Sosyal Bilimler

Bir Elias Canetti Metni: Sinek Azabı | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Bir Elias Canetti Metni: Sinek Azabı

Kuşlar, beraberce Afrika’ya uçtuklarında, dans ederler. Bizimkilerden daha ince ve daha dolu dolu ritimleri, kanat çırpışlarından gelir. Yerde tepinmez, ama havaya vururlar; hava, onlara karşı iyi niyetlidir. Topraksa bizden nefret eder.

Ölüler arasında, yenmemiş hayvanlar da vardı.

Düşünüşümüzdeki hayvanlar yine, boyun eğdirilmelerinden önce olduğu gibi, kudretli hale gelmeli.

Ve hayvanların soluğunun hep duyulmamış yeni kelimeler biçimlendirmesini bekliyor insan.

Sarı tahıl üzerindeki kargalar, ona en güçlü yaşam duygusunu veriyor.

Nasıl başkaları kavramlarla düşünürse, o da hayvanlarla düşünüyor.

En çok, en açgözlü balıkların tadı hoşuna gidiyor.

Kuşların kafir sesleri.

İnsan, hayvanların biçimlerine kendini alıştırdıkça düşünce berraklaşıyor.

İçinde ölmüş insanlar şimdiden gereğinden fazla kudretli. Sıra ölü hayvanlara geldiğinde, hali ne olacak?

Geceleri büyük yüksekliklerde uçarak uyuyan ebabil kuşları hakkındaki o haberin beni etkileyen yönü, rüya ile uçuşun birlikteliği oldu.

Parmak uçlarında “tavandaki sinekleri yakalayan” bir dev. Ahırdaki askeri atlar devden çekiniyor. “Atların gözleri, nesneleri insanların gözlerinden çok daha fazla büyütüyormuş.”

Kısa bir süre bir hayvan olmak için yıllarımı vermeye razıyım.

Bitkilerin kısıtlı, hayvanlarınsa modası geçmiş olduğunu düşünüyordu.

Karınca grevi.

Şaşırtıcı bir düşünce; ölümsüzlüğün ilk olarak bir evcil hayvanda başarılması, bir köpekte mesela: ölümsüz köpek.

Turnaların bu dansı; nasıl oluyor da, insanlar bir adım atmaya dahi cüret edebiliyor?

Başka kalpler yerleştirmeli, sırtlanlarınkinin yerine atlarınkini.

Bütün hayvanların soyu tükenmiş. Artık hayvanlara bakmadıklarında, insanlar giderek daha çok birbirlerine mi benzeyecekler?

Dünyanın gelişimi, daha fazla hayvanı hayatta tutmamıza bağlı. Fakat en önemli olanlar, pratik sebeplerden ihtiyaç duyulmayan hayvanlardır. Soyu tükenen her hayvan türü, bizim yaşama olasılığımızı biraz daha düşürüyor. Sadece onların görünüş ve sesleri sayesinde insan kalabiliriz. Kökenleri silinip gittiğinde, dönüşümlerimiz yıpranacaktır.

Artık kan görmeye dayanamayan bir kaplan.

Varsın diğerlerinin koruyucu melekleri olsun, onun bir koruyucu kuşu var.

Togo’ daki Ewe halkının beslediği uzun kuyruklu maymunlar öyle evcil ve öyle kavrayışlıdır ki, satıcı olarak kullanılırlar: Boyunlarına, tomarı beş kuruşluk tütün yapraklarıyla dolu bir bal kabağı kabuğu asıldıktan sonra pazara gönderilirler. Müşterinin biri, parasını kabuğa koymadan bir tomar aldı mı, parayı ödeyene dek maymun onu takip eder.

— Diedrich Westermann, Die Kpelle

Hayvanlarda, daha doğrusu onu susturacak kadar tahrik edenlerinde, onu teskin eden bir şey var.

Hayat önemli bir şey değildir. Bütün kölelerin de yaşar, bütün hayvanlar da.

— Seneca, sefilce!

Evcil hayvanlar, paradan önemli.

“Ankete katılan İngilizlerin yüzde onu, mutlulukları için hayvanların, eşlerinden daha önemli olduğunu belirtti. Yüzde yirmisi, hayvanları çocuklardan; üçte birden fazlasıysa işlerinden daha önemli buluyor. Ankete katılanların neredeyse yarısı hayvanları paradan da daha önemli bulurken; yüzde doksan dördü, televizyon karşısında oturmaktansa hayvanlarıyla uğraşmayı tercih ediyor!”

Balinaların sesleri: Bize karşı kendini savunamayan canlıların bu barışçıl seslerini duyduğumda aslında utanç duyuyorum. Diğerlerinde olduğu gibi sadece bedenlerini değil, birbirlerinden duydukları heyecanı da gasp ettik, fakat ceza olarak onları anlamaktan men edildik. Daha fazla zorla içlerine girmekten vazgeçiyorum. Onları bırakıyorum. Duygudaşlığını onlar için zehirli. Av kalacaklar.

Hayvanların isimlerini söylemek, onu sakinleştiriyor. İsimlerinden gurur duyuyor. “Bu var. Daha bunun soyunu kurutmadık.”

Ahmaklıklarıyla insanlara benzeyen hayvanlar var elbet. Ama hayvanlarınkinin gerçekten ahmaklık olmadığı ve her koşulda bizimkine oranla daha masum olduğu hissinden bir türlü kurtulamıyor insan.

Munch’un bir resminde, bir at kafası gördüm. Yabanilik ile kölelik bir aradaydı. Ve nihayet atları neden böyle acıyla sevdiğimi artık biliyorum.

Ceylan çocuğun o vahadaki sıçrayışlarını okudum: ait olduğu gruptaki ceylanlar gibi dört metre sıçrayan bir insan yavrusu. Bunu okurken ve o günden beridir hep kendime sorduğum bir soru: Dönüşüm ile kastettiğim bu mu?

Hayvanlarda elde edilemeyecek olan: onların bizi nasıl gördüğü. Hayvanların duygulandırdığı ve insanların alçaklığının sıktığı Leonardo.

Onu kötü kılmayan şey, sürekli düşünüşü.

“Dövdüğümüz eşekler. Ey umursamaz doğa … ve tüm hayatlarını işkencecilerine iyilik yaparak geçiriyorlar.”

“Koyunların, ineklerin, keçilerin ve benzerlerinin. Sayısızlarının yavruları ellerinden alınıyor, kendileri ise parçalanıyorlar.”

Hayal kurmanın gücü, hayvanların çeşitliliğine bağlıdır, diyordu. Onların tükenmesiyle, hayal kurmanın da sona ermesi yakındır.

Bugün bir kadının, Misia Sert’in anılarında, en korkunç hikayeyi buldum. Ona Sinek Azabı adını veriyor ve kelimesi kelimesine buraya aktarıyorum:

“Küçük uyku arkadaşlarımdan biri, sinek yakalama sanatında ustalaşmıştı. Bu hayvanlar üzerinde yaptığı meşakkatli araştırmalar ona, onları öldürmeden iğneye geçirmek için iğnenin saplanması gereken noktayı tamı tamına saptama olanağını tanımıştı. Bu şekilde, canlı sineklerden oluşan kolyeler imal ediyordu ve kendini, o küçük umarsız ayaklar ve titreyen kanatlar cildine dokunduğunda hissettiği ilahi duygunun büyüsüne kaptırıyordu.”

Karıncalar, zamanlarının çoğunluğunu hiçbir şey yapmadan geçirir. Karınca tahayyülünde bir devrim.

Kim ki hayvanlardan çok bahsediyorsa, insanlar adına utanıyordur.

Hayvanlar yerine hayvanların biçimlerine sadık kalıyor.

Onlar katledilmiyor.

Hangi yazar, sineğine konuşmadı?

Kimi sineğinden tanıyamam?

Kim, kendi yerine tıpış tıpış yürüyecek bir sinek beslemez?

Hayvanların kesilmeden önceki duyguları gibi tüm nafile duygular.

Elias Canetti
Hayvanlar  Üzerine,  s. 108-112.

Yazar ve Eser Adı: Elias Canetti, Hayvanlar Üzerine
Eserin Orijinal Başlığı: Über Tiere / Mit einem Nachwort von Brigitte Kronauer
Çevirmen: Levent Konca
Yayınevi ve Yayım Yılı: Sel Yayınları, 2011
ISBN: 9789755706580
Sayfa Sayısı: 116
Idefix | Babil | Kitap Yurdu

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.