkü mevut sosyal bilim bölümleri bu şekilde öğretmek üzere düzenlemedi.

Geçtiğimiz yüzyılda insanlar önemli sorunlarını çözüme kavuşturmak amacıyla fizik ve biyolojiden faydalandılar. Sosyal bilimler de insanlığın refahı için aynı düzeyde umut vadediyor; yaşam kalitemiz, bireysel ve toplumsal davranışlarımız üzerinde daha derin anlayış sahibi olmamızla yükseltilebilir.  Fakat bu ümidi gerçekleştirmek için sosyal bilimlerin geleneksel yapılarını günümüz entelektüel dünyası ile bağdaştırması gerekiyor.

Nicholas A. Christakis
Let’s Shake Up the Social Sciences
New York Times, 19 Haziran 2013

Çevirmen Kaan Bodur
Sosyal Bilimler Platformu Çevirmeni
k.bodur@sosyalbilimler.org


Yasal Uyarı: Bu metin, Sosyal Bilimler Platformu Çeviri Ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olup söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; Sosyal Bilimler Platformu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.