Sosyal Bilimler

Bir Yükseliş ve Düşüş Hikayesi: The Ides of March | Sosyal Bilimler
Sosyal Bilimler

Bir Yükseliş ve Düşüş Hikayesi: The Ides of March

The Ides of March [Zirveye Giden Yol – 2011] aktörlükten yönetmenliğe adım atan George Clooney’nin dördüncü filmi olarak, politik drama türünde eser veren diğer aktör-yönetmenlerle özellikle de Robert Redford ile karşılaştırılmasına vesile olmuştur. Her ne kadar Clooney’nin 50’lerin liberal yayıncısı Edward R. Murrow ve o dönem cadı avcılığına soyunan Joseph McCarthy arasındaki çatışmayı konu alan filmi Good Night, and Good Luck [İyi Geceler İyi Şanslar – 2000], yine aynı dönemde, medyadaki yozlaşmışlığı odağına alan Redford yapımı Quiz Show ile daha önce de kıyaslandıysa da, Clooney’nin tarzını belirleyen filmin The Ides of March olduğunu belirtmemiz gerekir.

The Ides of March, yönetmenin Redford’un başrolünde oynadığı 1972 yapımı The Candidate [1972]’den ilham alarak şekillendirdiği bir hikaye olarak da görülebilir. Bilindiği gibi bu film, demokratik politikalar, seçimleri kazanmak için yapılan fedakarlıklar ve verilen tavizlerle ilgiliydi. The Ides of March ise The Candidate’den daha sert bir yapım olarak; ismiyle bile seyirciyi Julius Caesar’ın M.Ö 44 yılının 15 martında suikastle öldürüldüğü entrika dolu tarihi düşünmeye yöneltir.

The Ides of March [2011]
The Ides of March çoğunlukla Cincinnati’nin iş merkezleri, kuleler ve köprüklerle çevrili, çelik ve beton silüetinin banliyö havasıyla harmanlandığı geniş ve ıssız sokaklarda geçer. Pennsylvania’nın yakışıklı demokrat valisi Mike Morris (Clooney), ön seçimlerden zaferle çıkıp başkanlık koltuğuna ulaşmayı hedeflemektedir. Aylardan martdır ve sokaklar da eriyen karla birlikte aynı Amerika’nın geleceği hakkındaki heyecanlı belagatlerin uçuştuğu politik atmosfer gibi ıslak ve kaygandır. Karanlıktan çıkan bir adam, liberal politik mevzular hakkında uzlaştırıcı bir üslupla ve dürüstlükle konuşarak yükselmeye başlar. Ancak bu kişi Vali Morris değildir; aksine perde arkasından bir figürdür: Stephen Meyers (Ryan Gosling), 30 yaşında zeki bir asistan olarak Morris’in kampanya metinlerini yazmaktadır. Film de seçim tartışmalarının yapılacağı salonda akustiği test etmek ve ayarlamak için sahneye çıkan ve Morris’in metnini yüksek sesle okuyan Meyers’in görüntüsüyle açılır: Ben Hristiyan değilim, Ateist değilim, Yahudi değilim, Müslüman da değilim. Benim inandığım dine Amerika Birleşik Devletleri Anayasası deniliyor.”

Morris’in tecrübeli sakin ve kendinden emin kampanya müdürü Paul Zara (Philip Seymour Hoffman), valinin adanmış bir hayranıdır ve zamanın büyük sorularına dair tüm doğru düğmelere basmakta ısrarcıdır: küresel ısınma, yurt dışında temkinli askeri taahhütler ve yurt içinde adil vergilendirme. Her şey Morris’i Beyaz Saray’a götürecek bir zafer için hazırlanmış görünür. Fakat bu film yarışı muzaffer şekilde bitiren iyi adamlarla yada erdemin ödüllendirilmesiyle ilgili bir film değildir. Tüm ABD seçimlerinde ortaya çıkan, beklenmedik melodramatik olaylarla dolu, akıllı, tutarlı bir gerilim filmidir. Bu tür filmler Speechless [1994] ya da Primary Colors [Kirli Yarış – 1998] da olduğu gibi genelde uygunsuz ilişkiler, tehlike, rüşvet ve şantaj gibi konular içerir ve insanların ilkelerinden ödün vermesine ve hayatta kalabilmek için fedakarlıklar yapmasına yol açacak değişimlere odaklanır.

The Ides of March [2011]
Meyers, tarafsız, ilkeli bir tavır içinde hareket ettiğine inanmaya başlar, ancak kimsenin eli temiz değildir. Herkes nitelikli argümanlar ya da koşullara razı olmak yerine, insan oluşlarının zayıflığına kapılarak kendilerini, kariyerlerini, hırslarını kurtarmak için savaşmaya başlar. Fakat kazanmak ve vaatlerinizin yarısını yerine getirmek, dürüstlüğünüzü koruyup hiçbir şey kazanmamaktan daha mı iyidir? Clooney’nin dikkatli ilerleyişi seyircinin gündelik politik meselelerle bağlantıda kalmasını ve gizli ittifakları gözler önüne seren yakın planlarla dramatik etkiye kapılmasını sağlar.

Meyers kendisini Demokratik Ulusal Komite başkanının kızı 20 yaşındaki bir stajyerle tutkulu bir ilişki içinde bulur. Ancak valinin Molly Stearns (Evan Rachel Wood) ile ilişkisini ve kızın hamile olduğunu keşfedince durumu kendisi çözümlemeye karar verir. Ancak asıl sorunlar, Meyers’in rakip kampanyanın deneyimli yöneticisi Tom Duffy (Paul Giamatti) ile görüşmeyi kabul etmesiyle başlar. Duffy, Meyers’i kazanan tarafta yer alması ve her şey parçalanmadan gemiden atlaması için ikna etmeye çalışır. Ve bu küçük hata, bir dizi yalana ve ihanete giden engebeli yolu açıverir. Duffy, aslında Stephen’ın yeteneğinin kendi tecrübesine üstün geleceğine ikna olmuş ve rakip kampanyayı çökertmek için hileli bir girişimde bulunmuştur. Bu sırada bir New York Times muhabiri Ida Horowicz (Marisa Tomei) de Paul’un, Kuzey Carolina senatörü Franklin Thompson (Jeffrey Wright) ile görüşmesinin detaylarını öğrenmek için Stephen’a şantaj yapmaktadır. Eğer bu detayları kendisine vermezse Duffy ile görüştüğünü yazacaktır. Böylece Duffy ile buluştuğunu Paul’e söylemekten son anda vazgeçen Stephen’da töhmet altında kalarak kendini kampanya dışında bulur. Stephen, kendisini sadakatsizlikle suçlayıp kovan Paul’e duyduğu öfkeyle kendini Duffy’nin yanında bulur. Ancak her şekilde kazanacağını açıklayan politika kurdunun oyunu karşısında afallar. Yine de özenle inşa ettiği kariyerini küçük bir hata yüzünden feda etmeye hazır değildir. Bu nedenle valiye gider; bir otel odasında intihar eden Molly’nin gayrı meşru ilişkilerine dair bir not bıraktığını söyleyerek blöf yapar.

Filmin en can alıcı noktalarından biri olan valinin Paul ile görüşme sahnesinde seyirci dışarıda bırakılır ve tahmin yürütmeye zorlanır. Vali, kampanya yöneticisini limuzinde kendisine katılmaya davet ettiğinde, Hoffman henüz yeni içmeye başladığı sigarasını söndürür; şaşkınlık ve biraz da telaşla arabaya biner. Karartılmış camlardan aktörlerin yüz ifadelerini göremeyiz yada konuşmaları duyamayız. Fakat kamera yolun karşısında konuşlanır; sanki seyirci tarafından itiliyormuşcasına birkaç metre ilerler. Sonra yine olduğu yerde sabitlenir. Hoffman inip araba hareket ettiğinde, dönüşü olmayan bir karar alındığını anlarız.

The Ides of March [2011]
Finalde, Stephen’ın yakın plandaki yüzünün görüntüsüne arka planda duyulan valinin sesi eşlik eder. Boş ve hissiz bakışlarıyla bir çekime hazırlanan Meyers’in, “Seçimlerde dürüstlüğünü yeniden kazandığımız için onur duyuyorum” sözlerini sarf eden valinin senatörün desteğini almasını sağladığını görürüz ve son sözler yine Stephen’ın kameraya bakan yüzüne karşı okunur: “Çünkü bu işin temelidir. Çünkü dünyaya kendimizi nasıl ifade ettiğimiz önemlidir. Haysiyet önemlidir. Dürüstlük önemlidir. Geleceğimiz bunlara bağlıdır.

The Ides of March, Clooney’yi dramatik gerilimi ve ahlâki odaklanmayı sürdürürken, oyuncularını mükemmel şekilde bir araya getirebilen bir yönetmen olarak öne çıkaran ciddi bir film. Politik çevreleri yönlendiren dinamiklere ışık tutarken aynı zamanda seçimlerin karmaşık ve aşırılıkla yüklü doğasına da dikkat çekiyor. Ve hırsla şekillenen sonda sadece tek bir sözü hatırlatıyor: “Siyasette ahlak yoktur; sadece çıkarlar vardır.

Zeynep Şenel Gencer
Sosyal Bilimler Platformu, Sinema Editörü
z.s.gencer@sosyalbilimler.org

Yasal Uyarı: Yayımlanan bu yazının tüm hakları Sosyal Bilimler Platformu’na (www.sosyalbilimler.org) aittir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz. Aksi taktirde bir hak ihlali söz konusu olduğunda; Sosyal Bilimler Platformu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Yorum Yazın

sosyalbilimler.org’a Katkıda Bulunabilirsiniz.

sosyalbilimler.org'da editörlük yapabilir, kendi yazılarını yayımlayarak blog yazarımız olabilir veya Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla çevirmenlik yapabilirsin. Mutlaka ilgi alanına yönelik bir görev vardır. sosyalbilimler.org ekibine katılmak için seni buraya alalım!

Bizi Takip Edin!

Sosyal Bilimleri sosyal ağlardan takip edebilir, aylık düzenlenen kitap çekilişlerimize katılabilirsiniz.